Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6032 E. 2023/1908 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6032
KARAR NO : 2023/1908
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 15.10.2018 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 23.10.2018 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

… Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince verilen düzeltilere esastan ret kararının maddi tazminata ilişkin kısmı bakımından kesin olduğu belirtilmiş ise de, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması karşısında, temyiz kesinlik sınırının hükmedilen veya reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden değerlendirileceği, maddi tazminat ve manevi tazminat bakımından ayrı ayrı değerlendirilemeyeceği dolayısıyla davalı vekilinin temyiz isteminin maddi tazminatı da kapsadığı kabulü ile yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.07.2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/46 Esas sayılı mahkemesi ile müvekkilin mahkumiyetine karar verildiği, yapılan temyiz üzerinde kararın bozulduğu, müvekkilin yargılama neticesinde beraatine karar verildiği, müvekkilinin 4 gün haksız yere gözaltına alındığını beyan ederek; avukat olan davacının söz konusu yargılama sebebiyle işlerinin düştüğünden, kurum sözleşmesinin feshedildiğinden bahisle davacı lehine 100.00,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 24.04.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresinde yetkili mahkemede açılıp açılmadığının denetlenmesi gerektiğini, tazminat şartlarının oluşmadığını, talep edilen zararla tedbir arasında illiyet olmadığını, zarara ilişkin belge sunulmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.11.2017 tarihli ve 2016/304 Esas, 2017/524 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.07.2018 tarihli ve 2018/1495 Esas, 2018/2309 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2021 tarih 2018/94745 sayılı tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz talebi bakımından ise; tazminat miktarının indirilmesine duruşma açılmadan karar verilmesinin 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesine aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; avukat olan davacının söz konusu yargılama sebebiyle işlerinin düşmesi sebebiyle uğradığı zararın, DEDAŞ’ın (… Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) vekili olan davacının sözleşmesinin fesh edilmesi sebebiyle uğradığı zararın ve ceza davasında ödenen avukatlık ücretinin de maddi tazminat kapsamına alınması gerektiğine, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının gözaltına alınıp tutuklanmadığına ve dolayısıyla tazminat koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece, davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği isnadıyla kamu davası açılmış, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2015/200 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilememesi nedeniyle 2016/264 karar sayılı hükmü ile davacının beraatine karar verilmiş, karar 29.04.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu, davacı isnat edilen suçtan 01.10.2010-04.10.2010 tarihinde tahliyesine karar verilmiş olup 4 gün süreyle tutuklu kaldığı belirlenerek, davacının tutuklu kaldığı süre içerisinde kazanç kaybının 1.044,08 olduğunu tespitle bu miktarda maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 01.10.2010 tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince davacı hakkında hükmedilen manevi tazminatın 3.000,00 TL’ye indirilmek suretiyle istinaf talebinin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/200-2016/264 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 01.10.2010-04.10.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 29.04.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

A.Davacının temyiz istemi yönünden;
1.Avukat olan davacının söz konusu yargılama nedeniyle işlerinin düşmesi sebebiyle uğradığı zararın korumda tedbirinden kaynaklandığına dair delil bulunmadığı gibi, söz konusu zararın muhtemel zarar kapsamında olup koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından bu zararın maddi tazminat kapsamına alınmamasında isabetsizlik görülmemiştir.

2.Davacının . ile yapılan sözleşmesinin söz konusu koruma tedbirinden kaynaklandığına dair delil bulunmadığı anlaşıldığından, oluştuğu iddia edilen bu zararın maddi tazminata dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davası dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1.Davacının hangi suçtan gözaltına alındığının tespiti bakımınan gözaltı giriş çıkış evraklarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya koyulmadan eksik araştırmaya hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Davacının gözaltına alındığı üç gün için kazanç kaybı yaşadığına dair bir belge bulunmadığı ve gelir elde ettiği dikkate alınmadan üç günlük kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanarak maddi tazminatın 57,98 TL yerine, avukat olan davacının vergi dairesi kayıtlarına göre 2010 yılındaki gelirinin günlük bazda hesaplanarak fazla maddi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok fazla manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

C.Tebliğname yönünden;
1.Gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 15.10.2018 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 23.10.2018 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında olduğundan bahisle reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki tebliğnamedeki (I) numaralı görüşe,

2.Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tazminat miktarının artırılmasının duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki (II) numaralı bozma öneren görüşe,

İştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-2-3) kısmında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.07.2018 tarihli ve 2018/1495 Esas, 2018/2309 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.05.2023 tarihinde karar verildi.