Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/5813 E. 2023/1672 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5813
KARAR NO : 2023/1672
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının müzik öğretmeni olarak görev yapmakta iken FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock programını kullandığından bahisle FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapılanmasına üye olduğu iddiasıyla 31.01.2017 tarihinde gözaltına alındığını, … Sulh Ceza Hakimliğinin 02.02.2017 tarih ve 2017/8 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını, 07.02.2017 tarihinde meslekten ihraç edildiğini, 12/09/2017 tarihinde adli kontrol kararı ile tahliye edildiğini, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 06.02.2018 tarih ve 2018/33 karar sayılı kararı ile “sanığın yüklenen suç açısından kastının bulunmadığı ve suçu işlemediği sabit olduğu” gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davacının hakkındaki soruşturma nedeniyle kendisine avukat tayin etmek zorunda kaldığını, 25.000,00TL avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını, tutuklu bulunduğu süre içerisinde cezaevinde harcamalar yaptığını, yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yol masrafı yaptığını bu giderler ile çocuğunun bakımı için bakıcı masrafının da ödenmesi gerektiğini belirterek 46.150,00 TL maddi ve haksız tutuklama nedeniyle davacının yaşamış olduğu üzüntü ve ızdırap nedeniyle 1.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 31.01.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 22.03.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacının kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiklerini, dava konusu tazminata faiz yürütülmesi isteminin hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.

3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2018 tarihli ve 2018/138 Esas, 2018/377 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.01.2019 tarihli ve 2018/3236 Esas, 2019/23 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2021 tarih, 2019/23478 sayılı tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi, davacının cezaevinde yaptığı harcamalar, ailesinin cezaevine giderken yaptıkları yol masrafları, çocuğunun bakımı için bakıcı giderinin de maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine, avukatlık sözleşmesi gereğince davacının ceza davasında avukatına ödediği 20.000,00 TL’nin de maddi tazminat dahilinde ödenmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi, tazminat koşullarının oluşmadığına ve manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde “… Davacı …’ün “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 31/01/2017 tarihinde gözaltına alındığını, 02/02/2017 tarihinde tutuklandığı, 12/09/2017 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda ise “beraatine” karar verildiği, davacının haksız yere gözaltında ve tutukta kaldığı, maddi ve manevi zarara uğradığı, dava dilekçesinde maddi tazminat kapsamında, ceza evinde yaptığı giderler, ailesinin cezaevine gidip gelmesi nedeniyle yaptığı giderler 2,5 yaşındaki çocuğu nedeniyle yapılan bakıcı gideri ve haksız tutuklamaya dayalı olarak eşinin tayin olması nedeniyle yapılan masraflar, maddi tazminat kapsamında istenmiş ise de, bu maddi giderler TCK 141 kapsamında maddi tazminata konu olamayacağından keza davacının vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 19/02/2018 tarihli 20.000,00 TL’lik serbest meslek makbuzununda … 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararından sonra kesilmiş olması nedeniyle maddi tazminata konu olamayacağı, ancak davadan önce kesilen 11/07/2017 tarihli 5.000,00 TL’lik serbest meslek makbuzunun maddi tazminata konu olacağı, ancak beraat ettiği ceza davasında mahkeme kararı ile belirlenen 4.360,00 TL ‘nin mahsup edilmesi nedeniyle davacının maddi kaybının 640,00 TL olduğu ve mahkemece bu şekilde kabul edildiği, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklanmasına neden olunan olayın oluş tarzı, tutuklandığı suçun niteliği dikkate alınarak, zenginleşme sonucu doğurmacayak hak ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak 16.000,00 TL’nin manevi tazminat olarak hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği ve yine taleple bağlı kalınarak hükmedilecek gözaltı tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte toplam 16.640,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2018 tarih, 2017/16-2018/33 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 31.01.2017-12.09.2017 tarihleri arasında 224 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 14.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların gerçekleştiği anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 16.640,00 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiş, davadan önce kesinleşen 5.000,00 TL’lik serbest meslek makbuzundaki bedelden, davacı lehine ceza davasında ödenen maktu vekalet ücretinin düşülmesi sonucu ortaya çıkan 640,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında ödenmesine karar verilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Davacının cezaevinde yaptığı harcamalar, yakınlarının kendisini ziyaret amacıyla yaptıkları seyahat giderleri ile bakıcı masrafı gibi harcama kalemleri koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine konu edilemeyeceğinden, bu giderlerin maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.01.2019 tarihli ve 2018/3236 Esas, 2019/23 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.01.2019 tarihli ve 2018/3236 Esas, 2019/23 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.