Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15888 E. 2023/1430 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15888
KARAR NO : 2023/1430
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarı nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2022 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan davada, Fatsa Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2022 tarihli ve 2022/23 Esas, 2022/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıtıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 43 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmistir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1586 Esas, 2022/1508 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.11.2022 tarihli ve 2022/140337 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanı dışında delil olmadığına, mağdurenin 4 gün boyunca sanığın eylemlerine maruz kaldığını iddia etmesine rağmen sessiz kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, olay yerinde keşif yapılması gerektiğine, sanığın psikolojik sorunlarının olduğuna, dosya kapsamında alınan raporların yetersiz olduğuna, teşdit yapılmaması gerektiğine, takdiri indirim yapılması gerektiğine ilişkindir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Suçun vasıflandırılmasında hata olduğuna, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın akşam saatlerinde okuldan çıkıp eve gitmek üzere dolmuşa binen mağdure çocuğu bu dolmuşa ait duraklarda beklediği, mağdure çocuk gelene kadar herhangi bir dolmuşa binmediği, mağdurenin dolmuşa binmesinin ardından sanığın da dolmuşa bindiği ve mağdurun arkasına oturduğu, arkasına oturduğu mağdurenin yolculuk esnasında defaatle beline ve kalçasına dokunup bıraktığı, insanların dolmuşa inip bindiği anlarda eylemine son verdiği, yolculuk esnasında kesintili hareketleriyle mağdureye birden fazla kez cinsel amaçlarda dokunduğu, eylemlerini ihtiyatlı bir şekilde kimsenin görmeyeceği yerlerde ve zamanlarda gerçekleştirdiği, ilk olayın 28.12.2021 tarihinde (salı günü) gerçekleştiği ve bu günü takip eden 3 gün (çarşamba-perşembe-cuma günü) ve 03.01.2022 günü de (pazartesi) sanığın aynı eylemleri aynı şekilde mağdureye karşı gerçekleştirdiği, ayrıca sanığın son olarak 05.01.2021 tarihinde de mağdure çocuğu aynı şekilde beklerken herhangi bir eylemde bulunamadan kolluk ekiplerince yakalandığı anlaşılmış olup maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiş, bu kabulün oluşmasında sanık, mağdure ifadeleri, kamera görüntüleri, teşhis tutanağı esas alınmıştır.

2. Her ne kadar iddianamede basit cinsel istismar suçundan dava açılmış ve mağdure de dört-beş dakikalık ovalama eylemlerinden bahsetmişse de dolmuşta yolculuk koşulları da göz önüne alındığında sanığın sürekli ve devamlı davranışlarla eylemini kesintiye uğratmaksızın hareketlerine devam edemeyeceği, insanların dolmuşa inip bindiği anlarda sanığın eylemine son verdiği şeklindeki mağdure beyanının da bu olguyu doğruladığı, bu şekilde sanığın eylemlerini ihtiyatlı bir şekilde kimsenin görmeyeceği yerlerde ve zamanlarda gerçekleştirdiği, yolculuk esnasında kesintili hareketleriyle mağdureye birden fazla kez cinsel amaç ve şehevi duygularla dokunduğu, sanığın aynı şekilde gerçekleştirdiği bu eyleminin beş ayrı günde tekrarladığı, her ne kadar sanık hakkında 05.01.2020 günü mağdurenin arkasına oturduğu esnada kolluk kuvvetleri tarafından yakalanması ve bu eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahsedilmişse de sanığın cinsel istismar eyleminin icra hareketlerine başladığına ilişkin herhangi bir somut delilin dosya arasında bulunmadığı, kaldı ki mağdure kızın da beyanının sanığın hiçbir şey yapamadan yakalandığı beyanında da bu durumu desteklediği, dolayısıyla sanığın cinsel istismar eyleminde bulunacağına dair değerlendirmenin yalnızca yoruma dayalı bir ihtimal olmaktan öteye gidemeyeceği anlaşılmakla olmayan eyleme ilişkin değerlendirme yapılamayacağı anlaşılmış olup sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihlerinde dolmuş içerisinde mağdurenin beline ve kalçasına dokunması şeklinde sübuta eren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suçun Sübutuna Yönelik
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve samimi beyanları, kamera görüntüleri ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanık müdafiinin sübuta yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

2. Sanığın Cezai Ehliyetine Yönelik
Sanık ve müdafiinin aşamalarda, sanığın psikolojisinin bozuk olmasından dolayı cezai ehliyetinin bulunmadığını iddia etmelerine rağmen buna dair herhangi bir tedavi evrakı yada doktor raporu sunmamış olmaları karşısında, sanık müdafiinin cezai ehliyete yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

3. Temel Cezanın Alt Sınırdan Verilmesi Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak “5 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Zincirleme Suç Uygulanmasındaki Artırım Oranına Yönelik
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki kanuni düzenlemeler nazara alınarak yapılan değerlendirmede ilk derece mahkemesince sanık hakkında zincirleme suç hükümlerine göre cezada artırım yapılırken yetersiz gerekçelerle teşdit uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.

5. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmamasına Yönelik
Sanık hakkında müsnet suçtan belirlenen hapis cezasıyla ilgili olarak “Sanığın eylemini gerçekleştirme şekli, mağdurun kişisel özellikleri, olayın vahameti ve olayın gerçekleştirildiği yer hususları göz önünde tutularak” şeklindeki yeterli olmayan gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (B) bölümünün üçüncü ve dördüncü bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1586 Esas, 2022/1508 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Fatsa Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.