Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/221 E. 2023/1314 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/221
KARAR NO : 2023/1314
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2022/32 Esas, 2022/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/2254 Esas, 2022/1613 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi,
Özetle, sanık hakkında takdiri  indirim  hükümlerinin  uygulanmamasına, takdir indirimini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin gerekçesinde takdiri indirim uygulanıp uygulanmamasının denetime tabi olduğunun belirtildiğine, tüm dosya  kapsamı  bir  bütün  olarak  incelendiğinde açıkça sanık lehine uygulamaya gidilmesinin sanığı ödüllendirmekten öteye geçmediğine, sanığın sabit olan suçunun somut  cezasının  tayininde  üst  sınırdan  ceza  verilmesi gerektiğine, kovuşturma aşamasında katılan kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi,
Özetle, verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğine, adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, yeteri kadar araştırma ve tahkikat yapılmadan sadece iki duruşmayla müvekkili hakkında hüküm kurulduğuna, savunmalarını yapmadıkları halde mütalaa verilerek tüm usul kurallarının ihlal edildiğine, müvekkilinin Türkçe bilmediği için Kürtçe savunma yaptığına ancak soruşturma ile kovuşturma aşamasındaki tercüman farklı olduğundan ve lehçe farklılığı nedeniyle bazı kelimelerin hiç anlaşılmamasına veya yanlış anlaşılmasına sebebiyet verilerek müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğine, müvekkilinin beyanlarının olduğu gibi geçirilmediğine ve bir çok hususta çelişkilerin mevcut olduğuna, mağdurun beyanında daha önceden de sanığın kendisine yönelik istismar eylemlerinde bulunduğunu söylediği ve bu olayları yaşayan bir kız çocuğunun tekrar böyle bir kişinin peşinden gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, tanık …’un beyanlarında çelişki olduğuna, mağdurenin annesinin yönlendirmesi sonucu mağdur ile mağdurenin kardeşi tanığın beyanlarının çelişkiler içerdiğine, müvekkili hakkında sadece soyut beyanlar bulunduğuna, somut hiç bir delilin dosya içerisinde mevcut olmadığına, kararın sanık lehine bozulmasına ve yeniden yargılama yapılarak müvekkilinin beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık, katılanlar ve katılanların kızı olan mağdurenin komşu oldukları, sanığın 21.12.2021 günü mağdureyi ayakkabı almak için çarşıya götüreceğini mağdurenin annesi katılan …’a söyleyerek mağdureyi evine götürdüğü, sanığın mağdureyi duvara yaslayarak kıyafetlerini çıkardığı, devamında cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğü, olay gününden önce de mağdurenin hatırlamadığı farklı tarihlerde, sanığın mağdurenin iç çamaşırını indirerek cinsel organına dokunduğu, cinsel organına krem sürdüğü, elbiselerini çıkarmaya çalıştığı ve dudağından öptüğü, bunları yaparken bir kaç kez kürtçe mağdureye “Senin amını sikeyim” dediği şeklinde anlatılan eylemlerinde sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.

2. Olay örgüsünde mağdurenin samimi, tutarlı ve istikrarlı beyanlarının katılan …’ın ile tanık …’un beyanları ile desteklendiği, katılanlar ve mağdurenin sanığa iftira atmalarını gerektirecek bir husumetlerinin bulunmadığı gözetilerek sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği gerekçesiyle hüküm kurulduğu görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Kanuni düzenleme dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

3. 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Van Bölge Adliye Mahkemesi 3 Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/2254 Esas, 2022/1613 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.