Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15109 E. 2023/985 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15109
KARAR NO : 2023/985
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir

İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarih ve 2022/78 Esas, 2022/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/1536 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararı ile anılan hükümlere yönelik olarak sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2022 tarihli ve 9-2022/139301 sayılı Tebliğnamesiyle ret ve onama görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; deliller ile sanığın anlatımlarının birbirine uygun olduğunu, soruşturma aşamasının başlamasına neden olan mağdure beyanları ile delillerin birbiri ile çeliştiğini ve mahkemece bu beyanlara dayanılarak hüküm kurulduğunu, mağdureye ait iç beden muayenesinde delile rastlanmayışının olağan akışa aykırı olduğunu, sanığın mağdure tarafından en başta yaş konusu olmak üzere pek çok konuda yanıltıldığını, mağdure tarafından verilen beyanların ciddi derecede yanlış, desteksiz ve aynı zamanda eksik olduğunu, bu beyanlara ilişkin eksikliğin tamamlanması amacıyla mağdurenin beyanlarına başvurulmasının elzem olduğunu, tanık beyanları hiçe sayılarak karar verildiğini, sanık hakkında hiçbir gerekçe ve delil olmamasına rağmen hürriyeti yoksun kılma suçundan hüküm kurulduğunu, mağdurenin ilk beyanlarında bile ilgili suça ilişkin beyan ve anlatımı olmamasına rağmen mağdurenin ‘kapı kilidinin bozuk olması sebebiyle kapıyı kilitledi’ beyanı üzerine sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğunu, sanığın kapıyı kilitlediğini kabul etmediğini, bununla birlikte kilitlemişse bile mağdureyi hürriyetinden yoksun kılmak için değil kapıyı kapalı tutmak için olduğunu, manevi unsur açısından suç kastının bulunmadığını, ilgili suçlamaya ilişkin hiçbir hukuki delil dayanağın söz konusu olmadığını, mağdurenin yaşı ve anlama yeteneği ile ilgili tespit ve saptamalar eksik olarak yapıldığını, doğumun hastanede olması sebebiyle yaş araştırması için adli tıptan gelecek sonucun beklenmediğini, bunun üzerine de mağdurenin icra ettiği fiilin anlam ve sonuçlarını algılanmasına dair tespit taleplerinin olumsuz olarak değerlendirildiğini ve sonucunda eksik inceleme ile mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğunu, sanığın itham edilen suçla ilgili objektif ve şüpheye yer vermeyecek delillerin söz konusu olmadığını, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaatte olunur ise sanığın lehine olan hükümlerin uygulanıp sarkıntılık düzeyinde istismar suçu üzerinden yargılanmasını talep ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; “Savunma tanığı …. mahkememiz huzurunda resmi kimlik belgesi olmadan kendi beyanına göre kimlik bilgileri tespit edilip SEGBİS kaydıyla ses ve görüntüsü daha sonra teyit amaçlı karşılaştırılmak üzere kaydedilerek dinlenmiş, karar duruşmasına kadar mahkemeye bildirilmeyen ve sanığın mahkumiyetine dair esas hakkında mütalaa verildikten sonra duruşma salonu dışında beklediği bildirilen ve bu suretle dinlenen tanığın, anlatımındaki tutukluk, samimiyetsizlik nedeniyle sanık lehine yanlı beyanda bulunduğu vicdani kanaati hasıl olmuş ve beyanlarına itibar edilmemiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin 12/01/2022 tarihli raporuna göre, ….’ den alındığı bildirilen külot üzerindeki, 1,2 nolu lekelerde elde edilen otozomal DNA profilinin KADIN cinsiyetli olduğunun tespit edildiği, külot üzerindeki, 1,2 nolu lekelerde, Kadın DNA miktarının erkek DNA miktarına kantitatif oranının yüksek olduğu; kadın DNA’sının erkek DNA’ sını baskılaması nedeni ile otozomal-STR DNA çalışmalarında yoğun olarak kadına ait otozomal-STR DNA profili elde edildiği, külot üzerindeki 1, 2 nolu lekelerde elde edilen Y-STR DNA profilinin ….’ın Y-STR DNA profili ile uyumlu olduğu, ….’ den alındığı bildirilen; külot üzerindeki 3,5 nolu lekelerde elde edilen en az biri erkek cinsiyetli birden fazla şahsa ait olabilecek karışık DNA profillerinin; ….’ ın DNA profili ile raporun (1.) maddesinde tespit edildiği bildirilen KADIN cinsiyetli DNA profilini İÇERDİĞİ tespit edilmiştir.
Mağdurun yaşının tespiti için mağdura ait doğum mernis formu ve doğum raporunun istenmesi için … ve … İlçe Nüfus Müdürlüklerine müzekkere yazılmış, … İlçe Nüfus Müdürlüğünün 08/04/2022 tarihli cevabi yazısı ekinde mağdura ait Mernis Doğum Formu ve Doğum Raporunu göndermiş olduğu görülmüş, mağdurun hastane doğumlu olduğu ve doğum tarihinin 18/08/2007 olduğu, mağdurun suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu anlaşılmış, mağdurun yaşının tespiti için ATK’ya sevkine ilişkin ara karardan vazgeçilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın olay tarihinde 15 yaşından küçük mağdure…. ile duygusal birliktelik yaşadığı, mağdur beyanına göre ilk buluşmalarında sanığın mağdura yönelik cinsel davranışlarının söz konusu olmadığı, suç tarihinde ise sanığın mağduru evine çağırdığı, bunun üzerine mağdurun sanığın …’de bulunan evine gittiği, evdeki buluşmada sanığın odasının kapısını kilitlediği ve mağduru dudaklarından öptüğü, mağdurun vücuduna dokunan sanığın, mağdurun kıyafetlerini tamamen çıkardığı,mağdurun tedirgin olmasına rağmen sanığa tepki veremediği, devamla mağduru yatağa yatıran sanığın kendi kıyafetlerini çıkararak cinsel organını mağdurun anal bölgesine soktuğu, bu şekilde yaklaşık beş dakika boyunca yaşanan cinsel istismarın sanığın boşalmasıyla sona erdiği, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Kurulunun raporuna göre mağdura ait iç çamaşırı (külot) üzerinde sanığa ait sperm hücrelerinin tespit edildiği, mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanında olayı ayrıntılı ve tutarlı bir şekilde anlattığı, olayın hemen sonrasında evine giden mağdurun davranışlarından şüphelenen annesi ….’nin mağdurun cep telefonuna baktığı ve sanık ile mağdur arasındaki cinsel içerikli yazışmaları gördüğü, kızının sanığa gönderdiği ”ama acıyo” şeklindeki mesajı ile sanığın kızına gönderdiği ”alışırsın” şeklinde mesajları gördüğü, kızına bunların ne olduğunu sorduğunda mağdurun sanık tarafından gerçekleştirilen eylemi annesine anlattığı, sanık ile mağdur veya ailesi arasında dosyaya yansıyan bir husumetin söz konusu olmadığı, soruşturma aşamasında mağdur ile aralarında bir şey yaşanmadığını ifade eden sanığın mahkememiz huzurundaki savunmasında, mağdurun evdeyken kendisini öptüğünü ve üzerini çıkarmaya başladığını, sonrasında bakire olduğunu ve regl olduğunu söyleyen mağdura yakınlaşamayacaklarını söylemesi üzerine, mağdurun ”sürtünelim” demesi üzerine ereksiyona uğradığını ve mağdurun eline sprem hücrelerinin geldiğini ifade ettiği, sanığın aşamalarda birbiri ile çelişen, tutarsız ifadelerde bulunduğu, kendisini suçtan kurtarmaya çalışan sanığın beyanlarına bu nedenle itibar edilmediği, sanığın doğum raporuna göre suç tarihinde 15 yaşından küçük mağdura karşı nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunduğu anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı TCK’nın 103/2 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak maddenin asgari haddi üzerinden 16 YIL HAPSİNE, sanığın sabıkasız oluşu, Mahkemeye saygılı tutumu lehine indirim nedeni sayılarak cezasında TCK’nın 62 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 13 YIL 4 AY HAPSİNE karar verildiği, sanığın cinsel istismar eylemini odanın kapısını kilitleyerek gerçekleştirdiği anlaşıldığından, sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evinde alıkoymak suretiyle üzerine atılı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunu işlediği, 15 yaşından küçük mağdurenin bu konudaki rızasının hukuken geçerli olmadığı, bu itibarla sanığın eylemine uyan TCK 109/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli nazara alınarak, maddenin asgari haddi üzerinden 1 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, sanığın atılı suçu çocuğa karşı işlemesi sebebiyle hükmolunan cezanın TCK 109/3-f maddesi uyarınca 1 kat artırılarak sanığın 2 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, sanığın atılı suçu cinsel amaçla işlemesi sebebiyle hükmolunan cezanın TCK 109/5 maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılarak sanığın 3 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, sanığın müspet davranışları lehine indirim nedeni sayılarak cezasında TCK nın 62.maddesi uyarınca takdren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle sanık hakkında mahkumiyet hükümleri tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik olarak sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyeti Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin anılan hükme yönelik temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
1. Sanığın aşamalarda mağdureyi on beş yaşından büyük bildiği yönündeki savunması, mağdure beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince olayda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Bakımından
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Bakımından
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/1536 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.