Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/14751 E. 2023/1304 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14751
KARAR NO : 2023/1304
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2014 tarihli ve 2014/22263 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2014/448 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında aralarında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın bozulması gerektiğine ilşkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, takdiri indirim yapılmaması ve vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın eksik incelemeye dayalı olduğuna, en son cinsel ilişki tarihi belirlenmeden sanık lehine olan 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki kanun hükmü ile değişiklik sonrası kanun hükümlerine ilişkin değerlendirme yapılmadan karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince
Mahkemece; ”Mağdur … sanık … yarım kan halası olduğu, aralarında evlenme yasağı bulunduğu, mağdurun 22/09/2014 tarihinde Özel … Tıp Merkezi’ne rahatsızlığı nedeniyle getirildiğinde hamile olduğunun anlaşıldığı, 25/11/2014 tarihinde mağdurun bir erkek çocuğu dünyaya getirdiği, yapılan DNA testinde çocuğun babasının %99,99 ihtimalle çocuğun babasının sanık … olduğunun anlaşıldığı, mağdurun Hazırlıkta usulüne uygun alınan beyanında “… ili … ilçesi … Köyünde ikamet ettiğini, baba öz anne ayrı abisinin oğlu olan … ile aralarında duygusal yakınlaşma başladığını, … ile birbirlerini sevdiklerini, …’nın kendisine cinsel ilişki teklif ettiğini, kendisinin kabul etmeyince …’nın ısrar ettiğini ve penisini vajinasına soktuğunu, bundan sonra da yine … ile bir sefer cinsel ilişkiye girdiğini, kendisinin istemediğini ancak ilişkiye de karşı koymadığını, daha sonra Adana’ya çalışmak için geldiklerinde … ile iki kez cinsel ilişkiye girdiklerini, daha sonra hamile kaldığını” beyan ettiği, mahkememizde görüntülü alınan beyanında “… ile ilk ilişkilerinin zorla olduğunu, daha sonraları korktuğu için direnmediğini, Adana’ya geldiklerinde de çadırda zorla ilişkiye girdiğini” beyan ettiği, sanık … ise savunmalarında “… ile rızası ile cinsel ilişkiye girdiğini” kabul ettiği, mağdurun yaş tespiti için tam teşekküllü hastaneye sevkinin yapıldığı ve nüfus kaydı ile uyumlu olduğunun belirtildiği, …’in 15 yaşını 10.03.2014 tarihinde doldurduğu, sanık ile mağdur arasındaki ilk cinsel ilişki tarihi hususunda tereddüt bulunduğu, çocuğun doğumundan 9 ay önceye gidildiğinde ilk ilişkinin Şubat 2014 tarihinde olabileceği, ancak çocuğun 9 ayda doğduğunun sabit olmadığı, 7 aylık veya 8 aylık doğmuş olması durumunda ilk cinsel ilişki tarihinin sanığın 15 yaşını doldurduğu 10.03.2014 tarihinden sonra olma ihtimalinin bulunduğu, böylelikle ilk suç tarihinin tespitinin kesin olarak mümkün olmadığı, sanığın lehine değerlendirme yapıldığında ilk suç tarihinde mağdurun yaşının 15’ten büyük olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar mağdur mahkememizdeki beyanında “Tüm cinsel ilişkilerin sanık tarafından zorla gerçekleştirildiğini beyan etmiş ise de hazırlık aşamasında birbirlerini sevdiklerini beyan ettiği, ilk cinsel ilişkiden sonra hiç kimseye bahsetmediği, sanığın eylemini zorla gerçekleştirdiğine dair başkaca somut bir verinin dosyada mevcut olmadığı, sanık ile mağdur arasındaki cinsel ilişkilerin … ile meydana geldiğinin kabulü gerektiği, sanığın eyleminin TCK’nın 104. maddesi uyarınca reşit olmayanla cinsel ilişki kapsamı içerisinde değerlendirilmesinin gerektiği, TCK’nın 104/1 maddesinin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 60. maddesi ile değiştirildiği, TCK’nın 104/1 maddesinin 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak yeniden düzenlendiği, yine 104/2. maddesinin yeniden düzenlendiği, aralarında evlenme yasağı bulunan kişiler arasındaki cinsel ilişkinin şikayet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlendiği, bu tarihe kadar evlenme yasağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişkinin ayrıca düzenlenmediği, TCK’nın 104/1 maddesi kapsamında değerlendirildiği, sanık ile mağdurun 2014 yılı Temmuz aylarında Adana’ya geldikleri ve bu tarihten sonra da çadırda en az bir kez cinsel ilişkiye girdiklerinin her ikisinin de beyanlarından anlaşıldığı, böylelikle sanık ile mağdur arasında süre gelen cinsel ilişkinin son kez gerçekleştiği tarihin 2014 yılı Eylül ayı olduğu, bu eylemin TCK’nın 104/2 maddesi kapsamında aralarında evlenme yasağı bulunan kişiler arasındaki cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği, böylelikle sanığın eylemine uyan TCK’nın 104/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerektiği anlaşılmış olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılan mağdurenin beyanları, sanığın ikrarı, adli raporlar ile tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmeyerek temyiz isteği yerinde görülmemiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Katılan beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı karşısında eylemin vasıflandırılmasında ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasına yönelik kabulde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılan mağdurenin beyanları, sanığın ikrarı, olayın intikal zamanı ve şekli, adli raporlar ile tüm dosya kapsamı karşısında sanık ile mağdurenin temmuz ayından sonra bir kez ilişkiye girdiklerine yönelik kabulde hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteği yerinde görülmemiştir.

D. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2014/448 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.