YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2477
KARAR NO : 2023/3873
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince nitelikli kasten öldürme suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan … vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2016/282 Esas, 2019/75 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 Tarihli ve 2019/2034 Esas, 2019/2249 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan … vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanıklar … ve …’in maktul …’ı tasarlayarak öldürdüğü iddia edilen olayda, dava dosyasındaki tanıkların beyanlarında sanık … ile maktulün arasında tehdidin vuku bulmadığını, rahatsız etmemesi yönünde ifadesinin olduğunu beyan ettikleri, tanık …’in sanığın mermiyi hazırladığını ve beklediğini söylediğini ifade etmiş ise de; mahkemede bu beyanının doğru olmadığını söylediği, tekrar ifadesini değiştirerek bu kez böyle bir söz sarf ettiğini ifade ettiği, ancak; bunu da olaydan 2 ay önce söylediğinden bahsettiği, devamında; “kahvede ya da sağda solda bunu yapan …’dır” diye bir şey söylemediğini beyan ettiği, beyanlarının çelişkili olduğu, sanıklar ile husumeti bulunduğunun tanık … ve …’in beyanlarından anlaşılmakla bu tanığın beyanlarına itibar edilemeyeceği, sanığın bu şekilde bir söz sarf ettiğinin başkaca tanıklarca doğrulanmadığı, eylemi sanık …’ın gerçekleştirdiğine yönelik köyde halk arasında yapılan konuşmalar, söylentiler, kişisel yorumlar ve soyut beyanlarda bulunulduğunu bir çok tanığın ifade ettiği, maktulün kim tarafından öldürüldüğüne dair görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını ifade ettikleri, tanık … ile sanık …’ın göz altına alınması sebebiyle olayın faillerinin yakalandığına yönelik bir algının oluştuğu ve yorumların yapıldığını belirttikleri, katılanların da görgüye dayalı bilgileri olmadığı ve sadece sanıklardan şüphelendiklerini beyan etmeleri karşısında soyut beyanlardan yola çıkılarak sanıkların iştirak halinde veya münferiden eylemi gerçekleştirdiklerinin söylenemeyeceği, tanık … sanık …’ı suçlayıcı tarzda ifade vermiş ise de gerek katılan …, gerekse bir kısım tanıkların, maktulün alacak verecek meselesi olduğunu, alacak meselesi yüzünden sıkıntılarının bulunduğunu beyan ettikleri dikkate alındığında sanık … ile maktul arasında olay öncesinde yaşanan ve çevrede bilinen kahvehane açma meselesi yüzünden husumetin varlığı gözönünde bulundurulduğunda, maktulün öldürülmesinin sanıklar aleyhine netice doğuracağı düşüncesiyle bir başkası tarafından dahi bu eylemin gerçekleştirilmiş olabileceği, somut bir veri olmamasına rağmen verilen beyanlardan yola çıkılarak şüphe üzerine sanıklara yoğunlaşıldığı, sanık … ile maktul arasında kahvehane açma meselesi yüzünden bir
tartışma meydana geldiği iddia edilmiş ise de adlî mercilere yansımadığı dikkate alındığında sanık … ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek mahiyette bir husumetin bulunmadığı, kaldı ki maktulün aynı zamanda sanık …’ın kiracısı olduğu, aralarında öldürmeye tevessül edecek şekilde husumet bulunan bir kişinin buna rağmen dükkanını husumetli olduğu maktule kiraya vermesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, sanık … hakkındaki asıl suçlamanın olaydan sonraki günün sabahı erken saatlerde tanık … tarafından evine girerken görüldüğüne dayandırıldığı, sanıklar ile tanık … ve eşi … arasında husumet bulunduğunun tanık … ve …’in beyanlarından hatta tanık …’nın, sanık …’ın arazi meselesi yüzünden konuşmadığı kaynı olduğuna yönelik kolluk beyanından anlaşılması karşısında beyanlarına itibar edilemeyeceği, kaldı ki bahsedildiği şekilde sanık …’ın sabah erken saatte evine girdiği bir an için kabul edilse bile bu durumun maktulü öldürme eylemine bir dahilinin olduğunu göstermeyeceği, HTS kayıtlarından sanık … ve sanık …’ın telefonları ile maktulün telefonlarının aynı zaman diliminde kesiştiğini gösteren baz istasyon kaydının bulunmadığı, sanıkların hatlarının farklı bazlara geçiş verildiğinin ve aynı yerde sabit olmaları durumunda da farklı baz istasyonlarından sinyal almalarının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle sırf maktul ile olaydan bir kaç gün önce kahvehane açma meselesi yüzünden tartıştığı söylenen sanık …’ın müsnet suçu işlediğinden ve sanık …’ın da bu olaya iştirak ettiğinden bahisle cezalandırılmaları cihetine gidilemeyeceği, şüphenin kanaate dönüşmesi için öncelikle mevcut şüphenin somut ve kesin delillerle yenilmesi gerektiği, dosyadaki bilgi, belge ve beyanlar çerçevesinde maktul …’nin, sanıklar tarafından iştirak iradesi altında öldürüldüğüne dair mevcut şüphenin ortadan kaldırılamadığı, sanıkların savunmalarının aksine cezalandırılmaları için yeterli, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak, somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçlarından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, anlaşılmıştır.
2. Maktul hakkında düzenlenen Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 26.05.2014 tarihli ;”Kişinin ölümünün av tüfeği iri saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası kaide ve kot kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği”
Görüşünü içeren otopsi raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Olay yeri inceleme raporu ile basit krokisi, HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile GSM operatörlerinin cevap yazıları, araştırma raporları ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, HTS kayıtlarının tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceği ve bilirkişi raporları uyarınca
sanık … ve sanık …’ın telefonları ile maktulün telefonlarının aynı zaman diliminde kesiştiğini gösteren baz istasyon kaydının bulunmadığı, cevabi yazılar uyarınca sanıkların hatlarının farklı bazlara geçiş verildiğinin ve aynı yerde sabit olmaları durumunda da farklı baz istasyonlarından sinyal almalarının mümkün olduğu, görgüye dayalı tanık beyanının bulunmadığı, tanıklar … ve eşi … ile sanıklar arasında husumet bulunması, tanık …’in beyanlarının aşamalarda değişiklik göstermesi karşısında çelişkili olan beyanlara itibar edilemeyeceği, tanık …’nın olayın oluş şekline dayalı olmayan beyanlarının soyut iddia niteliğinde kalması, sanıkların savunmalarının aksini gösteren ve cezalandırılmaları için her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından, kurulan beraat hükümlerinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 Tarihli ve 2019/2034 Esas, 2019/2249 Karar sayılı kararında katılan … vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.