Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/12819 E. 2022/15801 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12819
KARAR NO : 2022/15801
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili; 24.07.2014 tarihinde davacılardan … ve …’ın babası, …’ın eşi, … ve …’ın oğlu …’ın sürücüsü olduğu tescilsiz motorsiklete, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan aracın çarpması sonucu davacıların murisinin hayatını kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere her bir davacı için 2.000,00 TL tazminatın müteselsil sorumluluk uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili; 14.01.2016 tarihli dilekçe ile dava değerini toplam 396.015,24 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 134.848,93 TL, davacı küçük … için 24.579,73 TL, davacı küçük … için 42.147,32 TL, davacı … için 33.212,01 TL ve davacı … için 33,212,01 TL olmak üzere toplam 268.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.11.2017 gün ve 2016/9022 Esas 2017/10120 karar sayılı ilamı ile “ıslah dilekçesi tebliği edilmesi ve buna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle karar bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sonrasında mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı … için 134.848,93 TL, davacı küçük … için 24.579,73 TL, davacı küçük … için 42.147,32 TL, davacı … için 33.212,01 TL ve davacı … için 33,212,01 TL olmak üzere toplam 268.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli 2018/4747 E. 2020/3598 K. sayılı ilamında özetle “…Dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu bulunduğu; savcılık aşamasında alınan 01.10.2014 tarihli trafik bilirkişi raporunda sigortasız araç sürücünün asli, davacılar murisi müteveffa sürücünün tali, dava dışı Kastamonu İl Özel İdaresi’nin tali kusurlu olduğu; ceza yargılamasında alınan 03.03.2015 tarihli ATK ve 10.08.2015 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporlarında her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu bulunduğu belirtilmekle, yine yargılama sırasında alınan 25/06/2015 tarihli İstanbul Teknik Üniversitesi’nden seçilen üç kişilik trafik bilirkişi heyet raporunda sigortasız araç sürücünün %55 oranında, davacılar murisi müteveffa sürücünün %30 oranında, dava dışı yolun işletmesinden sorumlu kurumun %15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, davacılar murisi müteveffa sürücünün %30 oranında kusuru düşülerek hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davacıların zararın tamamını davalıdan talep edebilmeleri mümkün olup davacı müteveffanın %30 kusuru tenzil edilerek hüküm kurulması isabetli olmamışsa da, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ve dava dışı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin dava dışı kurum arasındaki rücu ilişkisinde aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı mevcut olduğundan iş bu dava yönünden ceza davasının kesinleşmesi beklenerek gerekirse kusur durumları konusunda çelişkileri giderecek yeni bir rapor alındıktan sonra sonucuna göre icrai nitelikte olmayacak şekilde iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere davalı sigorta şirketi ve dava dışı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları şeklinde karar verilmesi gerekmektedir” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı … için 134.848,93 TL, davacı küçük … için 24.579,73 TL, davacı küçük … için 42.147,32 TL, davacı … için 33.212,01TL, davacı … için 33,212,01 TL olmak üzere toplam 268.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamında “…Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ve dava dışı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin dava dışı kurum arasındaki rücu ilişkisinde aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı mevcut olduğundan iş bu dava yönünden ceza davasının kesinleşmesi beklenerek gerekirse kusur durumları konusunda çelişkileri giderecek yeni bir rapor alındıktan sonra sonucuna göre icrai nitelikte olmayacak şekilde iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere davalı sigorta şirketi ve dava dışı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları şeklinde karar verilmesi gerekmektedir” şeklindeki gerekçe ile karar bozulduğu halde, mahkemece mevcut kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamından, Kastamonu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/683 E. 2015/683K. sayılı dosyasında sürücü …’in sevk ve idaresindeki … plakalı araç ile taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan TCK 85/1 maddesi uyarınca ceza tayin edildiği, dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu bulunduğu, Savcılık aşamasında alınan 01.10.2014 tarihli trafik bilirkişi raporunda sigortasız araç sürücünün asli, davacılar murisi müteveffa sürücünün tali, dava dışı Kastamonu İl Özel İdaresi’nin tali kusurlu olduğu, ceza yargılamasında alınan 03.03.2015 tarihli ATK ve 10.08.2015 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporlarında her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu bulunduğu, yine yargılama sırasında alınan 25/06/2015 tarihli İstanbul Teknik Üniversitesi’nden seçilen üç kişilik trafik bilirkişi heyet raporunda sigortasız araç sürücünün %55 oranında, davacılar murisi müteveffa sürücünün %30 oranında, dava dışı yolun işletmesinden sorumlu kurumun %15 oranında kusurlu olduğu, anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, önceki kusur raporları ve tüm dosyadaki delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici kusur raporu alınarak, icrai nitelikte olmayacak şekilde iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere davalı sigorta şirketi ve dava dışı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları şeklinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, bozmaya aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.