Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/14712 E. 2012/2050 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14712
KARAR NO : 2012/2050
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıların miras bırakanı adına kayıtlı olan 301 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek kıyıda kalan kısmının tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın Hazinenin de taraf olduğu dava sonucu tapuya bağlandığını ve ortada kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın kabulüne dair önceden verilen kararın dairece ” 5841 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya getirilen düzenlemeler karşısında davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulması üzerine hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda verilen davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kararın bu kez de ” dava konusu taşınmazın dayanağını teşkil eden tescil ilamının kapsamının keşfen belirlenerek, sonucuna göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gereken tarafın saptanması” gereğine değinilerek bozulmasından sonra mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmaza kadastro tespitinde uygulanan tapu kaydının dayanağı olan ve Hazinenin taraf olduğu tescil ilamının çekişmeli 301 ada 38 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı ve bu kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturacağı ve Hazineyi bağlayacağı , bu nedenle dava tarihi itibariyle davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-

Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve terkin isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve Resmi Gazetede yayınlanmadığı için bu defa aynı tarih aynı esas ve 2011/27 sayılı karar ile iptal hükmünün de eldeki davalara uygulanmak üzere yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Daha sonra ise karar resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. O halde, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Ne var ki, çekişme konusu 38 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin tapu kaydına dayalı olarak yapıldığı ve anılan kaydın ilk tesisinin ise Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 27.06.2958 tarih 35/124 sayılı ve Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu; Daire bozma kararından sonra yerinde yapılan uygulama sonucu tescil ilamının dava konusu taşınmazı kapsadığının belirlendiği gözetildiğinde, anılan kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği açıktır.
O halde, davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle, hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 29.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.