YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11871
KARAR NO : 2023/114
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/166 E., 2018/458 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … vekili dava dilekçesinde; … ili .. İlçesi … Mahallesi sınırları içinde kalan ve daha önce Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/19 Esas, 2002/37 Karar sayılı dava dosyasıyla açtıkları ve kendileri yönünden açılmamış sayılmasına karar verilen davada (B ve D) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin orman olmadığının ve vekil edeni olan davacının zilyetliğinde bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek, bu bölümlerin Medeni Kanunun 713. maddesi uyarınca davacı adına tescilini talep etmiştir.
2. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı, genel arazi kadastrosu işleminin 19.02.1971 tarihinde kesinleştiği ve çekişmeli taşınmazların bu çalışmada palamutluk vasfıyla tespit harici bırakıldıkları anlaşılmaktadır.
II. CEVAP
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11/06/2009 tarih ve 2006/28 Esas, 2009/77 Karar sayılı ilk kararıyla, davanın kısmen kabulüne ve 06.04.2007 tarihli rapora ek 1 numaralı krokide (B) harfi gösterilen 19.010 m² ve ek 2 numaralı krokide (D) harfi ile gösterilen 6.834 m² yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin 11/06/2009 tarih ve 2006/28 Esas, 2009/77 Karar sayılı ilk kararı, davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02/02/2010 tarih ve 2009/18779 Esas, 2010/1057 Karar sayılı ilamıyla; “Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/19 Esas numaralı dava dosyası incelendiğinde, … ve arkadaşları tarafından açılan tescil davası olduğu, Orman Yönetiminin de tescil isteminin bulunduğu, 22.05.1981 günü açılan davada mahkemece, davacı gerçek kişiler yönünden davanın açılmamış sayılmasına, Orman Yönetiminin davasının kabulü ile (A) işaretli 199 Hektar 3121 m² yüzölçümlü taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline, (B), (C), (D), (E), (F) ve (G) bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/8584 E.-13599 K. sayılı kararıyla (C) bölümünün de orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği, temyize konu davanın, daha önce 1991/19 sayılı dosyada açılmamış sayılmasına karar verilen (B) işaretli 24019 m² ve (D) işaretli 6864 m² yer hakkında açılmış olup, mahkemece yeniden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, önceki dosyada yer alan orman bilirkişi incelemesine göre karar verilmiş ise de önceki dosyada hükme esas alınan eski tarihli memleket haritasının, orijinal renkleri içermeyen, renksiz fotokopi niteliğinde olduğu, bu harita üzerine yapılan işaretleme yetersiz olduğu gibi, orijinal kadastro paftası ile kişiler adına tescile karar verilen taşınmaz bölümlerine komşu olan taşınmaz kayıtları getirtilmeden ve davacıların tutunduğu Mayıs 1298 tarih 13 numaralı tapu kaydı uygulanmadan karar verildiği, ilk davanın açıldığı tarihten sonra yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının da araştırılmadığı, ziraat uzmanından rapor alınmadığı belirtilerek, usulüne uygun tapu kaydı uygulaması ile orman ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesince, bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, bu hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onandıktan sonra, davacı … vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2014/4527 Esas, 2014/8514 Karar sayılı ilamıyla; “…Mahkemece, dava konusu taşınmazların orman sayılan yer olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, şöyle ki, dava konusu olan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen taşınmazın 1957, 1976 ve 2000 yılı baskılı memleket haritalarında kısmen çalılık rumuzlu yeşil alanda, kısmen açık alanda kaldığının, ancak eğiminin % 12’den küçük % 3 – 10 olduğunun; krokide (D) harfi ile gösterilen bölümün ise, anılan memleket haritalarında açık alanda olduğunun, yine hava fotoğraflarının da memleket haritalarıyla uyumlu olduğunun, ayrıca, taşınmazların üzerinde eylemli olarak dikimle yetiştirilmiş zeytin ağaçlarının bulunduğunun dosya arasında bulunan orman bilirkişi raporu ile rapora ekli aplikeli gösterimden anlaşıldığı, buna göre, davaya konu taşınmazların, eski tarihli resmi belgelere ve eylemli duruma göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, aksi görüşü ihtiva eden bilirkişi raporunun kendileri tarafından sunulan bulgularla örtüşmediği, bu itibarla mahkemenin taşınmazların orman sayılan yer olduğu yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, ancak, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması bu yerin davacı kişi adına tescili için yeterli sebep olmadığı, bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için o taşınmaz üzerinde aralıksız, çekişmesiz ve ekonomik amaca uygun bir biçimde malik sıfatıyla zilyetliğinin sürdürülmesi ve 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerektiği, dosyada, imar ve ihyanın sürdürülüş şekli ile başlama ve tamamlanma tarihlerinin araştırılmadığı, ayrıca, keşif sırasında yerel bilirkişi ile davacı tanığı, taşınmazın imar ve ihyaya konu olup olmadığı yönünden usulüne uygun olarak dinlenmedikleri gibi, alınan beyanlaron, somut olaylara dayalı olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibaret olduğu, ziraatçı bilirkişi Ferhat Bozkaya tarafından hazırlanan raporda yukarıda vurgulandığı üzere imar ve ihya olgusunun somut olarak irdelenmediği, bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliği ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç ve sürecinin takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında hava fotoğrafları ve topoğrafik haritalardan yararlanmak suretiyle belirlenmesi gerektiği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
4. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile, … ili Gölmarmara İlçesi Yeniköy Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve fen bilirkişiler M. T. ve A. İ. K.’nın 24/01/2018 havale tarihli raporunda ve ekli krokilerinde B harfi ile gösterilen 17.049,17 metrekarelik yer ile aynı raporda D1 ile gösterilen 2.181,15 metrekarelik, D2 ile gösterilen 2.435,38 metrekarelik ve D3 olarak gösterilen 4.655,75 metre karelik taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazların zilyetlikle veya tapuyla kazanılamayacak yerlerden olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığını, Harita Genel Komutanlığından temin edilen 1957, 1970 ve 1994 tarihli hava fotoğraflarının bilirkişilerce stereoskopik olarak incelenmesi neticesinde, keşif sırasında zeminde görülen zeytin ağaçlarının görülmediğinin ifade edildiğini, 35 yıllık ağaçların 1994 yılında 10,11 yaşında olması ve hava fotoğraflarında görünmesi gerektiğini, bu haliyle ziraat bilirkişi raporu ile fen bilirkişisi raporundaki tespitlerin örtüşmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun)
713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun), 3402 Sayılı Kanun’un 14, 17 ve 20 nci maddeleri ile 4721 Sayılı Kanun’ un 713 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu taşınmazın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (D1), (D2) ve (D3) harfleriyle gösterilen kısımlarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2009 tarihli ilk kararını temyiz etmeyen davacı aleyhine ve hükmü temyiz eden davalılar Orman İdaresi ve Hazine lehine kazanılmış hak oluşmuştur. Usule ilişkin kazanılmış hakka aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir. Usul kanunumuzda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, hükmün temyiz edilmesi sonucunda Yargıtayca hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamanın yanı sıra, mahkemelerden verilecek kararlarda hukuki istikrarın sağlanması amacına ulaşılması için uygulamada kabul edilmesi nedeniyle, usuli kazanılmış hak kavramı, kamu düzenine ilişkin ve usul hukukunun dayandığı ana esaslardandır.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, daha önceki kararla, davaya konu taşınmazın 06.04.2007 tarihli rapora ek 1 nolu krokide (D) harfi ile gösterilen kısmın 6.834,75 m2 olarak davacı adına tapuya tesciline karar verildiğine göre, davacının temyiz etmediği bu kısımla ilgili taşınmazın miktarı yönünden davalılar yararına kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, temyiz incelemesine konu son hükümle, (D) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, bu taşınmazın miktarı yönünden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde, zeminde 3 parça halinde (D1), (D2) ve (D3) olarak toplamda 9.272,28 m2 yüzölçümüyle davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bu taşınmaz bölümü / bölümleri yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin, dava konusu (D1), (D2) ve (D3) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca bu taşınmaz bölümleri yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.