Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1798 E. 2023/2217 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1798
KARAR NO : 2023/2217
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında iftira suçundan dava açılmıştır.
2. Antalya 26.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/5 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, tanık ifadeleri arasındaki çelişkinin gözden kaçırıldığı, hukuka aykırı, eksik inceleme ile karar verildiği ve benzerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanık katılanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğundan bahisle polis merkezine müracaatçı olması üzerine başlatılan soruşturmada dinlenen tanık beyanı ve alınan uzmanlık raporu ile katılanın atılı suçu işlemediği gerekçesiyle hakkında cinsel saldırı suçundan kovuşturmaya yer olamadığına karar verildiği, böylece sanığın iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı 10.10.2014 tarihli uzmanlık raporunda, mağdurdan alınan genital svap örneği ve mağdureden alınan iç çamaşırı üzerinde kan ve meni örneği bulunamadığı, bulunan vücut sıvısı örneğinin ise, sanıktan alınan kuru kan örneğinden farklı olup, bayan genotipik özellikte olduğu tespit edilmiştir.

3. Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilimdalı Başkanlığı 13.04.2016 tarihli rapor, şahısta duygulanımda sığlık, düşünce içeriğinde fakirleşme, hesap kabiliyetinde ve soyutlama yeteneğinde zayıflık gözlendiği, kişide hafif derecede zeka geriliği (IQ50) saptandığı, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azaldığı, 5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olduğu, beyanlarına itibar edilebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
4. Tanık M.T., torunuyla veya yalnız olarak evden hiç ayrılmadığını, bakkala gitmediğini, eşinin yalnız kalmadığını, M.F. ise, sanığın eşi Veysel ile eve döndükten 15 dk kadar sonra katılanın eve geldiğini, birlikte yemek yediklerini, ellerini yıkamak ve üstünü değiştirmek üzere yanlarından ayrılması dışında sürekli yanlarında olduğunu, sanık …’un rahatsız veya huzursuz bir halini sezinlemediğini, tanık V.Ş. ise, katılanın üvey oğlu tanık M.T. ile karakola gitmek üzere evden ayrıldıkları, döndüklerinde katılan …’nün eve geldiğini gördüğünü, eşi sanık …’un renginin solmuş, tir tir titrediğini, ne oldu sorduğunda cevap veremediğini, katılan ve eşinin tavırlarından şüphelendiğini, ikametlerindeyken eşine sorduğunda titremeye başladığı, M.T.’nin kocası katılan …’nün mutfaga geldiğini eliyle vücuduna orasına burasına dokunduğunu, sonra salona geçtiklerini hanımının ne yaptıysa kendisini bayılttığını ayıldığında iç çamaşırını çıkmış olduğunu gördüğünü kendisine anlattığını beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.Bu itibarla; sanığın cinsel saldırı olayına ilişkin beyanlarında kısmı çelişkiler bulunsa da katılan lehine ifade veren eşi tanık M.T., üvey oğlu M.F. ve katılan beyanlarının da çelişkili olması, sanığın aşamalarda olayı doğrulaması ve mahkemede olayı tekrar anlatırken zorlandığının duruşma tutanağında yer alması, sanığın mevcut zeka geriliği gözetildiğinde olay akışında yanılgıya düşmesinin olağan karşılanabileceği, sanığın tanık olarak dinlenen eşi V.Ş.’nin evden ayrılması ile sanık ile tanık M.T.’nin evde yalnız kaldıkları, katılan …’nün de sonradan eve geldiği, olay sonrası eve geldiğinde ise sanığı etkilenmiş halde gördüğünü aşamalarda beyan etmesi, sanığın iç çamaşırında herhangi bir kan ve meni örneğine rastlanmamasının tek başına atılı suçun işlenmediği kanaati oluşturmayacağı hususları dikkate alındığında eyleminin, suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp, Anayasanın 74. maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
2. Kabule göre ise, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilirken uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
4.Bozma kararı içeriğine göre tebliğnamedeki 1 nolu bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 26.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/5 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2023 tarihinde karar verildi.