YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5720
KARAR NO : 2009/7564
KARAR TARİHİ : 06.05.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2004 gün ve 2003/11808-2004/2891 sayılı bozma kararında özetle: “Dosyada 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile ilgili belgeler ve haritanın mevcut olmadığı, kesinleşmiş tahdidin var olduğu yerlerde öncelikle tahdit haritasının uygulanması gerektiği, bu belgeler olmadan keşif yapılamayacağı gibi yapılan keşif sonucu uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokinin de yetersiz olduğu belirtilerek, öncelikle eksik belgeler tamamlanıp önceki bilirkişiler dışında üç orman mühendisi ve bir … elemanından oluşturularak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak taşınmazın tahdide göre konumunun doğru olarak saptanıp rapor ve kroki düzenlettirilmesi, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak sureti ile taşınmazın konumunun belirlenmesi, dava zilyetliğe dayalı tescil istemini de içerdiğinden tarafların gösterecekleri tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, taşınmazın ne zamandan beri kimler tarafından hangi amaçla kullanıldığını, bu kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığının maddi olgulara dayalı olarak sorulup araştırılarak tespit tarihine kadar 20 yılı dolduran aralıksız-çekişmesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğin var olup olmadığının saptanması, sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, çekişmeli Cevizköy, 1775 parsel sayılı 16.500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı yasa gereğince yapılan orman tahdidi 13.08.1944-13.08.1945 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2.madde uygulaması, 1986 yılında da 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış ve kesinleşmiştir.
Dava konusu parsele komşu olan 1774 ve 1778 parsellerin tespitine esas tutulan tapu kayıtları öncesinin mütegayyip eşhastan metruk olması nedeniyle 2510 sayılı İskan Yasası gereğince oluşturulmuştur. Bu parsellerden 1744 Sayılı parsele uygulanan kaydın geldisi Nisan 1950 tarih 527 nolu tapu kaydı, Kuzeyindeki çekişmeli taşınmazın yönünü Hazine olarak, 1778 parsele uygulanan kaydının geldisi Aralık 1949 tarih 55 nolu tapu kaydı güneydeki çekişmeli parsel yönünü mera, keza doğu sınırı yani 1776 parsel yönünü mera olarak sınır okuduğu, yine batıda komşu 1815 nolu parselin kuzeyindeki 1779 parsele uygulanan tapu kaydının güney sınırını mera okuması nedeniyle kayıt fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, kuzey komşu 1776 sayılı parselin öncesinin mera olduğu, ancak asliye hukuk mahkemesinin kararı ile … adına tescil edildiği (Ocak 1972 tarih 19 noda) bu kaydın güney sınırının … Gani olarak göstermiş olmasının bu yerin öncesinin mera ya da yurdu terkeden kişilerden kalma
-2-
2009/5720-7564
olgusunu değiştirmeyeceği, kuzeyde komşu 1814 nolu parselin dahi 1776 nolu parsele uygulanan ve tescil davası sonucu 1972’de tescil edilen kaydın doğu sınırı sığır yolu okuması nedeniyle Hazine adına tescil edildiği, doğuda komşu 1810 nolu parselin ham … niteliğiyle Hazine adına tespitinin kesinleştiği ve davacının kadastro tespitinden sonra dahi tarlasının doğuya doğru genişletip 1810 sayılı parsele tecavüz ettiği anlaşıldığından dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı sonucuna varılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişilerinden … dahi bu yerlerin boş arazi durumunda iken köylüler tarafından hayvan otlatıldığını, 1955-1960 yıllarında şahıslar tarafından sahiplenerek tarla olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmazlarda davacının babası tarafından bu tarihlerde kullanılmaya başlandığını bildirmişlerdir. O halde, davalı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılacak yerlerden olmayıp, kanunlar uyarınca Devlete kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından davacıların davasının reddine ve dava konusu parselin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, komşu parsel kayıtları ile doğrulanmayan yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 06/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.