Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1800 E. 2023/2224 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1800
KARAR NO : 2023/2224
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 inci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.06.2016 tarihli iddianamesi ile iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; üzerine atılı suçu işlemediğine ve kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanık …’nin 29.03.2016 tarihinde emniyete başvurarak 3-4 ay kadar önce kimliğini kaybettiğini, kimliğini kaybettikten sonra 0530******* ve 0530******* numaralı GSM abonelik sözleşmelerinin kendisi adına sahte olarak düzenlendiğini beyan ederek söz konusu bayii yetkilisi olan mağdur …’dan şikayetçi olduğu, sahte olarak düzenlendiği iddia olunan hat sözleşmeleri üzerindeki imzanın sanığın el ürünü olduğu anlaşılmakla, sanığın işlenmediğini bildiği halde soruşturma başlatılması amacıyla mağdur hakkında şikayette bulunduğu ve sanığın bu şekilde iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
2. 21.06.2016 tarihli kriminal raporuna göre, abonelik sözleşmelerindeki el yazıları ve imzalar ile mevcut mukayese imzalar arasında kaliografik ve grofolojik özellikler yönünden … isimli şahsın eli mahsulü olması mümkün muhtemel değerlendirildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Bu itibarla; sanığın yukarıda açıklanan şekilde suçsuz olduğunu bildiği halde mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat ederek soruşturma başlatılmasına sebep olduğu davada, sanığın bizzat kendisi adına bilgisi ve rızası dışında düzenlendiğini iddia ettiği 0530******* ve 0530******* GSM numaralı telefon hatları için yapılan abonelik sözleşmesindeki imzaların İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 21.06.2016 tarihli uzmanlık raporunda sanığa ait olduğunun anlaşılması üzerine Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verilmesi karşısında sanığa yüklenen eylemin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebebi de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/363 Esas, 2016/727 Karar sayılı kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyanın, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde karar verildi.