YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/486
KARAR NO : 2023/676
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalılar … vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; takibe konu 13.04.2008 tanzim tarihli, 30.07.2008 vade tarihli, 157.000,00 TL bedelli bonodaki imza ve yazıların müvekkili …’a ait olmadığını, iş bu senede dayanılarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibinde ve dayanağı senette alacaklı gözüken … isimli kişiyi ve senet lehtarı … ile ciranta …’ı tanımadığını, bu kişilerle herhangi bir ticari ve özel ilişkisinin bulunmadığını, senedin icraya konularak müvekkiline ait taşınmaz ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, ancak diğer borçlularla ilgili hiçbir işlem yapılmadığını, bunun da davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin “dremans delirium” hastası olup bononun tanzim tarihinde hukuki ehliyetinin de bulunmadığını ileri sürerek Bursa 10. İcra Müdürlüğünün 2008/15740 E. sayılı takip dosyasından ve senetten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı …’ı tanımadığını, … ile bir ticari ilişkisi ve herhangi bir alacağı olmadığını, senet bedeli olan 157.000,00 TL bedelle alış veriş yapacak bir maddi gücü de bulunmadığını, senette ismi ve imzası olan …’nın müvekkili olmadığını, …’nın yaygın bir isim, soy isim olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; senetteki imzanın borçlu … eli ürünü olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacı borçlu tarafından alınan 13.04.2011 tarihli, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporu ve içeriğini kabul etmediklerini, senedin tanzim tarihi itibari ile davacının bütün resmi işlemlerini yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı … davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip borçlusu … tarafından Bursa 3. İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz sebebiyle takibin iptali talepli olarak dava açıldığı, İcra Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan rapor sonucuna göre takip dayanağı bonodaki imzanın borçlu davacı …’ın eli ürünü olmadığının belirlenmesi üzerine imzaya itiraz davasının kabulü ile Bursa 10. İcra Müdürlüğünün 2008/15740 E. sayılı takip dosyasında, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 170 inci maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiği, kararın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, ayrıca resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık ile bedelsiz senedi kullanma suçlarından dolayı davacı tarafından yapılan şikayet üzerine, takip alacaklısı … hakkında Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık …’in resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından onanıp kesinleştiği, kesinleşen mahkeme kararları uyarınca dava ve takip konusu senedin sahte olarak üretildiği, senedin davacı tarafından düzenlenmediğinin kesinleştiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen rapora göre de davacının demans delirium hastası olması nedeni ile bononun düzenlendiği 13.04.2008 tarihi itibari ile ve bu tarihte hukuki işlem yapabilme ehliyetine sahip olmadığının anlaşıldığı, davalı … her ne kadar alacaklı ve borçluları tanımadığını, senetle ilgilerinin olmadığını bildirmiş ise de, ceza dosyasındaki kanıt ve belgelere göre davalı vekilinin beyanının yerinde görülmediği, icra takibinde davalı …’in senedin sahte olduğunu bildiği hâlde icra takibine koyduğu, icra takip dosyasına göre davacının banka hesabına taşınmazı üzerine haciz işlemi uygulandığı, bu nedenle davalı …’in icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ve davacının takipten zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 13.04.2008 tanzim tarihli, 30.07.2008 vade tarihli, 157.000,00 TL bedelli bono ve icra takibinden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı … icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan bono bedelinin %40’ı üzerinden hesaplanan 62.800,00 TL haksız takip tazminatının davalı …’den alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan hüküm kurulduğunu, bononun tanzim tarihi itibari ile davacı …’ın resmi dairelerin tamamında kendi adına resmi işlemler yaparak imza attığını, bu konularda araştırma yapılmadan karar verildiğini, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan rapor esas alınarak hüküm verilmesinin kabul edilemeyeceğini, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporu ve içeriğini de kabul etmediklerini, bu raporun davacının yakınları ile mülakat yapılarak düzenlendiğini, bononun düzenlendiği tarihte davacının herhangi bir önemli hastalığının bulunmadığını, kaldı ki İzmir Adli Tıp Kurumundan alınması gereken bu raporun üniversiteden alınmasını da kabul etmediklerini, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin senette ismi geçen … olmadığını, bu husustaki savunmalarının ve senetteki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunun Mahkemece araştırılmadığını, dava konusu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senette herhangi bir kimlik numarası veya adres belirtilmediğini, müvekkili hakkında açılmış bir ceza davası bulunmadığını, … isminin toplumda yaygın kullanılan bir isim olduğunu, müvekkilinin ilgisi olmadığı bir senet nedeniyle yargılama giderlerine mahkum edilmesi nedeniyle mağdur olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
2.Davalı …’nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı … vekilince yargılamanın tüm aşamalarında bonoda belirtilen lehtarın müvekkili olmadığı savunulmuştur. Bu durumda, bonoda lehtar olarak görünen kişinin davalı … olup olmadığının tespiti amacıyla bonoda yer alan ciro imzasının, …’ya ait olup olmadığı saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın bu davalı yönünden ONANMASINA,
2.Davalı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davalı …’e yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı …’ya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.