Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/360 E. 2023/709 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/360
KARAR NO : 2023/709
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ihya davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı Art Yapı Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 18.02.2015 tarihinde davalı sicil müdürlüğü tarafından resen terkin edildiğini, re’sen terkin işleminin müvekkiline tebligat ile bildirilmediğini, davalı tarafından yapılan re’sen terkin işleminin usulsüz olduğunu belirterek, dava konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 34 üncü maddeleri çerçevesinde işlem yapıldığını, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2021 tarihli ve 2021/216 E., 2021/795 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne, Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/1729 E., 2021/1508 K. sayılı kararıyla ihyası istenen şirketin 18.02.2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı … Sicil Müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine göre resen terkin işlemi yapılırken, aynı maddenin 4 üncü fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle ihya davasının açılmasına davalı … Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re’sen terkin işlemi ile sebebiyet verdiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 22.03.2022 tarih ve 2022/1127 E., 2022/2222 K. sayılı kararıyla ihyası istenilen şirketin 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddenin 15 inci bendinin son cümlesi uyarınca, sicilden terkin tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 25.03.2021 tarihinde ihya davası açıldığı, kanunun amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açmadığı hususu tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına arar verilmiştir.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bozma sonrası bildirdiği İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, anılan kararın çıktığı tarihte şirketin sicilden terkin edilmiş olduğu, buna rağmen şirket yetkilisinin temyizden feragat dilekçesi sunduğu ve usulsüz şekilde kararın kesinleştirildiği, usulüne uygun kesinleşme sağlandığında ihyası istenen şirketin malvarlığının mevcut olabileceği, bu durumda güncel Yargıtay kararlarına göre malvarlığı bulunan şirketler için 10 yıllık sürenin uygulanacağı, eldeki davada malvarlığı sebebiyle ihya istemi olmadığı, kamu düzenine ilişkin olmayan ihya davalarında dava sebebi yapılmamış bir hususun resen gözetilmesi mümkün olmayacağından, hak düşürücü sürenin resen gözetilecek olması nazara alınarak 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/740 E., 2015/1068 K. sayılı dosyasının dava tarihinin 15.01.2009 olduğunu, terkin işleminin ise 18.02.2015 olduğunu, şirket hakkında devam eden dava olduğu halde terkin işleminin yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, resen terkin işleminin müvekkiline tebligat ile bildirilmediğini, davalı tarafından yapılan re’sen terkin işleminin usulsüz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.