YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17054
KARAR NO : 2009/17398
KARAR TARİHİ : 24.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Büyükçavuşlu Beldesi 443 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu; yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, “davanın kabulüne çekişmeli parselin davalı adına olan tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesinde 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının şerh verilmesine, davanın açılmasına davalı sebep olmadığından ve dava konusu taşınmaz orman tahdit sınırları içine alındıktan sonra davalının tapusu oluştuğundan davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,aynı nedenle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hükmün davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/ 06/ 2007 tarih, 2007/ 5148- 7862 Sayılı Kararı ile “4999 Sayılı Yasanın 11/5. maddesi gözönünde bulundurularak mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik olmamakla birlikte kararda kavram karmaşası bulunduğu, bir yerin orman sayılan yer olması ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmasının farklı kavramlar olduğu, orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen bir yerin tapu kaydı üzerine 2/B madde uygulaması ile ilgili şerh verilemeyeceği, diğer taraftan dava ilk oturumda kabul edilmediğinden, yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığı, H.Y.U.Y.’nın 94. maddesinde davayı kabul eden tarafın da mahkum olmuş gibi mahkeme masraflarını ödemeye mecbur olduğu, aleyhine hüküm kurulan tarafın hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk oturumda davayı kabul etmiş olması halinde mahkeme masraflarından sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, anılan yasa hükmünün bir istisna maddesi olup davanın kabulü durumunda ve belirtilen şartların oluşması halinde uygulanabileceği, temyize konu davada davanın kabulü gibi bir durumun söz konusu olmadığı, ancak, bu yanılgılar hükmün bozulmasını gerektirmediğinden, 27.09.2006 günlü hükmün birinci bendindeki “KAYIT ve TESCİLİNE” kelimelerinden sonra gelen “tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkartılan saha olduğunun belirtilmesine” cümlesinin hükümden çıkartılmasına ve yine 2. fıkrasında yer alan “davanın açılmasına davalı sebep olmadığından ve dava konusu taşınmaz OTS içine alındıktan sonra davalının tapusu oluştuğundan davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aynı nedenle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına “ cümlesi kaldırılarak; bunun yerine “ karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdiren 720.00.-YTL vekalet ücretinin ve 317.60.-YTL mahkeme masraflarının davalıdan alınarak davacı Hazineye verilmesine “ cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesineve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA “ karar verilmiş; tarafların karar düzeltme istemi üzerine “ Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda aynen taşınmazın niteliği belirtilmeden (davanın kabulü ile, İstanbul İli, Silivri İlçesi, Büyükçavuşlu Beldesi 443 parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkarılan yer olduğunun belirtilmesine,) dendiği halde, gerekçeli kararda ise taşınmazın orman niteliği belirtilerek (davanın kabulüne çekişmeli parselin davalı adına olan tapusunun iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesinde 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının belirtilmesine) dendiği; oysa, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bozma nedeni oluştduğu, (İ.B.B.G.K. 10.04.1992 t, 1991/7 E. – 1992/4 K.), mahkemece anılan yön gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı, Dairece hükmün düzeltilerek onanmasının ise yanılgıya dayandığı” belirtilip DAVACI HAZİNE VEKİLİ İLE DAVALI … vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 11/06/2007 gün ve 2007/5148-7862 E. K sayIlı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş; davanın kabulüne, Büyükçavuşlu Köyü 443 sayılı parselin davalı adına olan tapusunun iptaliyle tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yer olduğu da şerh verilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; bu karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapılan ve 21.05.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılan ve 13/04/1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tespit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasına ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, tespitte esas alınan ve orman kadastrosundan sonraki bir tarihte oluşturulmuş bulunan tapu kaydının, taşınmazın orman sınırları içine alınarak bu uygulamanın kesinleşmesinden sonra yasal değerini yitirdiği, davalının koşulları varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince satış bedelini bu yeri kendisine satan kişilerden isteyebileceği, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24/11/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.