Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/13580 E. 2009/16697 K. 13.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13580
KARAR NO : 2009/16697
KARAR TARİHİ : 13.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, … Köyü 180 sayılı parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiasıyla davalılar adlarına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tescilini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 1004 yılında 4785, 3302 Sayılı Yasalar gereğince 1994 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalan taşınmazın nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılıp 10.08.1945 tarihinde ilan edilen ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu daha sonra 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılarak 06.11.1995 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 13.10.1967 tarihinde kesinleşmiştir. 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmaz, Aralık 1930 tarih 39 numaralı tapu kaydı kapsamında olduğu gerekçesiyle 2 poligon numarası verilerek, komşu 181 parsel numaralı taşınmaz ile birlikte … Devlet Ormanı sınırı dışında bırakıldığı, daha sonra 1994 yılında 4785, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Orman Yasası hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulama çalışması ile çekişmeli parselin içinde bulunduğu bölümünün öncesinin orman sayılan yerlerden olması nedeniyle orman sınırı içine alındığı, daha sonra da 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile (X) poligon numarası verilen yer içinde Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı 1967 yılında yapılan genel kadastro sırasında belgesizden 6000 m2 yüzölçümüyle 180 parsel numarası verilerek Kenan Turani ve arkadaşları adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan uzman bilirkişi kurulu raporuna göre taşınmazın 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında olduğu halde, 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve aplikasyon sırasında orman sınırı içine alındığı, sonradan 1944 yılında yapılan orman kadastrosunun geçersiz olduğu ve taşınmazın tapulu palamut meşesi olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosyaya getirtilen ve davacıların tutunduğu Aralık 1930 tarih 39 numaralı tapu kaydı, dairenin 11.07.2007 tarihli geri çevirme kararı üzerine mahkemece eski yazı kayıtlar üzerinde yaptırılan uzman bilirkişi incelemesi sonunda 17.06.2009 tarihli bilirkişi Abdullah Demir tarafından hazırlanan raporda, sözü edilen kaydın tapu defteri ile uygunluk göstermediği, tapu defterinde sözkonusu tarih ve numarada başka bir kayıt bulunduğu açıklanmıştır.
Bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz 1957 tarihli memleket haritasında açıklık alanda işaretlenmiş ise de hava fotoğraflarında meşelik alan olarak göründüğü halen de eylemli durumda dağınık ve kümeler halinde tam kapalılıkta yaşlı meşe ağaçları ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 Sayılı Yasası sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüş, bu yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda özel ve tüzel kişilere ait ormanların kadastrosu yapılmayarak orman sınırı dışında bırakılmıştır. İşte bu nedenledir ki, dava konusu taşınmazın tapulu özel orman olduğu düşüncesiyle 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlamada orman sınırı dışında bırakılmıştır. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanlar hiç bir bildirime gerek kalmadan devletleştirilmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi devlet ormanları ile özel ormanların orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların (daha önce arazi kadastrosu yapılmış ya da yapılmamış yerler her çeşit taşınmaz mal kavramının içinde olduğunun kabulü gerekir.) ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonlarınca yapılır hükmü ile 4785 Sayılı Yasa gereğince 1994 yılında yapılan işlem dava konusu taşınmaz için ilk kez yapılan orman kadastrosudur. 1994 yılında görev yapan orman kadastro komisyonunun 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama yetkisi verilmiştir. 6 Nolu Orman Kadastro Komisyonu kendisine verilen bu yetkiye dayanarak kadastro tutanağının 82. sayfasında dava konusu taşınmazı “… Devlet Ormanı” olarak sınırlandırılmış ve taşınmaz o tarihte eylemli olduğu ve nitelik kaybetmediği, başka bir anlatımla 2/B madde koşullarını taşımadığı halde, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılmış ve işlemin kesinleşmesi üzerine tapu kaydına 2/B madde şerhi konulmuştur.
Çekişmeli taşınmaz dört yönden Devlet Ormanına bitişik ve bu ormanın devamı niteliğindedir. Dört yönü Devlet Ormanı ile çevrili olan taşınmaza davalıların dayandığı eski tapu kaydının uyduğu kabul edilemez. Dava konusu taşınmaz bitişikteki Devlet Ormanı gibi eylemli olarak meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Bu haliyle taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1/G madde kapsamında olduğu düşünülemez. Çünkü sözü edilen hüküm orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler orman sayılmamıştır. Dava konusu taşınmaz orman sınırı dışında değildir. Dört tarafı orman ile çevrilidir. Mahkemece yapılan keşifte uygulanan 1970 tarihli hava fotoğrafında dahi orman niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın öncesi ve halen orman olması nedeniyle zilyetliğe konu olabilecek bir yerde değildir. Taşınmazın, 1994 yılında yapılan kadastroda devlet ormanı sınırı içine alınması yasaldır. Uzman bilirkişi raporunda taşınmazın XVIII numaralı maki poligonu içinde yeraldığından da sözedilmişse de, bu bölgede görev yapan maki komisyonunun yasalara uygun olarak kurulmadığı ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine göre çalışmadığı, yapılan çalışmanın yok hükmünde olduğu, bu durumun dairenin aynı yöreden temyiz incelemesine gönderilen pek çok dosyasında vurgulandığı gibi, mahkemenin verdiği pek çok kararında da kabul edilmiştir. Mahkemenin 17.06.2004 gün ve 2002/839-344 sayılı karanının bozulmasını ilişkin 20. Hukuk Dairesinin 05.12.2006 gün 2006/14108-16050 sayılı, yine mahkemenin 21.06.2005 gün ve 2005/120-322 sayılı direnme kararının bozulmasına ilişkin H.G.K.’nun 10.05.2006 gün 2006/20-148/284 sayılı kararı).
Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Çünkü; davacı Hazine tarafından kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten önceki nedenlere değil, sonraki nedene dayanılmaktadır. Başka bir anlatımla; arazi kadastro tesbit tutanağının kesinleştiği tarihten sonra kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak bu dava açılmıştır. Yasalarımızda, tutanakların kesinleştiği tarihten sonraki nedenlere dayanılarak açılan davalarda hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı konusunda hüküm bulunmamaktadır.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların (yasa hükmündeki her çeşit taşınmaz mal kavramı içine daha önce arazi kadastrosu yapılmış ve yapılmamış taşınmazların tümünün girdiğinin kabulü gerekir.) ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1994 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, öncesi orman olan taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasının kesinleşmesiyle kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931-İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa satış bedelini bu yeri kendisine satanlardan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların 03.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5. Maddesi gereğince “fiilen orman olduğunun Orman Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmesi halinde, talep üzerine Maliye Bakanlığı’nca Orman Genel Müdürlüğü’ne tahsis ve orman niteliğiyle Hazine adına tescil edileceği” hükümleri gözönünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, 13/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.