YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3748
KARAR NO : 2009/7537
KARAR TARİHİ : 05.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda DAVANIN KABULÜ yolunda kurulan 25/09/2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi katılan … VE …. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21/10/2008 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden gelmedi, karşı taraftan DAVACI … YÖNETİMİ vekili avukat … … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra Dairenin 25/11/2008 gün ve 2008/ 7930-16563 sayılı iade kararı gereğince gönderilen belgeler ve dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … MAHALLESİ 10 ADA 121 parsel sayılı taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içine alındığını, … Kadastro Mahkemesinin 2004/10-2005/5 sayılı kararı ile da orman sınırı içinde olduğunun hükmen saptandığını, davalılar adına kayıtlı olan tapunun hukuki değerinin kalmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Yargılama sırasında SEBAHAT ÇEHRELİ() VE …. 18/06/2007 tarihli dilekçeyi harçlandırarak dava konusu yerin kedilerine ait … özel günlük ormanı olduğu iddiasıyla davaya katılmışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne … Mahallesi 10 ada 121 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tesciline, katılan kişilerin istemlerinin reddine,karar verilmiş, hüküm katılan … VE …. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940-1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1999 yılında herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların tahdidi, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması yapılmış 01/04/2004 tarihinde ilan edilmiştir.Arazi kadastrosu ise 2613 Sayılı Yasaya göre yapılıp 30/11/1965 ile 30/01/1966 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
Davaya konu taşınmaz öncesinde, … Mahallesi 12 pafta 10 ada 19 – 20-23-24-25-26-50-51-65-90-91-91-12 ada 33, 60 ada 5-6-7-8-9-1011-1320-22-23-34-48-49168 ada 8 – 34 parseller ile ihdasen Hazineye ait a, b … Belediyesine ait c ve d parsellerin tamamında 10 ada 12-15-18-21-22-60 ada 12-21-45 parsellerin bir kısmında olmak üzere toplam 206182,40 m2 yüzölçümündeki sahada 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesi gereğince düzenleme yapılması amacıyla, belediye encümenine 20/10/1993 gün 840 sayılı karar
-2- 2009/3748 – 7537
ile ihale edilip, … belediyesinin 16/06/1994 gün ve 320 sayılı kararı ile 3194 sayılı kanun 18. maddesi gereğince dava konusu parselin de içinde bulunduğu parsellerin oluşturularak tescil edildiği çekişmeli 10 ada 121 parsel sayılı taşınmazın 500,22 m2 yüzölçümünde, arsa niteliği ve satış nedeniyle 06/03/1996 tarihinde …’a geçtiği anlaşılmaktadır.
. … Kadastro Mahkemesinin 2004/10-2005/5 sayılı dava dosyasında …, Orman Yönetimine husumet yönelterek … olduğu 10 ada 121 parsel sayılı taşınmazın, 1999 yılında yapılıp 01/04/2004 tarihinde ilan edilen, herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların tahdidi, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması ile orman sınırı içine alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açmış, mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sınırı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğu saptandığından davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak … dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14-610-15, 23.02.2005 gün 2005/21-66-93 ve 17.11.2008 gün 2008/11-743-737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. Maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir.
Somut olayda; Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı içindeki yerlerden olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu yolundaki dava sebebine dayanmaktadır.
-3- 2009/3748 – 7537
Yapılan incelemede, … Kadastro mahkemesinin 2004/10-2005/5 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada tamamının orman sınırı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması nedeniyle davanın reddine karar verilerek kesinleştiği, anılan kararın temyize konu dava ile tarafının, dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olduğu, nedeniyle bu davada, davalı kişi aleyhine, Orman Yönetimi lehine kesin hüküm oluşturacağı, katılan davacı … VE ….’nın çekişmeli taşınmazın maliki olmadığından, tapu iptali ve tescili niteliğindeki bu davada yer almasında hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
O halde, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,, 6831 Sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen süre içinde kişilerin açtığı davanın reddedilerek kesinleştiği, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, bu tescilin yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 550.00.-YTL vekalet ücretinin katılan davacı … VE arkadaşlarından alınarak, davacı … Yönetimine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının katılan davacı … VE arkadaşlarına yükletilmesine 05/05/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.