YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/624
KARAR NO : 2023/4278
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI :
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı … tarafından müvekkili hakkında ,takip kart numarası 0021132 olan 12.03.2020 tarihli 4 adet ödeme emrinin tanzim edilerek gönderildiğini, ödeme emirlerinin 25.03.2020 tarihinde tebliğ ve ıttıla edildiğini, dava konusu 2002-2003/2 arası aynı dönemlere ilişkin olarak davalı tarafından daha önce de ödeme emirlerinin gönderildiğini ve açılan dava üzerine ödeme emirlerinin iptaline karar verildiğini ,ödeme emirlerine konu olan 2002 ve 2003 yıllarına ait prim borçlarının zaman aşımına uğradığının beyanla davanın kabulüne 12.03.2020 tarihli 0021132 kart nolu … sayılı 4 adet ödeme emrinin iptaline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili Kurumda işlem gören dava dışı …. AŞ nin Kuruma olan borçlarından dolayı icra takibi başlatıldığını, işyeri yetkilisi davacıya ödeme emri gönderildiğini, alacağın zamanaşımına uğramadığını belirterek davanın reddini ve Kurum alacağının % 10 zamla davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Kurum alacaklarının 2002/06-2003/02 dönemlerine dönemine isabet ettiği,yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca anılan dönemlerin ödeme süresinin sona erdiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren 5 (beş) yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğu, şu haliyle düzenlenen ödeme emrine konu alacağın zamanaşımına uğradığı, uyuşmazlıkta zamanaşımını kesen bir durum bulunmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur…” gerekçesiyle; davanın kabulü ile Ümraniye … tarafından düzenlenen … takip kart no ve … takip numaralı ödeme emirlerinin zamanaşımı sebebiyle iptaline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımını kesen nedenlerin bulunduğunu, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Somut olayda, ödeme emrinin iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, Ümraniye … tarafından düzenlenen … takip kart no ve … takip numaralı ödeme emirlerinin 2002/6-2003/2.ayların prim, işsizlik sigortası primi, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisi borçlarına ilişkin olduğu, Kurum alacağının son olarak 2003/2.ayına ait olması nedeniyle 01.01.2004 tarihinde işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih itibariyle dolduğu, Kurum tarafından zamanaşımını kesen ve durduran bir nedene ilişkin dosyaya belge ve kayıt sunulmadığı gibi istinaf başvuru dilekçesinde de zamanaşımını kesen ve durduran yasal bir nedene ilişkin somut bilgi verilmediği, belge ve kayıt eklenmediği, her ne kadar istinaf incelemesi öncesinde yapılandırma yasaları yürürlüğe girmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 gün ve 2015/10-327 Esas 2017/1070 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere “dava konusu ödeme emirlerinin zamanaşımına uğramış olduğu sabit olduğundan ve ödenecek bir borcun varlığından bahsedilemeyeceğinden” alacakların yeniden yapılandırılması olanağından davacının yararlanıp yararlanmadığı noktasında bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı anlaşılmakla; “… Anadolu 29. İş Mahkemesi’nin 07/04/2021 tarihli, 2020/221 Esas – 2021/283 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 80/11 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere “üst düzey yönetici” kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 317 inci maddesine göre … şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. … şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez.
506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132 inci ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08/12/1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 inci ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 51 inci maddesiyle birlikte 102 inci maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı … vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.