YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5659
KARAR NO : 2023/1140
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle ödürme
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/104 (E) ve 2017/172 (K) sayılı kararı ile; hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 gün ve 2018/1358 E. 2018/1861 K. sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.09.2021 havale tarihli ve 2019/3415 sayılı, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz İsteği;
1. Kazada sanığın bilinçli taksir şeklinde kusurlu olduğuna,
2. Tayin edilen cezanın az olduğuna,
3. Cezanın arttırılması ve bilinçli taksir hükümlerine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından bu husustaki hükmünün yerinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
4. Sanık hakkında takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, takdiri indirim yapılmasının hukuka aykırılığına,
5. Sanık ve müdafiinin yolun kusurlu olmasının, kazanın meydana gelmesine katkı sağladığına ilişkin savunmasının doğru olmadığına,
6. Sanığın TCK’nın 22/3 maddesine göre yedi kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına bilinçli taksirle sebebiyet verme suçundan cezalandırılması ve verilen cezaların ceza üst sınırından verilmesi gerektiğine,
ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği;
1. Yerel mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararının gerekçesinin dava dosyasındaki somut ifade ve bulgularla örtüşmemesi, eksik inceleme dolayısıyla hatalı değerlendirme yapılarak bir karara varılmış olmasının istinaf incelemesinde dikkate alınmamış olduğuna,
2. Kazanın, mahkemenin iddiasının aksine kahve kutularının düşmesiyle bir bağlantısı olmadığına, kazanın virajdan çıktıktan 50 metre kadar sonra düz ve yokuş yukarı yolda yolun solunda tır aracını sollarken meydana geldiğine,
3. Mahkemece uzmanlık alanı dışında yapılan değerlenmelere dayalı kök bilirkişi raporu ile bu raporu esas alarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin raporuna dayanarak kusur değerlendirmesi yapmış olduğuna, bu raporlara vaki itirazlarının incelenip değerlendirme imkanı hiçbir zaman sunulmamış olduğuna, savunmanın haksız yere sınırlandırılmış olduğuna,
4. Yolun teknik ve usulüne uygun olarak yapılması, bu bağlamda karayollarının sorumluluğunda olduğuna, Karayollarının hizmet kusurunun bulunduğuna,
5. Tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların gereği gibi karşılanmadığına,
ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2017 tarihli ve 2017/104 (E) ve 2017/172 (K) sayılı kararı ile;
“… Adli Tıp Kurumu … Adli Tıp Grup Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 31/03/2017 tarihli raporu kapsamına göre olay yeri görüntülerini içeren 7 adet CD’nin, Olay yeri görgü ve tespit tutanağının, olay yeri inceleme raporunun ve tüm dosya kapsamının ayrıntılı biçimde tetkik olunduğu, yapılan inceleme neticesinde aynen “sürücü … yönetimindeki otobüs ile iki şeritli bölünmüş yol, asfalt kaplama, devlet karayolunda seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, hızını; yatayda viraj, düşeyde eğimli yol şartlarına göre ayarlamamış, olay yerinde sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybettiği aracıyla, yolun solunda bulunan orta refüje yönelip, refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde sürüklenmesi sonucu meydana gelen olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur. Dava konusu olayın oluşunda oluşa etken teknik arızaya rastlanmadığı, başkaca sonuca etken bir hal ve durumun olmadığı anlaşılmıştır” saptamaları yapıldıktan sonra sonuç kısmında yukarıdaki hususlar değerlendirildiğinde, olayda; “sürücü …’ün, asli ve tamamen kusurlu olduğunun oy birliği ile karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur” ibarelerine yer verildiği görülmüştür. Adli Tıp raporunun kazanın oluşumunu tüm etkenlerle irdelediği ve doğru sonuçlara vardığı, hüküm kurmaya elverişli vasıfta olduğu sonucuna varılarak yeniden keşif yapılması, yeniden rapor alınması ve muhtemelen ilerleyen aşamada raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor aldırılması şeklindeki taleplere itibar edilmemiş ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu tespit olunan Adli Tıp raporu ışığında hüküm kurulmuştur. ATK raporu ve olayın oluşumunu aydınlatan katılan beyanı ışığında sanığın asli kusurlu biçimde çok sayıda kişinin yaralanmasına ve çok sayıda kişinin vefatına sebebiyet verdiği, bu suretle işlediği eyleminin TCK’nın 85/2 maddesini ihlal eder nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Meydana gelen ölüm ve yaralanma sayılarının çokluğu karşısında ceza alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden verilmiştir. Sanığın olayda kendisinin de ciddi düzeyde yaralanması ve son celsede katılanlara içtenlikle üzüntülerini iletmiş olması hususları sanık lehine takdiri indirim sebebi kabul edilmiş ve TCK’nın 62 maddesi gereğince sanığın cezasından bir miktar indirim yapılmıştır. Olayda alkol veya uyuşturucu madde yahut başkaca bilinçli taksir oluşturabilecek herhangi bir etkenin olmadığı net biçimde sabittir. Bu sebeplerle sanığın cezasından bilinçli taksir nedeniyle artırım yapmanın gerekmediği anlaşılmıştır. Sanığın asli kusurlu biçimde kaza yapmış olması ve ölümlere ve yoğun acılara sebebiyet vermiş olması sebebiyle şoförlük mesleğini icra etmekten cezanın infazından sonra başlamak üzere belirli bir süre yasaklanmasına karar vermenin hakkaniyetli olacağı sonucuna varılarak sanığın TCK’nın 53/6 maddesi gereğince şoförlük mesleğini icra etmekten 2 yıl 6 ay süreyle yasaklanmasına ve ehliyetinin bu amaçla geri alınmasına…” gerekçeleri ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş olup, bu kararlara karşı sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
2. Olay günü saat 11:10 sıralarında …plakalı otobüs sürücüsü … sevk ve idaresindeki aracı ile … istikametinden … istikametine doğru meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama eğimli hafif virajlı yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solunda bulunan orta refüje yönelip refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde yaklaşık 43 metre sürüklenmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, birden çok kişinin de yaralandığı trafik kazası meydana gelmiştir. Soruşturma aşamasında şikayetçi olmayan 20 mağdura ilişkin olarak sanığın üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun takibinin şikayete tabi olması nedeniyle, şikayet yokluğundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın reddi ile kararın kesinleştiği görülmüştür.
3. Maktullerin kesin ölüm sebebini belirleyen … Cumhuriyet Başsavcılığına ait ölü muayene ve otopsi zabıtlarına göre, politravmaya bağlı akut kalp damar ve solunum yetmezliği ile travmaya bağlı kafanın boyun bölgesinden kopması, sol ve sağ üst ekstremitelerinin kopması ile kafa, boyun ve multi organ yaralanması nedenleri ile ölümlerin gerçekleştiğinin saptandığı, kazada yaralanan toplam 38 kişi hakkında düzenlenen genel adli muayene raporları, kaza tespit tutanağı ve ekli krokiler, olay yeri inceleme tutanağı, kaza sonrası olay mahallini gösterir fotoğraf ve kamera görüntülerini içerir CD’nin de dosya kapsamında olduğu görülmüştür.
4. Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre, olay yerinin yerleşim yeri dışı, kaza yerindeki azami hız limitinin 50 km/s olan iki şeritli bölünmüş yatayda viraj düşeyde eğimli asfalt kaplama devlet karayolu olduğu, kaza noktasına 150 metre uzaklıkta Hafif Viraj levhası bulunduğu, fren izi tespitinin bulunmadığı, krokide sanığın yoldan çıkarak orta refüje girdikten 13 metre sonra demir bariyere çarptığı, ilk çarpma noktası ile aracın son konumu arası 30 metre olarak belirtildiği, kazanın oluşumunda sürücü …’ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 84 üncü maddesinde yer alan kazaya sebebiyet verdiği belirlenen 52/1b (aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği görüşüne yer verildiği, soruşturma aşamasında alınan 15.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda da; kaza yapan otobüsün teknik, mekanik motor lastik vs. gibi arızaları olmadığı, bakımlarının kaza tarihine kadar yetkili serviste yapıldığı dolayısıyla kazanın araçtan kaynaklanmadığı, sürücü …’ün kazanın oluşumunda 2918 sayılı Kanun’un 52/1b kuralını (aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) ihlal ettiği sonucuna varılarak, aracını tedbirsiz ve dikkatsiz kullandığı, kurallara uygun davranmadığı sebepleriyle ASLİ ve TEK KUSURLU olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
5. … Adli Tıp Grup Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 31.03.2017 tarihli raporunda; “…Sürücü … yönetimindeki otobüs ile 2 şeritli bölünmüş yol, asfalt kaplama devlet karayolunda seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, hızını; yatayda viraj düşeyde eğimli yol şartlarına göre ayarlamamış, olay yerinde sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybettiği aracıyla, yolun solunda bulunan orta refüje yönelip refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde sürüklenmesi sonucu meydana gelen olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur. Dava konusu olayın oluşunda oluşa etken teknik arızaya rastlanmadığı, başkaca sonuca etken bir hal ve durumun olmadığı anlaşılmıştır….” görüşü bildirilmiştir.
6. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği ve savunmasında “…Olay günü Türk … Sendikasının organizasyonu nedeniyle …’da Dünya Kadınlar Günü toplantısı nedeniyle sendika üyesi olan bayan işçilerin bulunduğu otobüs ile sabah saat 10:00 civarında …’dan hareket ettik, öncesinde pazar gününden itibaren ben istirahatliydim, pazartesi günü evimde istirahat ettim, salı günü evimden çıkıp aracıma geldim, herhangi bir yoğun yorgunluk durumum yoktu, alkol de kullanmamıştım, genel olarak çok dikkatli ve tecrübeli bir şoförüm, öncesinde hiç bir kazam yoktu, olay günü saat 10:00 civarı …’dan hareket ettik, … metro istasyonundan bir yolcumuzu daha aldık, … istikametine doğru devam ettik, …’ü geçtikten sonra Mezitler mevkinde kaza oldu, …’ü çıktıktan sonra bir bayan yolcumuz, bu koltuk güzelmiş deyip hostes koltuğuna gelmişti, Mezitler mevkinde yol iki şerittir, sağ şeritte yoluma devam ediyordum, önümde bir … vardı, geriden gelen araçlar olduğu için sollamaya çıkmadım, geriden gelen tır sol şeritten ilerleyince ben de tırın peşinden sollamaya çıktım, o esnada içinde poşetli vaziyetteki, nescafelerin bulunduğu kutu devrildi, ben bunu topluyordum, hostes koltuğuna oturan bayan yere dökülen nescafeleri toplamaya başladı, ben o esnada sol şeritte sollamadaydım, ön cama sert bir cisim geldi, ne olduğunu göremedim, bir anda direksiyon hakimiyetini kaybettim, … orta refüje sola yattı ve kaza meydana geldi, hostes koltuğuna oturan bayanın üzerime düşüp düşmediğini hatırlamıyorum, aracın motor frenini çektim ancak direksiyonu sağa kıvıramadım, sağ şeritte önümde, yolumda devam eden … açık kasalı bir tırdı, yükü vardı, yükünün ne olduğunu bilmiyorum, içinde poşetli nescafelerin bulunduğu plastik kutu aracın sağ tarafından torpidonun üzerinde duruyordu, muavin bu nescafeleri oraya koymuş, servise başlayacaktı, kutu devrilince benim uzanamayacağım bir mevkiye kahveler döküldü, bana sorulduğu üzere o gün …’dan …’ya 8 otobüs hareket etti, ben 6. otobüstüm, benden önce 5 otobüs yola çıkmıştı, hep birlikte … mola verecektik, hatta ben öndeki araçlar yemeğini yeyip tesisi terk etsin diye ağırdan aldım, molayı … tesislerinde verecektik, … tesisleri yaklaşık 320 kişiyi aynı anda alma kapasitesine sahip değildir, ayrıca bizim dışımızda dışarıdan gelen başka araçlar da olabilir, ben yavaş gitsek olabilir mi diye 3 ya da 4 nolu koltukta oturan kişiye demiştim, o da tamam demişti, o kişi bu seyahatte sendikanın … sorumlusu olan kişiydi, yine bana sorulduğu üzere 1 yıl kadar önce takograf bozulmuştu, bu yüzden tamire gitmişti, olay günü seyahate başlarken kağıt CD’yi koymuştum ve kapatmıştım, bunun üzerine makinenin çalışması ve kaydı yapması gerekiyordu ancak muhtemelen arıza yaptığı için kayıt yapmamış, ben 3. viteste gittiğimi düşünüyorum…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
7. Olayın tanıkları İ.B., H.D., E.A., B.A. ve katılanların anlatımları, sanığın alkolsüz olduğuna dair rapor, olay yeri görüntülerini içeren CD ve DVD kayıtları, olay yeri inceleme ve keşif tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri genel krokileri ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
8. Katılanların her aşamada sanıktan şikayetçi olduklarını beyan ettiği ve Mahkemece 18.07.2017 ve 22.08.2017 tarihlerinde bir kısım katılanlar hakkında katılma kararı verildiği, hakkında katılma kararı verilmeyen müştekiler … hakkında da … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
9. Sanık …’e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Oluş ve dosya kapsamına göre, olay günü saat 11:10 sıralarında …plakalı otobüs sürücüsü … sevk ve idaresindeki aracı ile … istikametinden … istikametine doğru meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama eğimli hafif virajlı yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solunda bulunan orta refüje yönelip refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde yaklaşık 43 metre sürüklenmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, şikayeti devam etmekte olan sekizi nitelikli olmak üzere toplam on sekiz kişinin yaralandığı trafik kazasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstekleri Yönünden;
1. Olay günü saat 11:10 sıralarında …plakalı otobüs sürücüsü … sevk ve idaresindeki aracı ile … istikametinden … istikametine doğru meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama eğimli hafif virajlı yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solunda bulunan orta refüje yönelip refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde yaklaşık 43 metre sürüklenmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, şikayeti devam etmekte olan sekizi nitelikli olmak üzere toplam on sekiz kişinin yaralandığı, sanığın aracın ön göğüs kısmında bulunan ve içinde tek kullanımlık poşetli hazır kahvelerin bulunduğu kutunun viraj esnasında sarsıldığı, düşmek üzereyken … şoförü olan sanığın düşmek üzere olan bu kutuyu tutmaya çalıştığı, bunun için uzandığı, sol eliyle direksiyonu tutmaya çalıştığı, sağ eliyle de kutuyu tuttuğu esnada viraj nedeniyle ve dağılan dikkati nedeniyle otobüsün direksiyon hakimiyetini yitirmesi sonucu kazanın gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna göre sanık sevk ve idaresindeki otobüs ile iki şeritli bölünmüş yol, asfalt kaplama, devlet karayolunda seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, hızını; yatayda viraj, düşeyde eğimli yol şartlarına göre ayarlamamış, olay yerinde sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybettiği aracıyla, yolun solunda bulunan orta refüje yönelip, refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde sürüklenmesi sonucu meydana gelen olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle tamamen kusurlu olduğunun Mahkemece kabul ve tespit edildiği, Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlardaki kusur tayininin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu, ayrıca Dairemizce kabul gören bilinçli taksir hallerinden herhangi birinin de olayda bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekillerinin kazada sanığın bilinçli taksir şeklinde kusurlu olduğuna, sanığın TCK’nın 22/3 maddesine göre yedi kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına bilinçli taksirle sebebiyet verme suçundan cezalandırılması ve verilen cezaların ceza üst sınırından verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alındığında, tamamen kusurlu olarak yedi kişinin ölümüne şikayeti devam etmekte olan on sekiz kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında belirlenen ceza miktarı bakımından isabetsizlik görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekillerinin tayin edilen cezanın az olduğuna, cezanın arttırılması ve bilinçli taksir hükümlerine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde, “…Sanığa verilen cezadan, failin fiilden sonraki pişmanlık hali ve kazadan sonra kendisinin de ciddi düzeyde yaralanmış olması hususu dikkate alınarak…” şeklindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, Mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşılmakla,
hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekillerinin sanık hakkında takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, takdirî indirim yapılmasının hukuka aykırılığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden;
1. Olay günü saat 11:10 sıralarında …plakalı otobüs sürücüsü … sevk ve idaresindeki aracı ile … istikametinden … istikametine doğru meskun mahal dışında, gündüz vakti bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama eğimli hafif virajlı yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solunda bulunan orta refüje yönelip refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde yaklaşık 43 metre sürüklenmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, şikayeti devam etmekte olan sekizi nitelikli olmak üzere toplam on sekiz kişinin yaralandığı, sanığın aracın ön göğüs kısmında bulunan ve içinde tek kullanımlık poşetli hazır kahvelerin bulunduğu kutunun viraj esnasında sarsıldığı, düşmek üzereyken … şoförü olan sanığın düşmek üzere olan bu kutuyu tutmaya çalıştığı, bunun için uzandığı, sol eliyle direksiyonu tutmaya çalıştığı, sağ eliyle de kutuyu tuttuğu esnada viraj nedeniyle ve dağılan dikkati nedeniyle otobüsün direksiyon hakimiyetini yitirmesi sonucu kazanın gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna göre sanık sevk ve idaresindeki otobüs ile iki şeritli bölünmüş yol, asfalt kaplama, devlet karayolunda seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, hızını; yatayda viraj, düşeyde eğimli yol şartlarına göre ayarlamamış, olay yerinde sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybettiği aracıyla, yolun solunda bulunan orta refüje yönelip, refüjdeki kanala otobüsü sol yanının üzerine yatırarak bariyerlerin üzerinde sürüklenmesi sonucu meydana gelen olaydaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle tamamen kusurlu olduğunun Mahkemece kabul ve tespit edildiği, Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlardaki kusur tayininin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu, katılanların ve tanıkların beyanları bir arada değerlendirildiğinde, Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin yerel mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararının gerekçesinin dava dosyasındaki somut ifade ve bulgularla örtüşmemesi, eksik inceleme dolayısıyla hatalı değerlendirme yapılarak bir karara varılmış olmasının istinaf incelemesinde dikkate alınmamış olduğuna, kazanın, mahkemenin iddiasının aksine kahve kutularının düşmesiyle bir bağlantısı olmadığına, kaza, virajdan çıktıktan 50 metre kadar sonra düz ve yokuş yukarı yolda yolun solunda tır aracını sollarken meydana geldiğine, Mahkeme, uzmanlık alanı dışında yapılan değerlenmelere dayalı kök bilirkişi raporu ile bu raporu esas alarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin raporuna dayanarak kusur değerlendirmesi yapmış olduğuna, bu raporlara vaki itirazlarının incelenip değerlendirme imkanının hiçbir zaman sunulmamış olduğuna, savunma haksız yere sınırlandırılmış olduğuna, yolun teknik ve usulüne uygun olarak yapılması bu bağlamda karayollarının sorumluluğunda olduğuna ve hizmet kusurunun bulunduğuna, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların gereği gibi karşılanmadığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas – 2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine ve (f) bendinde yer alan ”failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B-2) bendi dışında hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 gün ve 2018/1358 E. 2018/1861 K. sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün (1) numaralı paragrafında yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.