YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1799
KARAR NO : 2023/2284
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı ( 5271 sayılı Kanun) maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.09.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası; trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası göndermesiyle 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası
yollamasıyla 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi gereğince 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, müştekinin beyanının çelişkili olduğuna, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğuna, hukuki nitelendirmede hata yapıldığına, cezalandırmaya yeterli delil olmadığına, yasal ve takdiri indirimlerin alt sınırdan yapıldığına, koşulları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine ve sair temyiz nedenlerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanık ile katılan arasında alacak verecek meselesi bulunduğu, sanığın katılandan 2.000,00 TL alacağını istediği, olay günü katılanın evinin önüne gelerek çık dışarı seni öldüreceğim dediği, sanığın katılanı sürekli telefon ile arayarak ” ya sen gelirsin ya 2.000 TL yi verirsin” dediği, olay günü katılanı arabasına davet ettiği, katılanın inmek istemesine rağmen izin vermediği, kolundan tutup içeri çektiği ve kolluk görevlilerinin takip sonucu aracı durdurarak katılanı kurtardıkları iddialarına ilişkindir.
2. Dava dosyası içerisinde bulunan 12.09.2014 tarihli olay tutanağında, bayan bir şahsın adresinde rahatsız edildiği anonsu üzerine olay yerine gelindiği, katılanın sanık tarafından 2.000,00 TL parayı bu akşam getirmez ise öldürmekle tehdit edildiğini söyleyerek şikayetçi olduğu, sanığın yakalanması amacıyla katılanın sanığı buluşma yerine çağırdığı, sanığın arabayla geldiği ve katılanı arabaya davet ettiği, katılanın binmesinden sonra hızla uzaklaştığı, katılanın kapıyı açıp yardım istemesine rağmen inmesine izin vermediği, kırmızı ışıkta süratle giderek trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, kovalamaca sonucunda sıkıştırılmak suretiyle yakalandığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
3. Dava dosyasında bulunan 12.09.2015 tarihli alkol raporunda, sanığın 1,34 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçları yönünden,
1. Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, olay ve yakalama tutanağı, katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımları, alkol raporu, sanığın tevil yollu ikrar içeren savunması birlikte değerlendirildiğinde, cebir kullanılarak işiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin suçun unsurlarının oluşmadığına, müştekinin beyanının çelişkili olduğuna, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğuna, hukuki nitelendirmede hata yapıldığına, cezalandırmaya yeterli delil olmadığına yönelik temyiz itirazları yönünden hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri,meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı,suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak temel ceza teşdiden belirlenmiş, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereği üst sınırdan indirim uygulanmıştır.
Hukuki ilişkiden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan, temel ceza alt sınırdan belirlenmiş, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince artırım alt sınırdan yapılmıştır. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi yönünden ise üst sınırdan indirim uygulanmıştır.
Sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunduğu, denetim süresi içerisinde incelemeye konu suçların işlendiği anlaşılmıştır.
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere ”denetim süresi içerisinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez.’ ibaresi eklenmiştir.
Dava dosyasındaki suç tarihinin 6545 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 28.06.2014 tarihinden sonra olması nedeniyle sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi yönünden yasal engel oluşturduğundan ve sanık hakkında yasal ve takdiri indirimlerin üst sınırdan yapıldığı belirlendiğinden, sanık müdafinin yasal ve takdiri indirimlerin alt sınırdan yapıldığına, koşulları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine yönelik temyiz itirazları yönünden hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Trafik güvenliğini tehlike sokma suçu yönünden,
Suç tarihinin 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten öncesine ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “”…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri yargılama usulüne tabi olması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdii edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
A. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçları yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 2. Ağır Mahkemesinin 30.12.2015 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Trafik güvenliğini tehlike sokma suçu yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Manisa 2. Ağır Mahkemesinin 30.12.2015 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.