Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1822 E. 2023/2287 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1822
KARAR NO : 2023/2287
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik
5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci, üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2015/331 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası,

267 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastının olmadığına, lehine olan yasa hükümlerinin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde sanık polis merkezine giderek 27.02.2011 tarihinde aracına müştekinin bindiğini, mahalleden arkadaş olduklarını, kendisinin büfeden bir şey almak için bir süre araçtan ayrıldığını, döndüğünde müştekiyi istediği yere bıraktığını, daha sonra kendisinin hesabının bulunduğu banka tarafından arandığını, seri numaraları 69….306 ve 69….07 olan çeklerinin bankada takasta olduğunu öğrendiğini, çek defterini kontrol ettiğinde boş çek yapraklarının eksik olduğunu fark ettiğini, eksik çek yapraklarının tahminince aracına binen … tarafından alındığını ifade etmiştir.
2. Hırsızlık şüphesi ile … adına soruşturma başladığı, adresi tespit edilemeyince yakalama emri çıkartıldığı, müşteki …’in Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı huzurunda alınan ifadesinde çeklerin sanık tarafından kendisine borç olarak verildiğini, şahidinin mevcut olduğunu, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda banka tarafından kara listeye girmemek için kendisini suçladığını beyan etmiştir.
3. Sanık … 23.03.2015 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu beyan dilekçesinde, 2 adet çek yaprağının 2012’den beri kayıp olduğunu, bankada da hiçbir işleme konu olmadıklarını, şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir.
4. Sanık savunmasında, müştekiye 7 yıl önce hatır çeklerini verdiğini ve müştekinin hatır çeklerini iade etmemesi üzerini bu yolu tercih ettiğini beyan etmiştir.
5. Soruşturma sonucunda, sanığın şikayetinden vazgeçmesi de gözetilerek, mağdur hakkında hırsızlık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, sanık hakkında ise iftira suçundan dava açılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Bu itibarla; sanığın yukarıda açıklanan şekilde suçsuz olduğunu bildiği mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat ederek soruşturma başlatılmasına sebep olduğu davada; sanığın ikrarı, mağdurun beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın davaya konu fiili gerçekleştirdiği anlaşıldığından, sanığın atılı suçu işlemediği ile suç işleme kastının bulunmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Sanığın, mağdur hakkında soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce 23.03.2015 tarihli Cumhuriyet savcılığına vermiş olduğu dilekçesinde iftirasından dönmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması hukuka aykırıdır.

3. Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın mahkumiyet hükmü niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, suç tarihinde engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası ve (b) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile değişik ve suç tarihi itibariyle uygulanması mümkün olmayan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına dayanılarak “daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına rağmen denetim süresi içinde suç işlemesi nedeniyle” şeklinde yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2015/331 Esas, 2016/381 Karar sayılı hükmüne yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğiince, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.