YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1767
KARAR NO : 2009/3333
KARAR TARİHİ : 02.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.10.2006 gün 2006/13572-12849 sayılı bozma kararında özetle: (…Köyü 381 parsel sayılı 4380 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … İnce ve arkadaşları adına tespit ve tescil edildiğini, davacı Hazinenin, taşınmazın orman tahdit sınırları içinde iken yapılan 2/B uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını; taşınmazın orman sayılan yer olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağını iddia ederek, davalılar adlarına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istediği, mahkemece davanın reddine verilen hükmün davacı Hazine tarafından temyizi üzerine bozulduğu; bu kez, davalı … İnce ve arkarkadaşları vekili kararın düzeltilmesini istediği,
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır. Daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ve 13.12.1989 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Yerel mahkemenin, Hazinenin davasının reddine ilişkin kararı her ne kadar dairece, “1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde “…orman sınırı dışına çıkartılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü yer almakta olup eğer çekişmeli taşınmaz değişik 2. madde ile orman rejimi dışına çıkarılmış ise, ancak öncesinin tapulu olması halinde taşınmazın tapu maliklerine iadesi söz konusudur. Oysa; dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içinde orman alanı iken 1960 yılında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak oluşmuştur. Ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı sabit olduğundan, çekişmeli taşınmazın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığının kabulü gerekir. Tüm bu olgulara göre taşınmaz, 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığından, Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” nedeniyle bozulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli parselin 2/B alanında olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokili raporda, çekişmeli taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı 2/B alanında olduğu,orman sınırı içinde veya orman sınırı dışında olan bölümü bulunup bulunmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklama bulunmadığı gibi,yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmamış, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir.
Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ayrıca; Hazine, 3402 Sayılı Yasanını 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan ,taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabilir. Başka bir anlatımla; dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında değildir. Çünkü, yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır ve bu yasaya göre yapılan tahditlerde sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta bu haritalar yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. Bundan ayrı, 3116 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan ilk orman kadastrosundan sonra yörede yapılan çalışmalarda, orman kadastro komisyonlarına, her hangi bir nedenle devlet ormanları dışında bırakılmış ormanların kadastrosunun yapılması hususunda yetki verilmiş ancak, bu yetki kullanılmamış olsa bile, Hazinenin çekişmeli taşınmazın eylemli orman vasfında ,devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu yolunda iddiasında bulunması durumu söz konusu olduğundan taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre durumunun belirlenmesi gerekir.Anılan hususlarda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağından, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairenin bozma kararı gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.
4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilmiş ormanların bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece öncelikle “orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ve1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritasının orjinalinden renkli fotokopisi … fotoğrafları ve amenejman planı bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulmalıdır. Daha sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi ya da … ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip, orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir. Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir. 1941 yılı orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin çalışma tutanak ve haritası uygulanmalı, memleket haritası üzerinde gösterilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ve daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Eğer taşınmazların tamamının veya bir kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa, eski memleket haritası, … fotoğrafları ve amenejman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosuna ve daha sonra aplikasyon 2. madde ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, çekişmeli taşınmazın konumu … parsellerle birlikte orijinal renkli memleket haritası örneği üzerinde konumu gösterilerek rapora ekletilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi
) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra …Köyü 381 sayılı parselden ifraz edilen 3349 parsele ilişkin davanın kısmen kabulüne, 3350 ve 3351 parsellere ilişkin davanın reddine ve dava konusu …Köyü 3349 parselin (B) işaretli 117.27 m2 bölümünün orman vasfı ile Hazine adına, (E) işaretli 1959.97 m2 bölümünün Hazine adına tapuya tesciline, davalıların bu bölümlere yönelik elatmalarının önlenmesine, (F) işaretli 19,61 m2 bölümünün davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
…Köyü 381 parsel sayılı 4380 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda senetsizden vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … İnce ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiştir. Daha sonra, 21.08.2003 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılması nedeniyle 381 parsel üç parçaya ifraz edilerek 2096.85 m2 yüzölçümlü 3349, 374.99 m2 yüzölçümlü 3351 sayılı parseller öncesi tapu malikleri adına, 1824.42 m2 yüzölçümlü 3350 sayılı parsel de kanal niteliğiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına 21.08.2003 gün 1963 yevmiye ile tescil edilmiştir. Dava, Hazine tarafından 381 sayılı parsele yönelik olarak açılmış ve orman tahdit sınırları içindeyken 2/B madde uygulaması nedeniyle 1996 yılında P.X nolu poligon numarası ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istenmiştir.
Bozma ilamı ile yapılan keşif ve uygulamada harita mühendisi ve orman bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen 05.06.2008 tarihli rapor ve irtibatlı krokide 3351 sayılı parselin tamamının orman tahdidi dışında, 3350 sayılı parselin (H) ile gösterilen 1538.29 m2 bölümünün orman tahdidi dışında, (G) ile gösterilen 286.13 m2 bölümünün P.X nolu 2/B madde alanında kaldığı, 3349 parselin de (E) ile gösterilen 1959.97 m2 bölümünün yine P.X nolu 2/B madde uygulama alanında kaldığı, (F) ile gösterilen 19.61 m2 bölümünün baştan beri orman kadastro sınırları dışında kaldığı, (D) ile gösterilen 117.27 m2 bölümünün orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve 2/B madde uygulamasına konu olmadığı belirlenmiş, mahkemece; 3351 sayılı parselin orman tahdidi dışında kaldığı, 3350 sayılı parselin DSİ Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığından, bu parsellere yönelik davanın reddine, 3349 sayılı parsel hakkındaki davanın kısmen kabulüyle, 05.06.2008 tarihli bilirkişiler kurulu krokisinde (B) ile gösterilen 117.27 m2 kısmının orman niteliği ile Hazine adına, 2/B madde uygulama sahasında kalan (E) ile gösterilen 1959.97 m2 kısmının Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların bu bölümüne yönelik elatmalarının önlenmesine ve krokide (F) harfiyle gösterilen 19.61 m2 kısmının davalılar adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından Hazine adına tescile karar verilen 3350 sayılı parselin (G) ile gösterilen 3349 sayılı parselin (E ve D) işaretli bölümlere yönelik olarak, davacı Hazine vekili tarafından da 3351 ve 3350 sayılı parseller ile 3349 sayılı parselin (F) işaretli bölüm yönünden bozulması, aynı parselin (E) ile gösterilen bölümünün ise, orman niteliğiyle Hazine adına tescili hususunda kararın düzeltilerek onanması istemiyle ve yargılama giderlerinin de kabul ve ret oranına göre taraflara yükletilmesi istemiyle temyiz edilmiştir.
1- Davalı gerçek kişiler vekilinin temyizi yönünden;
Dava ve temyize konu 3349 sayılı parselin 05.06.2008 tarihli rapor ve krokide (D) ile gösterilen 117.27 m2 bölümünün halen tahdit içinde, (E) ile gösterilen 1959.97 m2 bölümün orman sınırları içinde iken, P.X nolu 2/B alanında kaldığı ve dava konusu taşınmazların ifrazen geldisi olan 381 sayılı parselin 3116 Sayılı Yasaya göre 1941 yılında yapılan ilk orman kadastrosunda orman sınırları içerisindeyken 1960 yılında yapılan tapulama sonucu hata ile ve ikinci kadastro sonucu oluşturulduğu, bu tür tapu kayıtlarına 1744 Sayılı Yasa uygulamasında değer verilemeyeceği,
766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026 (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağından gerçek kişinin bu bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün onanması gerekmiştir.
2- Davacı Hazinenin 3351 sayılı parselin tamamına, 3350 parselin tahdit dışında kalan H= 1538,29 m2 bölümüne ve yine 3349 sayılı parselin tahdit dışında kalan F= 19.61 m2 bölümlere yönelik temyizlerine gelince;
a) Uzman orman bilirkişiler kurulu tarafından usulüne uygun şekilde yapılan araştırma uygulama sonucu krokide bu bölümlerin kesinleşen orman kadastro sınırları
dışında kaldığı ve resmi belgelere göre yapılan incelemede de orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğine göre, davacı Hazinenin 3351 sayılı parselin tamamına, 3350 parselin (H) bölümü ile 3349 parselin (F) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b) P.X nolu 2/B madde uygulama alanında kalan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına kayıtlı bulunan 3350 sayılı parselin (G) ile gösterilen 286.13 m2 bölümüne yönelik temyizine gelince;
1960 yılında yapılan tapulamada 381 parsel numaralı taşınmaz, 21.08.2003 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce kanal yapmak amacıyla kısmen kamulaştırılmış ve ifraz sonucu oluşturulan 3350 sayılı parsel 1824.42 m2 yüzölçümüyle DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiş; dava, 06.05.2004 tarihinde açılmıştır. Bu durumda; davanın açıldığı tarihte 3350 sayılı parselin tapu maliki DSİ Genel Müdürlüğü olduğundan, husumetin DSİ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekir. Bu nedenle, 3350 sayılı parsel hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğrudur.
3- Davacı Hazinenin 3349 sayılı parselin P.X nolu 2/B madde alanında kalan (E) işaretli 1959.97 m2 bölüme yönelik düzeltilerek onama istemli temyizine gelince; yapılan keşif, uygulama ve alınan rapora göre; 3349 parselin (E) ile gösterilen 1959.97 m2 bölümünün P.X nolu 2/B alanında kaldığı, ancak eylemli orman olduğu ve yine (D) ile gösterilen 117.27 m2 bölümünün ise, kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kaldığı saptanmıştır. Ancak, bilirkişilerce düzenlenen 05.06.2008 tarihli raporda (D) ile gösterilen ve tahdit içerisinde kalan 117.27 m2 bölüm maddi hata sonucu (B) ile işaretli yer olarak gösterilmiştir. Hazinenin (E) ile gösterilen bölüme yönelik orman niteliğiyle tescil istemli düzeltilerek onamaya ilişkin temyizi de dikkate alınarak bu maddi yanılgıların hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümlerinin düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Hükmün 3. bendinde üçüncü satırında yer alan “… B harfi ile işaretli …” kelimeleri ile başlayan kısımdan itibaren 3. bendin sonuna kadar olan bölümün tümünün hükümden çıkartılarak bunun yerine hükme esas alınan krokide (E) ile işaretli 1959.97 m2 bölüm ile (D) ile işaretli 117.27 m2 bölümün 3349 sayılı parselden ifraz edilerek bir bütün halinde aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, yine 3349 parselin tahdit dışında kalan (F) ile gösterilen 19.61 m2’lik bölüm yönünden davanın reddine, bu bölümün önceden olduğu gibi davalılar üzerinde bırakılmasına” cümlelerinin yazılmak suretiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; 3349 sayılı parselin (E ve D) ile gösterilen bölümlerine yönelik davalı gerçek kişilerin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bendin (a) bölümünde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin 3351 parselin tamamına, 3350 parselin (H) ile gösterilen ve yine 3349 parselin (F) ile işaretlenen bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümleri yönünden ONANMASINA,
Yukarıda ikinci bendin (b) bölümünde açıklanan nedenlerle; dava tarihinden önce DSİ Genel Müdürlü adına kayıtlı olan 3350 parselin (G) ile gösterilen bölümüne yönelik Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
3) Yukarıda üçüncü bentte açıklanan nedenlerle; 3349 parselin (E) ve (D) bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bölümlerinin H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA 02/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.