Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/10352 E. 2023/1335 K. 19.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10352
KARAR NO : 2023/1335
KARAR TARİHİ : 19.04.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan …’nın temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2016 tarihli ve 2015/126 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.11.2020 tarihli ve 2016/96399 sayılı, ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Hazine vekilinin 11.02.2016 tarihli temyiz dilekçesi ile hem … hem de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü adına temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Hazine vekilinin temyiz isteği,
1.Suçun oluştuğu gözetilmeksizin sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğuna,

2.Suça konu izinsiz yapının eski hale getirilmesi ile ilgili şartların araştırılmadığına,

3.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Sanığın savunması, keşif, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında her ne kadar doğal sit alanı içerisinde yer alan tapunun 250 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kuyu açmak için kazı yaparak fiziki müdahalede bulunduğu ve sanığın 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği gerekçesiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın kuyu açmak için … Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden yasal izin talep ettiği, yapılan keşif sırasında ve daha önce Jandarmanın yapmış olduğu incelemelerde taşınmaz üzerinde açılan bir kuyunun olmadığı, sanığın taşınmaza fiziki bir müdahalesinin olmadığı anlaşıldığından, sanığa isnat edilen suç yönünden yasal izin talebinde bulunmuş olması nedeniyle suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle, sanığın beraatine karar verildiği belirtilmiştir.

2. Sanık savunmasında; “İddianamede belirtilen yerde benim bahçem vardır. Bahçemdeki sulama suyu ihtiyacını karşılamak için kuyu açmak istedim. Önce DSİ’ye başvurdum. Ancak izin vermediler. Bana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne müracaat etmem söylendi. Müracaatım üzerine bana para yatırmamı, para yatırdıktan sonra gelip inceleme yapacaklarını söylediler. Ben parayı yatırdıktan sonra görevliler inceleme yapmak için araziye geldiler. Ağaçları dikmek için hazırladığım küçük çukurları görüp izinsiz olarak müdahalede bulunduğumu söylediler, yoksa iddia edildiği gibi kesinlikle su kuyusu açmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Para yatırdığıma ilişkin dekontu gelecek celse mahkemeye sunacağım. Hakkımda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ederim.” demiştir.

3. Sanık keşifteki beyanında; “Kuyu için izin istedim. Bunun için para da yatırdım. Ancak izin almadan herhangi bir çalışma da yapmadım. Duvarı 5 yıl önce yaptım, ahşap yapıyı ise 3 ay önce yaptım. Ancak herhangi bir kuyu kazmadım.” demiştir.

4. Mahkemece mahallinde 06.11.2015 tarihinde keşif icra edilmiş olup, mahkemece keşifte; suça konu yerin etrafının duvar ile çevrili olduğu, arazi içerisinde ahşap bir yapının bulunduğu, ancak arazi içerisinde herhangi bir kuyunun bulunmadığının gözlemlendiği anlaşılmıştır.

5. Keşif neticesinde alınan fen bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın 270 ada 1 parsel nolu taşınmaz olduğu, I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı belirtilmiştir.

6. Keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, etrafı taş duvar ile çevrili alan içerisinde 1 adet ahşap yapı, 1 adet su deposunun bulunduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Hazine Vekilinin Katılan … Adına Temyiz İsteği Açısından
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; dava konusu taşınmazın, yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile; I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının tespit edildiği anlaşılmakla; Kültür ve Turizm Bakanlığının, doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazlarda izin alınmaksızın gerçekleştirilen müdahaleler nedeniyle açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Hazine Vekilinin Müşteki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Adına Temyiz İsteği Açısından
1.Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü adına Hazine vekilinin, 15.04.2015 havale tarihli dilekçe ile davaya katılma talebinde bulunduğu, ancak mahkemece adı geçen kurumun katılma talebinin reddine karar verildiği, dava konusu yerin I. derece doğal sit alanı içerisinde olması nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün davaya katılma hakkının bulunduğu anlaşılmakla,Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün suçtan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, açılan davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;

2. … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında, I. derece doğal sit alanı içerisindeki taşınmazında su kuyusu açmak için izin talebinde bulunduğu, gerekli yasal izni almadan söz konusu alana kuyu açmak için kazı yaparak fiziki müdahalede bulunduğundan bahisle kamu davası açıldığı, iddianame anlatımı itibariyle davanın konusunun kuyu açmak için kazı yapma eylemi olduğu, sanığın savunmasında, kuyu açmak için izin istediğini ancak kuyu açmadığını beyan ettiği, 05.07.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında, arazi içerisinde kuyu tarzında herhangi bir yapının olmadığı ve bu amaçla bir çalışmanın da olmadığının tespit edildiği, mahkemece 06.11.2015 tarihinde mahallinde icra edilen keşifte, arazi içerisinde herhangi bir kuyu bulunmadığı hususunun gözlemlendiği anlaşılmakla, mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Mahkemece icra edilen keşif neticesinde, iddianame konusu kuyu açmak için kazı yapıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanmaması, aynı zamanda arazi içerisinde herhangi bir kuyu bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, sanığın, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, aynı Kanun’un (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Mahkemece icra edilen keşif sırasında suça konu yerin etrafının duvar ile çevrili olduğu, arazi içerisinde ahşap bir yapının bulunduğunun gözlemlendiği, keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporu ile de taş duvar, ahşap yapı ve su deposu olduğunun tespit edildiği, sanığın keşif sırasındaki beyanında, duvarı 5 yıl önce, ahşap yapıyı ise 3 ay önce yaptığını beyan ettiği anlaşılmakla, iddianame konusu edilmeyen ve keşif sırasında tespit edilen eylemlere ilişkin olarak zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.

V. KARAR
A. Hazine Vekilinin Katılan … Adına Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle dava konusu yerin, I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının tespit edildiği anlaşılmakla; Kültür ve Turizm Bakanlığının, doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazlarda izin alınmaksızın gerçekleştirilen müdahaleler nedeniyle açılan davalara 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan … vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Hazine Vekilinin Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Adına Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (B-3) numaralı bentte açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2016 tarihli ve 2015/126 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) nolu paragrafı çıkartılarak yerine “Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sanığın beraatine” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.04.2023 tarihinde karar verildi.