Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5581 E. 2023/1328 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5581
KARAR NO : 2023/1328
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli ve 2013/201 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan açılan davada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı kanun) 102 nci maddenin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ve 62 nci maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.04.2018 tarihli ve 14-2018/19505 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
B. Sanık Müdafisinin Temyiz İsteği;
Dosyada kendisini ifade edemeyen mağdurun ifadesinden başka cezalandırmaya yeter delil bulunmadığı, bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiği, ayrıca mahkemenin mağdurun beden ve ruhsal bakımdan kendisini savunamayacak olması nedeni ile cezayı teşdiden vermiş ise de, ATK raporunda mağdurun kendisini eyleme karşı ruhsal açıdan savunabileceğinin belirtildiği dikkate alınarak kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
A.Katılan Vekilinin Temyiz İsteği;
Olayda iki ayrı nitelikli hal bulunması nedeni ile teşdit oranının daha yüksek tutularak ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince “Suç tarihinde mağdurun … Cumhuriyet Meydanında bankta otururken sanığın yanına geldiği, mağdura gezmeyi ve kadın ayarlamayı teklif ettiği, mağdurun bunu kabul etmesi üzerine birlikte yürüyerek saat kulesinin yakınlarına gittikleri, burada tanık …. da beyanında doğruladığı üzere tanığın çalıştığı işyerinden kola aldıkları, daha sonra saat kulesinin üst tarafındaki tepelik alana gittikleri, burada sanığın mağdura adli emanetin 2013/636 sırasına kayıtlı bıçağı göstererek soyunmasını yoksa öldüreceğini söylediği, bıçağı mağdurun çeşitli uzuvlarına dayadığı ve mevcut adli rapora göre basit yaraladığı, mağdurun bunu kabul etmemesi üzerine mağduru çelme takarak düşürdüğü, mağdurun üst kıyafetlerini çıkarmaya çalıştığı, mağdurun arkasına geçerek pantalonunu çıkarmadan sürtünmek suretiyle cinsel davranışlarda bulunduğu, mağduru ikna etmek için yine adli emanetin aynı sırasında kayıtlı 5 TL parayı vermeye çalıştığı, mağdurun kaçmaya çalıştığı, sanığın “yürü git lan” diyerek mağdurun kaçmasına karşı çıkmadığı, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile mağdurun fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, olay nedeniyle ruh sağlığının bozulmadığının tespit edildiği, eylemlerin bu şekilde gerçekleştiği sübut bulmuştur.
Her ne kadar sanık üzerine yüklenen suçları kabul etmemiş ise de; mağdurun olay yer ve zaman belirten samimi ve tutarlı beyanları, mağdur beyanları ile uyumlu tanık beyanları, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık savunmasına itibar edilmemiş ve sanığın cinsel saldırı eylemi mahkememizce sabit görülmüştür.
Sanığın mağdura adli emanetin 2013/636 sırasına kayıtlı bıçağı göstererek soyunmasını yoksa öldüreceğini söylemesi, bıçağı mağdurun çeşitli uzuvlarına dayaması ve mevcut adli rapora göre basit yaralaması, mağdurun bunu kabul etmemesi üzerine mağduru çelme takarak düşürmesi, mağdurun üst kıyafetlerini çıkarmaya çalışması, mağdurun arkasına geçerek pantalonunu çıkarmadan sürtünmek suretiyle cinsel davranışlarda bulunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 102/1 maddesinde düzenlenen “cinsel saldırı” suçu kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2012/15273 Esas, 2014/10407 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi cinsel saldırı eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığının kabul edilebilmesi için eylemin, ani nitelikte ve devamı olmayan kesik biçimde gerçekleşmesi gerektiği, somut olayımızda sanığın eyleminin ani nitelikte ve kesik biçimde olmadığı, devamlılık arzettiği, sanığın mağduru çelme takarak düşürdüğü, sürtünmek sureti ile eylemine devam ettiği bu şekilde cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın eyleminin TCK’nın 102/1 – ilk cümle kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır.
Sanık … üzerine yüklenen katılan …’a yönelik “cinsel saldırı” suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki 102/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu, eylemin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı ve silahla işlenmesi nedeni ile 102/3 maddesinde belirtilen nitelikli hallerden ikisinin işlenmesi gözönüne alınarak sanığın takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, sanığın eylemini beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı silahla işlemesi nedeni ile 5237 sayılı TCK’nun 102/3-a-d maddesi gereğince cezasından yarı oranında arttırım yapılmış ve sanık hakkında yargılama sürecindeki olumlu davranışları sanık lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı TCK 62 (1) maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanmıştır.
5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi ve sonrası hükümleri arasında yapılan değerlendirme sonucunda;
Eylem kabul ediliş şekli itibari ile ruh sağlığı bozulmayacak şekilde cinsel saldırı olarak kabul edilmiştir. Bu durumda;
5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi duruma göre;
TCK 102/1 maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 4 Yıl Hapis Cezası,
TCK 102/3-a-d maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 6 Yıl Hapis Cezası
TCK 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 yıl hapis cezası,
237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik sonrası duruma göre;
TCK 102/1 maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 6 Yıl Hapis Cezası TCK 102/3-a-d maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 9 Yıl Hapis Cezası,
TCK 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 7 yıl 6 ay hapis cezası,
Şu durumda; 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi duruma göre tayin edilen sonuç ceza sanık lehine, 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik sonrası duruma göre tayin edilen sonuç ceza sanık aleyhine olup, uygulama lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki 103/1-a maddesine göre yapılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 05.12 2014 tarihli katılanın mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve olaya ruhsal yönden mukavemete engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığına dair hazırlanan raporu dikkate alındığında, mahkemece teşdit gerekçesi olarak gösterilen bu iki nitelikli halin somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmış ve verilen cezada bu nedenlerle yapılan teşdit uygulaması hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli ve 2013/201 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.