YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3973
KARAR NO : 2023/1848
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2015 tarihli ve 2014/105 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.01.2018 tarihli ve 14-2015/74599 sayılı temyiz isteğinin reddi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Özetle; mağdurenin samimi ve istikrarlı beyanları ile dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, Mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
” İddianame, sanık savunması, mağdur ve müşteki beyanları, doktor raporları, sosyal inceleme raporu, nüfus ve aile nüfus kayıt tabloları ile dosya içerisindeki sair belge ve delilerden;
Sanık hakkında mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismarda bulunduğu ve bu amaçla hürriyetini kısıtladığı iddiasıyla cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmışsa da; iddia, yargılama, mağdurenin olaydan yaklaşık 2 ay sonra gelişen ve aşamalarda tutarlılık göstermeyen çelişkili ve adli muayene raporu ile de desteklenmeyen anlatımı, mağdurenin ifadesine iştirak eden danışmanın mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceğine dair görüşü ve mağdurenin talimatla alınan ifadesi esnasındaki şahsi hal gözlemi, yine mağdurenin sanık dışında benzer iddialarda bulunduğu amcası hakkında da iddialarını doğrulamaması ve sair benzer iddiaları hakkındaki soruşturmanın da takipsizlikle neticelenmiş oluşu, sanığın aşamalarda değişmeyen inkara yönelik savunması, mağdurenin anne babası olan müştekilerin mağdurenin sanık hakkındaki iddialarını doğrulamayan şikayetleri de olmayan beyanları ile tüm dosya bütün halde değerlendirildiğinde, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan eylemin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak ve herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması, eylemin sanık tarafından işlendiğinin şüpheli kalması halinde şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) şeklinde prensip ile ifade edilen bu gereklilik Anayasa’nın 38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6/2,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11 ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 142/2.maddelerinden kaynaklandığı, bu çerçevede olay değerlendirildiğinde sanık hakkında müsnet suçları işlediğine ilişkin savunması aksine mağdurenin yan delillerle desteklenmeyen ve samimiyeti hususunda şüphe hasıl olup tek başına itibardan yoksun görülen soyut iddiası dışında cezalandırılmasına elverişli ve yeterli her türlü şüpheden arınmış kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden suçun işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmakla CMK’nun 223/2-e md.uyarınca beraatine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” şeklindedir.
IV. GEREKÇE
1.Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin çelişkili anlatımları, savunma, raporlar ile tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
3. Mağdurenin 05.11.2014 tarihli talimat mahkemesi beyanında sanıktan şikayetçi olup davaya katılmak istediğini beyan edip, Mahkemece de davaya katılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçenin (1) ve (2) numaralı bölümlerinde açıklanan nedenlerle Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2015 tarihli ve 2014/105 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2023 tarihinde karar verildi.