YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12921
KARAR NO : 2006/15938
KARAR TARİHİ : 20.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan İsmail Kaplan tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 112 ada 4, 8 ve 9 parsel sayılı sırasıyla 910.60 m2, 498.10 m2 ve 891.27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan İsmail Kaplan tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Tarım Uzmanı ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde muhtelif yaşlarda meyve ağaçları bulunduğu saptandığı halde, orman bilirkişi, raporunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu söylemiştir.
Ayrıca, dairece daha önce incelemesi yapılan 136 ada 1, 2, 4, 6 ve 9 parseller ile yine 124 ada 5, 6, 8, 9 ve 10 parsellere ilişkin sırasıyla, 2005/11324- 11404- 11405- 11407- 11377- 11351- 11413- 11385- 11411 ve 11380 esas sayılı dosyalarda görüşüne başvurulan ziraat yüksek mühendisi raporunda taşınmazlar üzerinde genel olarak; (45-50), (70-80) yaşlarında ceviz, (20-25) yaş kavak, (25- 30- 35) yaş kiraz, erik, armut vs. ağaçları bulunduğu, taşınmazların eğiminin % (2- 3), (7-8) olduğu, 60-65 yıldır buğday- arpa- yulaf- meyve – sebze- fasulye- mısır- yonca tarımı yapıldığı, kuzeyde Tosunlar Köyü yolu ile güneyde Çağşak Deresi arasında ve yerleşim yeri güneyinde kalan bu taşınmazların ormandan ayırıcı unsurla ayrıldığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, açma olmadığı ve meyvelik olduğu açıklanmıştır. Eldeki dosyada, ziraat yüksek mühendisi raporunda; taşınmazların Çağşak Deresi kenarında dereden sulanabilir nitelikte, güneyde % 2-3, kuzeyde % 10 eğimde olduğu, üzerinde 15 adet 45-80 yaş ceviz, 6 adet 15-25 yaş kiraz, 2 adet 15-20 yaş elma, 3 adet 15-20 yaş erik ağaçları bulunduğu, meyve-sebze bahçesi olduğu, halen mısır ve fasulye ekili olduğu açıklanmıştır. Uzman orman bilirkişi raporunda ise; taşınmazların 1957 tarihinde bütünlemesi yapılan memleket haritasında ve hava fotoğrafında orman bitki örtüsüyle kaplı yeşile boyalı orman alanı içerisinde kaldığı, halen üzerinde 15 adet 25-55 yaş ceviz ağaçları bulunan bahçe niteliğinde olduğu, % 10 eğimde, toprak muhafaza karakteri taşımadığı ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu söylenmiştir. Bu durumda; taşınmazların yüzölçümlerinin küçüklüğü üzerindeki meyve ağaçlarının yaşı ve memleket haritasının tarihi dikkate alındığında taşınmazların yeşile boyalı alanda gözükmesi olası olup, ziraat raporu ile orman raporu bu nedenle çelişmektedir. Raporlar
arasındaki bu çelişki üzerinde durulup giderilmemiştir. Bu nedenle, mahkemece yeniden yapılacak keşifte hava fotoğraflarının çekimi tarihinde, tüm parseller üzerinde, stereskop cihazı ile yapılacak incelemede ne tür ağaçların bulunduğu (geniş yapraklı meyve yada dikenli yapraklı orman ağaçları vs.) ve memleket haritasına yeşil olarak aktarılma nedeni ve hangi rumuzlarla aktarıldığı ve işaretlendiği saptandıktan sonra bu husus rapora tereddüte meydan verilmeyecek biçimde ayrıntılı şekilde yansıtılmalı ve ziraat bilirkişi raporu ile olan çelişki giderilmeli, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan İsmail Kaplan’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.