Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/15985 E. 2006/15525 K. 16.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15985
KARAR NO : 2006/15525
KARAR TARİHİ : 16.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, 05.09.2003 tarihli dava dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri Ovacık Köyü Kocapınar mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile Orman bilirkişi A. Kemal Aydın ve Durmuş Yılmazın düzenlediği rapor ve korkide (A) ile gösterilen 4971.03 m2 bölümün davacı gerçek kişiler adına 1/3’er pay ile tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1976 yılında yapılmış, 16.03.1978 tarihinde ilan edilerek, 16.03.1979 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1989 yılında yapılıp, 19.04.1990 tarihinde ilan edilen ve 19.10.1990 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasay ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi de 06.08.1956 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında bırakıldığının, diğer orman kadastro işlemlerinde de durumunun değişmediğinin, dava tarihine kadar davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, çekişmeli taşınmaz genel arazi kadastrosunda fundalık olarak tapulama dışı bırakıldığından, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilmesi için öncelikle imar ihya edildiği, imar ihya bittikten sonra 20 yıl süreyle kesintisiz ve çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet edildiğinin davacı tarafından ispatı gerektiği, 20.04.2004 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın davacı tarafından 1960 yılında imar ihya edildiği, 02.07.2004 tarihli keşifte ise davacı tanıkları taşınmazın 50 yıldan fazla süredir tarım alanı olarak zilyet edildiğini bildirmelerine rağmen, taşınmazın imar ihya görüp görmediği hususundaki birinci keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile ikinci keşifte dinlenen davacı tanıklarının beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, taşınmazın
1956 yılında fundalık olarak tapulama dışı bırakıldığı yönündeki resmi nitelikte pafta ve kayıtlara uymayan soyut tanık sözlerine değer verilmiş, taşınmazın komşusu olan kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan kayıtlar getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yönü ne olarak nitelendirdikleri, bu nitelemeye göre kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Bu nedenlerle; öncelikle çekişmeli taşınmazın komşusu olan 362 ve 363 sayılı parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları, mevcut ise, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 1956 yılından sonra çekilmiş hava fotoğrafları veya şehir fotoğrafları, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından tahkikat yapılmış ise buna ilişkin tutanak ve haritaları, 2863 sayılı yasa hükümlerine göre taşınmaz üzerinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olup olmadığı, doğal ya da kültürel sit alanı olup olmadığı hususları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan sorularak, var ise ilgili karar ve haritalarının getirtilerek dosya keşfe hazırlanmalı, önceki bilirkişiler dışında, bir ziraat mühendisi, bir arkeolog ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte; davacı gerçek kişi yönünden 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; bu cümleden, komşu parsellerin dayanak tapu ve vergi kayıtlarında çekişmeli taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği, getirtilen hava fotoğraflarında ne olarak görüldüğü belirlenmeli, önceki yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında dinlenerek çekişmeli taşınmazın imar ihya görüp görmediği, gördü ise imar ihyanın başladığı ve bitirildiği tarih, ne şekilde imar ihya edildiği, imar ihya tarihinden sonra kaç yıl süreyle ne şekilde zilyet edildiği sorulmalı, bu konudaki yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, aynı hususlarda toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınarak incelettirilip, imar ihya görüp görmediği, gördü ise bitirildiği tarih, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp, bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsü ve var ise muhdesatın ve tesislerin ne zaman oluşturulduğu, şekli ve kullanım süresi, zilyetliğin taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususlarında detaylı açıklama istenmeli, taşınmazın üzerinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olup olmadığı, doğal ya da arkeolojik sit alanı olup olmadığı hususlarında arkeolog bilirkişiden rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 16.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.