YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3479
KARAR NO : 2023/1948
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında mühür bozma suçundan neticeten hükmolunan 3000 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararlarının tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… (Kapatılan ) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 Tarihli ve 2015/293 Esas, 2016/296 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
2. 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,02.06.2021 tarihli ve 2017/25106 sayılı, ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Dava konusu yapının vefat eden eşi tarafından inşa edildiğine ve 22 yıldır sürekli ikamet ettiğine,
3. Kararın kanun yararına bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1. “İddia, sanık savunması, tanık anlatımı, keşif ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın birinci derecede doğal sit alanında kalan yerde kaçak ev yaptığı, 17.06.2010 tarihinde kaçak inşaatın mühürlendiği, buna rağmen sanığın izinsiz ve ruhsatsız bir şekilde inşaata devam ederek ikinci katı ve çatıyı tamamlamak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılamada dosya kapsamı incelendiğinde sanığın aynı eylemden dolayı … 2. ASCM’nin 2011/312 Esas sayılı dosyasında Tanık olarak dinlenirken kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinme hakkı da hatırlatıldığı halde iddianamede belirtilen suça konu inşa eylemini kendisinin ve eşi … yaptığını kabul etmiştir. Sanığın inşa faaliyetini yaptığı sabit kabul edilmekle, … 2. ASCM’nin 2011/312 Esas sayılı dosyasındaki ve mahkememiz dosyasındaki bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın tabiat parkı dışında ve 1. derece Sit alanında kaldığı yapının izinsiz yapıldığı, bu yapının 17.06.2010 tarihinde mühürlendiği ve 23.06.2011 tarihinde tutulan tutanakla mühür fekki yapılarak yapının tamamlandığı, tutanak ile tesbit edilmiş, böylece sanığın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununa muhalefet suçunu ve mühür bozma suçunu işlediği sabit bulunmuştur. Sanığın sübut bulan eylemlerinden dolayı TCK 203 ve eylemine uyan 2863 sayılı Kanun’un 65/b maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmektedir.
2. Sanık Cumhuriyet savcılığındaki beyanında; “Haklarımı ve suçlamayı anladım. Müdafii istemiyorum. Sorularınıza cevap vereceğim, ben yukarıda belirtmiş olduğum adreste ikamet ederim. Namık … Mahallesi 193 pafta 1015 ada 36 parseldeki taşınmaz bana ve eşim … ‘a aitti, eşim öldükten sonra 2010 yılında eşimin payı da bana ve çocuklarıma miras yoluyla intikal etti, burasını benim eşim … 1987 imarından sonra yapılmaya başlandı, 1994 yılında ise tamamlandı, 2010 yılının Mayıs ayında çatımız çöktüğü için çatı tamiratı yaptırdık, kesinlikle 2863 sayılı Yasaya aykırı herhangi bir tadilat yapmadık, ben herhangi bir mührün vurulduğunu görmedim, herhangi bir mühürü bozmadık, suçlamaları kabul etmiyorum, suçsuzum, söz konusu yer … Belediyesi imar sınırları dışındadır, belediyenin burada herhangi bir yetkisi yoktur. Binada herhangi bir kaçak tamirat veya tadilat bulunmamaktadır, suçlamaları kabul etmiyorum.” demiştir.
3. Sanık savunmasında; “Ben iddianamede anlatılan suçlamayı kabul etmiyorum, şöyle ki ben izin almadan yapı yapıldığını kabul etmiyorum. Söz konusu bina 1987 yılında yapıldı. 1993 yılından beri binada sürekli ikamet ediyoruz. Bu binayı eşim yaptırdı. Aynı zamanda bu bina mühürlü değildi. 2011 yılından sonrada biz kesinlikle herhangi bir inşaat yapmadık, bu bina 2 katlıdır. 23 yıllık binadır. Mühür bozma suçunu kabul etmiyorum. İnşaatı da benim yaptığımı kabul etmiyorum. Bu binayı eşim … yaptı. Binayı kim yaparsa yapsın bu bina kaçak değildir, belediyenin verdiği %5 imar iznine göre yapıldı ben hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyorum, bu bina yasaldır. Belediyenin herhangi bir yetkisi yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum.” demiştir.
4. Tanık … beyanında; “… Belediyesi tarafından mülk sahipleri … ve … verilen cevaplarla ikamet ettiğimiz meskenin bulunduğu arazilerden belediyenin hiçbir şekilde görevli ve sorumlu olmadığına dair bize cevap vermiştir ancak 2005 yılında 750 TL para cezası kesmiş, tarafımız ödememiştir. 2010 yılında 23.000 TL para cezası kesilmiş, onuda ödememişizdir. 2010 yılında ikinci bir encümen kararı ile bu para cezalarının ödenmesi amacı ile farklı tarihlerde farklı gerekçelerle farklı encümen kararları ile almış olduğu cezaları birbirleri ile örtüşmemektedir. İlk ruhsata aykırı yapıldığı gerekçesi ile kesien ceza mahkeme yoluyla tahsil edilebilirdi. 2005 yılından sonra vermiş olduğu belirttiği cevaplarda, bu bölgede yetkisi olmadığından encümen kararlarının uydurma karar olduğu anlaşılabilir. 17/09/2010 yılında belediyenin tacizleri nedeniyle sıkıntılardan vefat eden babam … hayattayken belediyenin hiçbir yasal girişimi olmamıştır. Babam vefat ettikten sonra annem sağ iken malik olmadığım halde benim hakkımda suç duyurusunda bulunulmuştur. Mahkemeye sunduğum tüm dilekçe ve belgelerle bu meskenin 21/10/1989 tarihinde %5 imar izni ile babam … tarafından yapıldığını ispatlayan belgeler mevcuttur. 1989 yılından bu güne kadar bu alanda belediyenin hiçbir görevi yoktur. Hakkımda beraat kararı verilen yargılama sonucunda aynı uydurma suçlar nedeniyle annem … hakkında iddianame düzenlenmiştir. Yapılan işlemler kanunlara uygundur. Belediyenin bize kestiği idari para cezalarını tahsil edebilmek amacıyla uydurma suçtur. Annem … hakkındaki suçlamalara ilişkin lehine olan tüm kanıtlayıcı belge ve bilgiler dosyada mevcut olmasına rağmen C.Savcılığınca dosya tetkik edilmeksizin annem sanık hakkındaki dava mesnetsiz ve usulsüzdür. Belediye görevlileri hakkında bulunduğumuz suç duyurusu nedeniyle gerekli girişimler yapılmış … Ağır Ceza Mahkemesinde birden fazla suçu kasten işlemeleri nedeniyle yargılanmakta olduklarını bilmekteyiz. Tarafımında taciz edildiği bu davalar nedeniyle mağduriyetimiz söz konusudur. Suçlamanın asılsız olduğu kanısındayım. İnşaatın mühürlendiği konusu uydurmadır. Mühürlenmemiştir. Çatı çökmüştü. Çatıyı onaran babamdır. 2. kat çıkma söz konusu değildir. Annem inşaatla uğraşamaz bu işlerle erkekler ilgilenir aynı zamanda inşaatı kim yaparsa yapsın zaten bu yasal bir inşaattır.” demiştir.
5. Sanık … … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/312 Esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği beyanında; “Suça konu inşa eylemini ben ve eşim birlikte yaptık, inşa eyleminin tamamlanmasına kadar oğlum …’ta değildi, suça konu yer bana aittir, oğlumun bir ilgisi yoktur, maddi durumu olmadığı için de inşaatı yapamaz, ben kolumdaki 2 adet bileziği bozdurup eşim …’ ın sağlığında inşaat işlerini birlikte yaptık, çatı çöktüğü için tamir ettik.” demiştir.
6. Mahkemece 29.04.2016 tarihinde mahallinde keşif icra edilmiş olup, keşif neticesinde alınan inşaat mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu yerin I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, doğal sit alanlarında yapılacak her türlü inşai müdahale için Koruma Kurulundan görüş sorulması gerektiği, dosya kapsamında Koruma Kurulundan izin alındığına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir.
7. … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/312 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 26.09.2011 tarihinde keşif icra edildiği, keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporu ile, dava konusu alanın doğal sit alanı içerisinde olması nedeniyle her türlü inşai müdahale için Koruma Kurulundan izin alınması gerektiğinin, kesin yapı yasağı olan bu bölgede yapılan işlemlerin 2863 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine aykırı olduğunun belirtildiği, keşif neticesinde alınan inşaat mühendisi ve kadastro teknisyeni bilirkişi ortak raporunda; arazi üzerinde hali hazırda 2 katlı tamamen kullanılır durumda yapı olduğunun, yapılan incelemede zemin kat ve üzerinde çatı arası katı olacak biçimde 2005 yılında yapılı halde bina olduğunun, 2010 yılında çatısı kaldırılarak çatı arası katın normal kat olarak yapıldığının, dış cephesinin tamamının 1 yıl içerisinde yapıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
1…. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 19.04.1990 tarih ve 1075 sayılı kararıyla 1. derece doğal sit alanı ilan edilen bölge içerisinde yer alan … ili, … ilçesi, Namık … mahallesi, Dalyan mevkii, 1015 ada, 36 sayılı parselde yer alan ve tapuda özel mülkiyete ait olan araziye, önceden izinsiz olarak yapılmış olan tek katlı binanın üzerine ikinci katın çıkılmakta olduğunun … Belediyesi görevlilerince 17.06.2010 günü tespit edildiği ve inşaatın bu tarihli tutanak ile mühürlendiği, yine … Belediyesi görevlilerince yerinde yapılan 23.06.2011 tarihli denetimde ise, mührün kırılarak inşaata devam edilmiş olduğunun, ikinci katın ve üzerindeki çatının tamamen bitirildiğinin ve binanın kullanılabilir halde olduğunun tespit edildiği, sanığın oğlu … hakkında soruşturmaya başlandığı ve mühür bozma suçu ile 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna aykırılıktan … hakkında kamu davası açıldığı, davanın … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/312 Esasına kaydedildiği, bahse konu dosyada yargılama aşamasında dinlenen …’ın annesi olan eldeki dosya sanığı …’ın tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde, oğlu Deniz’in bu bina ile bir ilgisinin olmadığını, bu yerin kendisi ve eşi adına kayıtlı olduğunu, bu binayı ve sonradan yapılan tadilatı eşi ile birlikte yaptıklarını, oğlunun maddi durumunun iyi olmadığını, bu nedenle bileziklerini satarak eşinin sağlığında binanın ve tadilatın yapıldığını beyan ettiği, bahse konu dosyada mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın zemin kat ve çatı ara katı şeklinde 2005 yılında yapılı olduğu, 2010 yılında ise çatı ara katın kaldırılarak normal kat haline getirildiği, dış cephesinin tamamının 1 yıl içerisinde yapıldığının belirtildiği, mahkemece …’ın beraati ile … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi üzerine Selver hakkında eldeki kamu davasının açıldığı, sanığın eldeki dosya kapsamında savcılıkta verdiği ifadesinde yapının eşi tarafından yapıldığını, 1994 yılında tamamlandığını, 2010 yılının Mayıs ayında ise çatı çöktüğü için çatı tamiri yaptırdıklarını beyan ettiği ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, dosya kapsamında bulunan belge ve yazışmalardan, binanın ilk katının 2005 yılında mevcut olduğu, davaya konu eylemin ise ruhsatsız binaya ikinci katın çıkılması olduğu, …’ın ifadelerinden, sanık ifadelerinden ve tüm dosya kapsamından, davaya konu eylemlerin sanık … ile 17.09.2010 da hayatını kaybeden … tarafından yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65 inci maddesinin (b) bendi yerine, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin birinci fıkrasının dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Mühür Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık Suçuından Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle … (Kapatılan) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 Tarihli ve 2015/293 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (B-1) nolu bendindeki “65/b” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “65/1” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.