YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10522
KARAR NO : 2022/15225
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davacının eşi …’ın sevk ve idaresinde iken 06/06/2012 tarihinde başka bir araçla çarpışarak hasarlandığını ve pert hale geldiğini, davalının hasarın teminat harici olduğundan bahisle ödeme yapmadığını ileri sürerek, 32.000,00 TL’nin hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza sırasında aracı davacının eşinin değil kendisinin kullandığını, sürücü değişikliğine gidildiğinden hasarın teminat dışı kaldığını, ayrıca olayın oluş şekli ve sürücünün durumuna göre hasar ödenmesini engel teşkil eden kaza sonucu hasarlandığı (ehliyetsiz veya alkollü) için sürücü değişikliğine gidildiğini haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 25/03/2014 tarih, 2014/2914 Esas 2014/4341 Karar sayılı ilamı ile mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerinden olduğu, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketlerle aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğunun anlaşıldığı, diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacının geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiği, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat
külfeti yer değiştirip sigortalıya geçeceği, öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün olmadığından, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düştüğü, uyuşmazlık, sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa rizikonun teminat dışında kalıp kalmadığı hususların da toplandığı, somut olaya bakıldığında, davacının aracı ile çarpışan diğer araç sürücüsü gerek sigorta eksperlerince gerekse mahkemece alınan ifadesinde, davacıya ait aracın davacı tarafından kullanıldığı, sonradan olay yerine davacının eşi …’ın geldiğini ve tutanağa …’ın yazılmasını önerdiğini kaza nedeni ile şoka girdiği için bu teklifi kabul ettiğini, 5 dakika sonrada, polislerin geldiğini ve polislerin söylediği şekilde tutanağın yazıldığını, beyan ettiği, mahkemece dinlenen polisler ise, dava konusu olayla ilgili tutanağın kendileri tarafından tutulmadığını, olayla ilgili bilgilerinin olmadığını ancak kazada sürücünün alkollü olduğu yolunda şüphe duyulması halinde, tutanağın onlar tarafından tutulmasına izin vermediklerini ve gerekli işlemi yapacaklarını belirttiği, buna göre, kaza sırasında sigortalı aracın davacı tarafından kullanıldığının sabit olduğu ancak tek başına sürücü değişikliği yapılmasının teminat dışı kalmayı gerektirir hallerden olmadığından, kazanın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düştüğü, davalı … şirketi, olayın alkolün etkisi ile gerçekleştiğini ileri sürdüğüne göre, kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kazayı yapmış olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, dava konusu olayda, kaza anında aracı kullandığı anlaşılan davacının alkollü olduğu yolunda tek bir somut bulgu olmayıp, sadece varsayımlardan hareket edildiği, davalı … şirketinin olayın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından, sürücü değişikliğinin tek başına teminat dışı kalmayı gerektirir bir durum olmadığı, davalı … şirketinin de kazanın teminat dışı kalan hallerden biri ile oluştuğunu ispatlayamadığından, davacının aracındaki hasar ve pert durumu araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece direnme kararı verilmiş, bu kez HGK 29/09/2020 tarih 2017/17-2247 Esas 2020/692 Karar sayılı ilamı ile dava konusu tazminat alacağının dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. rehinli alacaklı olarak belirtildiği, sigortadan tazminat talep etme hakkı öncelikli olarak rehin alacaklısına ait olduğundan kural olarak asıl dava talep hakkı da rehin alacaklısına ait olduğu, davacının sigorta poliçesine dayalı olarak dava açabilmesi için dain-i mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerektiğinden,
mahkemece öncelikle, ilgili banka şubesinden, kredi alacağı ve poliçedeki dain-i mürtehin kaydının devam edip etmediği, rehinli alacağın miktarı ile rehin devam ediyorsa davaya ve tazminatın davacılara ödenmesine kayıtsız şartsız muvafakat edip etmedikleri hususlarının sorulması, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği görülmüş, açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının bozulmasına karar vermiş, mahkeme bozma doğrultusunda rehin alacaklısının muvafakatini alarak yaptığı yargılama sonunda, davacının; tanık beyanı ile somut olarak kanıtlanan sürücü değişikliğine gitmesi, zararın teminat dışında kalan haller nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenmemesi kaygısı dışında başka bir nedenden kaynaklanamayacağı, kaza üzerinden uzun bir zaman geçmiş olması ve alkol ölçümlerinin yapılmamış olması, tutanağın gerçeği yansıtmadığına yönelik karşılıklı beyanlar karşısında ek bir araştırma esasa etkili olmayacağından ve yukarıda izah edilen sair nedenlerle dosya kapsamına göre karar verilerek davacının sigorta şirketinden zararını karşılamasını istemesi ortaya konan somut deliller karşısında açıkça dürüstlük kuralına aykırı bulunmuş, ispatlanamayan ve dürüslük kuralına aykırılık teşkil eden talep ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Uyuşmazlık, sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa rizikonun teminat dışında kalıp kalmadığı hususlarında toplandığından, davacının aracı ile çarpışan diğer araç sürücüsü gerek sigorta eksperlerince gerekse mahkemece alınan ifadesinde, davacıya ait aracın davacı tarafından kullanıldığını, sonradan olay yerine davacının eşi …’ın geldiğini ve tutanağa …’ın yazılmasını önerdiğini kaza nedeni ile şoka girdiği için bu teklifi kabul ettiğini, 5 dakika sonra da, polislerin geldiğini ve polislerin söylediği şekilde tutanağın yazıldığını beyan etmiştir. Mahkemece dinlenen polisler ise, dava konusu olayla ilgili tutanağın kendileri tarafından tutulmadığını, olayla ilgili bilgilerinin olmadığını ancak kazada sürücünün alkollü olduğu yolunda şüphe duyulması halinde, tutanağın onlar tarafından tutulmasına izin vermediklerini ve gerekli işlemi yapacaklarını belirtmişlerdir.
Buna göre, kaza sırasında sigortalı aracın davacı tarafından kullanıldığı sabittir. Ancak tek başına sürücü değişikliği yapılması teminat dışı kalmayı gerektirir hallerden olmadığından, kazanın teminat dışı kaldığını ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Davalı … şirketi, olayın alkolün etkisi ile yapıldığını ileri sürdüğüne göre, kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kazayı yapmış olduğunu davalı ispatlamalıdır.
Dava konusu olayda, kaza anında aracı kullandığı anlaşılan davacının alkollü olduğu yolunda tek bir somut bulgu olmayıp, sadece varsayımlardan hareket edildiği, davalı … şirketinin olayın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, sürücü değişkliğinin tek başına teminat dışı kalmayı gerektirir bir durum olmadığı, davalı … şirketinin de kazanın teminat dışı kalan hallerden biri ile oluştuğunu ispatlayamadığından, davacının aracındaki hasar ve pert durumu araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.