Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8582 E. 2023/5459 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8582
KARAR NO : 2023/5459
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/188 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, suçlu olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla yasal indirim sebeplerinin uygulanmadığına ve hatalı bir şekilde arttırım uygulandığına, senet her ne kadar daha sonraki tarihte düzenlenmiş ise de borcun … Tekstil Turizm Tic. Ltd. Şti.nin sahibi olduğu zamanda oluşan bir borç olduğunu, bu nedenle senedin gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla oluşturulduğuna, katılanların zararının bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, … Tekstil Turizm Tic. Ltd. Şti. nin ortağı ve yetkilisi iken 2008 yılı sonlarında hisselerini devrederek şirketten ayrıldığı, daha sonra çevreye inşaat işi yapacağını söyleyerek para toplamaya başladığı, bu amaçla mağdur …’den 33.000 USD, mağdur …’ndan 150.000 TL borç aldığı, sanığın 2012 yılında aldığı borçlara karşılık teminat olarak mağdurlar … ve …’na suça konu bonoları verdiği, her iki bononun borçlu kısmına … Tekstil Turizm Ticaret Ltd. Şti.nin kendisinde bulunan bir kaşesini basarak kaşelerin üzerini imzaladığı, ödeme tarihinde senetlerin ödememesi üzerine mağdurlar … ve …’nun senetlerde borçlu görünen … Tekstil Ltd Şti., aleyhine icra takibi başlattıkları, sanığın aynı şirket adına birden fazla sahte bonoyu düzenleyip kullanması nedeniyle zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık, … … ve …’ndan yapacağı inşaattan daire, iş ve iş yeri vereceği vaadiyle borç para aldığını, ancak işlerinin istediği gibi gitmediğini, bu kişilerin alacaklarını istemeye başladıklarını, bunun üzerine onlara … Tekstil şirketinin kaşesini basarak bono imzalayıp verdiğini, borcun … Tekstil şirketi ile bir ilgisinin bulunmadığını, kendisinin bu şirketten ayrıldığını, bir şirket kaşesinin kendisinin yanında kaldığı için kaşeyi basarak bonoları düzenlediğini, bonoları düzenlediği tarihte şirketle ilgisi olmadığı için şirketin borçtan sorumlu olmadığını, zaman kazanmak için bu şekilde yaptığını, suç kastının olmadığını savunmuştur.

3. Suça konu bono asılları duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
4. Mahkemece, suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1.Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu bono asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğini haiz olup olmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge asıllarının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
2. Kabule göre;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.03.2011 tarih ve 249/24 sayılı ile benzer birçok kararında da vurgulandığı üzere; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması ve bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde fail hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Ancak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde yer alan ve failin eylemleri arasındaki sübjektif bağı ifade eden “bir suç işleme kararının” bulunmaması veya eylemlerin “yenilenen kast” ile işlenmesi ya da eylemler arasında “hukuki kesinti” meydana gelmesi halinde ise artık fail hakkında zincirleme suç hükümleri değil gerçek içtima kuralları uygulanacaktır. Somut olayda, sanığın eylemlerini ayrı suç işleme kararıyla gerçekleştirdiği anlaşılmakla, zamanaşımı hükümleri de gözetilmek suretiyle sanığın 2 kez resmi belgede sahtecilikten mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilikten mahkûmiyetine karar verilerek eksik ceza tayini,
b) Suç tarihi suça konu bonoların sanık tarafından kullandığı tarih olduğundan, mağdurların beyanlarına göre suç tarihi sanığın mağdur …’na yönelik eylemi yönünden “2008”; mağdur …’e yönelik eylemi yönünden “2012” olduğu halde, gerekçeli karar başlığında “21.08.2014” olarak yanlış gösterilmesi,
c) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/188 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.