YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4373
KARAR NO : 2022/13131
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kurum zararı nedeniyle alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı kurum vekili, merkeze tahsis edilen ve ring seferlerinde kullanılan araçta çelik kasa bulunduğunu, mevcut emirlerde para ve benzeri değerlerin nakil esnasında tahsis edilen aracın içindeki kasalara kilitleneceği hususunun belirtilmesine rağmen davalı müdür vekilinin mevcut emirlere uymayıp şubelerden teslim aldığı para ve para niteliğindeki değerleri elinde taşıdığı, yapılan soygun nedeniyle kurumun zarara uğradığını belirtilerek oluşan zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararla; davanın reddine karar verilmiş, kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09/11/2017 gün, 2015/16270 Esas ve 2017/7061 Karar sayılı ilamı ile davalı müdür vekilinin görevinin gerektirdiği azami özen ve dikkati göstermediği, aksine para ve diğer kıymetli değerleri elinde taşımak suretiyle çalınmasına sebebiyet vermek şeklindeki eylemi ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, gerekçe olarak belirtilen hususların ancak indirim nedeni olacağı gözetilerek tazminatın kapsamının belirlenmesi gerekirken davanın tümden reddedilmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne 26.156,55 TL’nin olay tarihi olan 28/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Dava, kurum zararı nedeniyle tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı zararı hesaplanırken çalınan tutarın 22.117,50 TL olduğu, 28/11/2014 – 03/04/2019 tarihleri arası yasal faiz tutarının 8.654,91 TL olduğu, toplam tazmin edilecek tutarın 30.772,41 TL olduğu kanaatinin bildirildiği, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak belirlenen tutardan %15 takdiri indirim yapılarak, davanın kısmen kabulü ile 26.156,55 TL’nin olay tarihi olan 28/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, bu şekilde önce bilirkişi raporuyla olay tarihinden rapor tarihine kadar olan dönem için yasal faiz hesabı yapıldığı, ardından bu faiz miktarı da eklenerek davacının toplam zararının belirlenmesi yoluna gidildiği, mahkemece de, bu miktar müddeabih gibi değerlendirilerek, bilirkişi tarafından tespit edilen faiz dahil toplam bedel üzerinden hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle bulunan zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde; yalnızca asıl alacağa olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken 818 sayılı Borçlar Kanunu m.104/son maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 121/son) hükmüne aykırı olarak faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde asıl alacak ile işlemiş faiz toplamına yeniden olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
b) Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve hüküm altına alınan tazminattan davalı yararına %15 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmiştir. Ne var ki, somut olayın oluş şekli ve özelliği, zararın oluşumu, davalının işinin yoğunluğu ve dosya kapsamındaki diğer olgular da gözetildiğinde, yapılan hakkaniyet indirim oranı azdır. Şu halde mahkemece, daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu yönün gözetilmemesi doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2/(a) ve (b) ) nolu bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 36,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 26/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.