YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33818
KARAR NO : 2023/2541
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
TUTUKLU, BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/15 E., 2022/85 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2019 tarih ve 2018/221 Esas ve 2019/124 sayılı Kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraatine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.05.2020 tarihli ve 2020/104 Esas, 2020/399 sayılı Kararı ile, silahlı terör örgütüne üye olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna aykırı davranma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarına yönelik Katılan … Başkanlığı vekilinin, silahlı terör örgütüne üye olma ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna aykırı davranma suçlarına yönelik katılan … Hazinesi vekilinin istinaf istemlerinin reddine, Katılan … Başkanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik, katılan … Hazinesi vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararına, sanık müdafinin ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı kurulan hükme yönelik istinaf istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 07.12.2021 tarih, 2021/3325 Esas ve 2021/10401 sayılı Kararı ile “…I-Katılan … Başkanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından verilen hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Anılan suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen … Başkanlığının bu suçlardan temyiz hakkı bulunmadığı gibi mahkemece davaya katılmasına ilişkin verilen kararlar da hukuki değerden yoksun olup, kuruma hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, … Başkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1 inci maddesi gereğince REDDİNE,
II-Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına…” karar verilmiştir.
4. Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 22.03.2022 tarihli ve 2022/15 Esas, 2022/85 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Bozma kararına uyulduğu halde, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğine, suçun unsurlarının teşdit sebebi yapıldığına ve gerekçesiz şekilde fazla teşdit uygulandığına,
*Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz delille ile hüküm kurulduğuna,
*Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
*Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiği, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
*Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
*ByLock’un istihbari nitelikte ve hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
*ByLock kullanmadığına,
*ByLock verilerinin çelişkili olduğuna dolayısıyla bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine,
*ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında herhangi bir yazışma içeriğinin bulunmadığına,
*Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
*Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına, beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğine, usule aykırı alındıklarına ve hükme esas alınamayacağına,
*Operasyonel hat kullandığının ispatlanamadığına,
*Takdiri indirim uygulanmamasına ilişkin yasal ve yeterli gerekçe bulunmadığına,
*Hukuk ilkelerinin ihlal edildiğine,
*Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda “…Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından getirtilen kayıtlarda, kullanımında olan 0507 (…) (..) (..) numaralı hat ile 35397605923690 IMEİ numaralı telefonda ByLock kaydı bulunduğu bildirilmiştir.
BTİK’ten getirtilen iletişimin tespitine ilişkin kayıtlardan, sanığın kullandığı 0507 (…) (..) (..)numaralı hat ile 35397605923690 IMEİ numaralı Samsung marka GT-S5570 model cep telefonunu kullandığı anlaşılmıştır.
Sanık ByLock isimli programı kullanmadığını beyan etmiştir.
Ancak ByLock adlı programın kullanılmasını sağlayan (programın bağlantı kurduğu) sunucunun (server) 46.166.160.137, 46.166.164.178, 46.166.164.181, 46.166.164.176, 46.166.164.179, 46.166.164.182, 46.166.164.177, 46.166.164.180 ve 46.166.164.183 olmak üzere 9 adet ip adresi üzerinden hizmet verdiği;
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mahkememize verdiği cevabi yazı ekinde CD ile gönderilen iletişimin tespiti bilgilerine göre; sanığın kullandığı 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattından 35397605923690 IMEI numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği ip adreslerinden olan 46.166.160.137, 46.166.164.176 ve 46.166.164.177 (hedef ip) numaralı adreslere 11.08.2014 tarihinden itibaren başlamak ve 07.12.2014 tarihinde son bulacak şekilde 3 ay 26 … süre ile toplam 42224 satır bağlandığının tespit edildiği,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun cevabi yazısı ekinde gönderilen CD içeriğinde sanığın üzerine kayıtlı 0507 (…) (..) (..) nolu GSM hattını 35397605923690 IMEI numaralı telefon ile kullandığının bildirildiği ve IMEI numaralarının eşleşmiş (BTK açıklaması: IMEI görüşme sorgularında ilk 14 hane belirleyicidir, bu nedenle IMEI sorgularda ilk 14 basamağı uyuşan tüm sonuçlar listelenmektedir) olmaları ve bu cihazın sanığın kullanımında olduğunun anlaşıldığı,
0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının yoğunlukla 6010639938 – opr:Turkcell(YYAHY31) 951.SOKAK(ESKI 51.SOK) ÖZEVLER TEPE CAMII NO:22 YAHYALAR (ANKKARSIYAKAMEZ) YENIMAHALLE,ANKARA, 6010625347 – opr:Turkcell(SERNV21) SERHATKENT 1300 SOKAK YUNUS MARKET (ANKSERHATNEV) YENIMAHALLE,ANKARA, 6010633848 – opr:Turkcell(SER1711) 17.CAD. SERHATKENT ADA GRUP BINASI YANI NO:31/B DOREGLAS BİNASI OSTIM MAH. (ANKSERHATKENT17) YENIMAHALLE,ANKARA, 6010623715 – opr:Turkcell(ANADB11) ANADOLU BULVARI TCDD KAMPÜSÜ IÇERISINDE BULUNAN AVEA KULESI. YENIMAHALLE (ANKAOCANABL) YENIMAHALLE,ANKARA, 6300655667 – opr:Turkcell(HAYMA21) SEYRAN MAH SAĞLIK SOK HASTANE SU DEPOSU YANI (ANKHAYMANAYENI) HAYMANA,ANKARA, 3170637428 – opr:Turkcell(SER171) 17.CAD. SERHATKENT ADA GRUP BINASI YANI NO:31/B DOREGLAS BİNASI OSTIM MAH. (ANKSERHATKENT17) YENIMAHALLE,ANKARA gibi baz istasyonlarından bağlantı kurduğu,
Sanığın 0507 (…) (..) (..)numaralı hat üzerinden 35397605923690 IMEI numaralı telefonla sanığın 6417 ID olduğu, 500401 kullanıcı adı, Nihat adı ile ByLock kullandığının tespit edildiği, bu ID’ye ilişkin ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosya arasına girdiği, tutanakta 2017/8 sayılı dosyamızın da sanığı olan A.S., T.Ö. gibi bir çok kişinin ekli olduğunun belirtildiği, ByLock programına ekli birçok kişinin sanığa “Nihat ” şeklinde nick verdiği, dolayısıyla bahse konu hat ile ilgili yapılan tespitlerin açıkça sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu gösterdiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve 2017/1443 Esas, 2017/4758 sayılı Kararında da açıklandığı üzere teknik özellikleri, indirilmesi, dahil olunması ve kullanılması itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan kapalı devre kriptolu iletişim ve haberleşme programı olan ByLock adlı programı kullandığı ve bu pograma giriş yaptığının belirlendiği, bu hususun yukarıda belirtilen gerek BTK kayıtları gerek KOM Daire Başkanlığından alınan ByLock kayıtlarıyla gerek BAZ bilgilerinin de örtüşmesi karşısında sabit bulunmuştur.
Sanık ile ilgili tanık beyanları ayrı ayrı incelendiğinde;
Tanık T.Ö.’nün sanığı kod adı Faruk olan S.Ab ve A.E.’ınin yaptığı toplantılarda 2-3 kez gördüğünü, örgütte müdür yardımcısı konumunda olduğunu, sanığı 2014 yılının temmuz ağustos aylarında tanıdığını, toplantılarda jandarma kursiyerleriyle ilgili görüşmeler yapıldığını ifade ettiği,
Tanık V.B.’nin sanığı Sinan olarak bildiğini, 1995-96 yıllarında deniz lisesinde 3. Sınıftayken tanıştığını, Yavuz kod adlı şahsın kendisini Ö.K., K.D. ve M.Ç.’yi Sinan isimli kişiye hatırlamadığı bir yerde devrettiğini, genelde sohbetleri Tarık isimli esnafın evinde yaptıklarını, kapıyı da genelde Sinan’ın açtığını, Namaz kılma kitap okuma, fetönün vaazını dinleme gibi ritüeller icra ettiklerini, 2000 yılına kadar Sinan isimli şahısla devam ettiklerini, 2000 yılından sonra tayin olduğunu, Sinan’ın kendisini Muhammet’e teslim ettiğini, sanığı 2000 yılından sonra görmediğini ifade ettiği,
Tanık İ.M.G.’nin Jandarma Okullar Komutanlığında örgütün mahrem abilerinden olduğunu, Öğretmen olarak görev yaptığını, Kod isminin Nedim olduğunu, sanığın ise müdür yardımcısı pozisyonunda örgütte görevli olduğunu, kendisinin örgütte sanığa bağlı öğretmen olarak görev yaptığını, kendisine bağlı askerlerin astsubay olduğunu, kendisine bağlı astsubayları farklı zamanlarda ankesörlü hatlar üzerinden aradığını, sanığın asker şahısları aradığını bilmediğini, sanığın Nihat kod ismini kullandığını, sanıkla 2012-2013 tarihlerinde görüştüklerini, ondan sonrasında görüşmediklerini ifade ettiği,
Tanık Ö.K.’nin sanığı tanımadığını, kendisiyle birlikte etkin pişmanlık kapsamında ifade veren V.B. isimli binbaşı arkadaşının kendisine abilik yapan şahısları teşhis ederken …’ı Sinan kod ismiyle teşhis ettiğini, ancak bunu sonradan duyduğunu, ifadesi sırasında da Sinan kod isimli şahsı gösterilen fotoğraflardan teşhis edemediğini, 1995 yılında V.B. ile birlikte ve yanlarında iki arkadaş olmak üzere dört kişi İstanbul’da cemaat sohbetlerine katıldıklarını, kendilerine sohbet veren şahsın kod ismini Sinan diye hatırladığını, İTÜ elektronik bölümünde okuyordu diye hatırladığını, hatırladığı kadarıyla Sinan kod isimli şahsın sanıktan daha kısa boylu 165 – 170 cm boylarında olduğunu, Samsunluydu diye hatırladığını, V..B.’nin nasıl teşhis ettiğini bilmediğini ifade ettiği,
Tanık S.Y.’nın huzurda bulunan …’ı tanımadığını, Nihat olarak bir kişi tanıdığını, Ankara’da 2012 Mayıs ayından sonra 2013 yılı haziran ayına kadar dönemde Astsubay Temel Kursunda olduğunu, Nihat ile Ali isimli bir şahsın tanıştırdığını, Nihat’ın yaptığı toplantılara katılmadığını, Ali isimli kişinin kendilerini aradığını, onun Ankara’da yaptığı sohbet ve toplantılarına bazen haftada bazen ayda bir olmak üzere katıldığını, Nihat’ın kendilerine sohbet vermediğini, Ali isimli şahsın kendilerine evlenmeyi düşünüyor musun diye sorduğunu ve bir bayan resmi gösterdiğini, İstersen bununla tanıştırabilirim dediğini, tanıştıklarını, daha sonra istemediğini söylediğini, Ankara’daki görev süresi bitince Ankara’dan ayrıldığını, Nihat’ın bu nedenle kendisine tepki gösterdiğini, Segbis sistemi üzerinden ekrandaki gördüğü kişinin Nihat isimli kişi olduğunu, Nihat isimli kişiyi sadece birkaç kez gördüğünü, hiyerarşik durumunu bilmediğini, evlilik konusunun konuşulduğu görüşme haricinde Nihat’la başka bir görüşmesinin olmadığını ifade ettiği,
Tanık K.S.’nin 2003 yılında kartuş dolum ticareti ile ilgili olarak iş yeri münasebetiyle FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olan Ufuk Kolejinin kartuş dolum işlerini yapması nedeniyle Zonguldak ilinde tanıştığını, tanıştıktan sonra Ufuk Kolejinde öğretmenlik yapan ismini Metin olarak bildiği kişi tarafından okulun faaliyetlerine davet edilmeye başlandığını, faaliyetlerden kastının kermes, spor faaliyetleri (masa tenisi, voleybol gibi) ve bir iki kez katıldığı sohbet toplantıları olduğunu, 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığının öğretmeni olarak yurt dışına gitmesinden sonra birebir bir ilişkisinin olmadığını, 2013 yılında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı Zonguldak Eğitimciler Derneğine olan üyeliğini de sonlandırdıktan sonra bu örgüt ile herhangi bir bağlantısının kalmadığını, sanığın Zonguldak Ufuk Koleji’nde öğretmenlik yaptığını, örgütün düzenlemiş olduğu faaliyetlere kendisini davet ettiğini, kendisini davet etmiş olduğu kolejde yapılan sohbetleri sanığın bizzat yaptığını, bu sohbetlerin haftada bir yapıldığını, esnaf olduğu için büyük bir ihtimalle bu sohbet grubunun esnaflardan oluştuğunu tahmin ettiğini, sanık ile ilgili olan bilgisinin sadece 2003 yılında kolejde düzenlenen sohbet toplantılarına kendisini davet etmesi ve bu sohbetleri kendisinin yapmasına münhasır olduğunu ifade ettiği,
Tanık Ö.Ö.’nün kendisinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının 1998 yılında Kırgızistan’daki örgüte iltisaklı olan Alatoo Üniversitesi’nde İngilizce bölümünde okurken 1998 yılında olduğunu, bu tarihten itibaren örgütün yurtlarında kaldığını, dil merkezinde öğretmenlik yaptığını, 2006 yılında örgüt tarafından Türkiye’ye gönderildiğini, Türkiye’ye geldikten sonra Zonguldak’ta örgüte iltisaklı olan Ufuk Koleji’nde etüt öğretmenliği yaptığını, sanığı 2006 – 2008 yılları arasında Zonguldak ilindeki Ufuk Koleji’nde çalıştığım dönemden tanıdığını, kolejde matematik öğretmenliği yaptığını, örgüt içerisinde bildiği kadarıyla yönetici konumunda olmadığını, örgüt yapısı içerisinde her bir sınıfın kendi rehber öğretmeni olduğunu, sanığın da bu rehber öğretmenlerden bir tanesi olduğunu ve düzenli olarak öğrencilerin velilerinin evlerine ziyaretler yaptığını, bu ziyaretlerin amacının örgüte ait olan okullara insanlar arasında daha fazla popülerite kazandırmak, örgüte yakın gördükleri velilere gazete aboneliği yaptırmak, kurban parası toplayabilmek, burs, zekat, himmet adı altında bağışları temin edebilmek olduğunu, sanığın örgüt adına yapmış olduğu ziyaretlerden velilerden bu şekilde burs, zekat, himmet, abonelik gibi yukarıda saymış olduğum faaliyetleri yapmış olmasının kuvvetli ihtimal olduğunu, sanığın örgüt bünyesi içerisinde yer alan öğretmenlerle birlikte her cuma Ufuk Kolejinin öğretmenler odasında müdür beyin önderliğinde sohbet toplantılarına katıldığını, toplantıların içeriğinde Fetullah Gülen’e ait CD ve kasetlerin izlenmesi, Bamteli.com adresinden videoların seyrettirilmesi, Fetullah Gülen’e ait kitapların okutturulması, dini konularda sohbet yapılması bulunduğunu, bu örgüt sohbetlerinin amacının örgüt içerisinde yer alan öğretmenlerin sadakat duygularını daha hat safhaya çıkartmak, duygusal anlamda örgüte daha fazla bağlılık duygusu hissettirmek, deyim yerindeyse metafizik gerilime sokmak olduğunu, sanığın eşi A.S.’nin örgüt yapılanması içerisinde Ufuk Kolejinde bayanlardan sorumlu olduğunu, Evliliklerinin katalog evlilik olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ancak tam olarak bir şey söylemesinin doğru olmadığını düşündüğünü, sanığın okuldaki üstünün müdür olan Murat Mart adlı şahıs olduğunu, örgüt yapılanması içerisinde örgüte ait kolej ve okullarda görev alan öğretmenlerin KPSS sınavına girerek devlet okullarına yerleşmesi konusunda talimat bulunduğundan dolayı okul müdürü olan M.M.’nin “okulda sizden sonraki gelecek kişilere yer açmak için KPSS sınavlarına girin, devlet okullarına geçin” yönlendirmesi ile sanık … ve eşi A.S.’nin daha sonra KPSS sınavlarına girerek devlet okullarına geçtiğini duyduğunu, 2008 yılından sonra sanık ile herhangi bir görüşmesinin ve ilişkisinin olmadığını ifade ettiği,
Tanık M.G.’nin sanığın öğretmen olduğunu hatırladığını, FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde yer alıp almadığını bilmediğini, ancak o dönem cemaat olarak adlandırılan FETÖ/PDY terör örgütünün içerisinde olduğunu, çünkü söz konusu yapıya ait dershanede ders verdiğini ifade ettiği,
Tanık M.K.’nin kod adı Nihat olan gerçek ismi … olan bir şahıs olduğunu, bu şahsın ilerleyen zamanlarda JATEK okulu teğmen yapılanmasından sorumlu müdür yardımcısı olduğunu ifade ettiği,
Tanıklar T.Ö., V.B., İ.M.G., Ö.K., S.Y., K.S., Ö.Ö., M.G.’nin yer, zaman, sebep-sonuç ilişkisi göstererek ayrıntılı somut bilgi ve görgülerine dayalı, başlangıcından beri tutarlı beyanlarda bulundukları, alınan tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın Fethullahçı Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinin Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığına ilişkin mahrem yapılanmasına bağlı 4 müdürlükten birisi olan Subay Temel kursiyerleri ile ilgilenen örgüt içerisinde müdür pozisyonunda olan Furkan Kod S.A.’ye bağlı olarak örgütsel tabirle Müdür Yardımcısı pozisyonunda örgütsel sorumluluk üstlendiği anlaşılmaktadır.
Somut veriler ile desteklenip dosya kapsamı ile örtüşen tanık beyanları sanığın örgüt içerisindeki konumunu, aldığı görev gibi örgütsel faaliyetine ilişkin açıklayıcıdır. Sanık ile tanıklar arasında bir husumetin bulunduğuna dair dosyada herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı, tanıkların yalan söylemesini gerektiren veya iftira atması için bir sebebin bulunmadığı da dikkate alındığında mahkememizce yukarıda ismi geçen tanıkların beyanlarına üstünlük tanınıp itibar edilmesi gerektiği anlaşılmış olup, sanığın açıkça suçtan kurtulmaya yönelik inkara yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2018 tarih 2018/153097 soruşturma 2018/11070 sayılı iddianamesinde de anlaşılacağı üzere sanığın ByLock kullandığı 0507 796 … numaralı hattı dışında Ş.G. adını kayıtlı 23.08.2010 hat kayıt tarihli 0554 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı üzerinden TSK mensubu olan Erzurum İl Jandarma Komutanlığında görevli jandarma Yüzbaşı İ.O.Y. ve Jandarma Yüzbaşı M.Y. ile irtibat kurup haberleşme sağladığı, Jandarma yüzbaşı İ.O.Y.’nin hücresel operasyonel hat kullanımı nedeniyle mahkememizin 2018/264 Esas ve 2019/45 Karar sayılı ilamı ile silahla terör örgütüne üye olma suçundan hapis ceza ile cezalandırılmasına karar verildiği açıktır. Sanığın dosya içerisindeki kayıtlara göre hiçbir irtibatı bulunmaması gereken Jandarma Yüzbaşı İsmail O.Y. ile Y.D. adına kayıtlı 0531 (…) (..) (..) hat üzerinden ve Jandarma Yüzbaşı M.Y’. ise A.S. adına kayıtlı 0507 (…) (..) (..) numaralı hat üzerinden bir çok kez irtibatının bulunduğu HTS kayıtları ve inceleme raporuyla tespit edilmiştir. Sanığın adına kayıtlı 0507 (…) (..) (..)numaralı GSM hattı ile Şenay Güler adına kayıtlı operasyonel hat olarak kullanılan 0554 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının 12.11.2011- 04.01.2014 tarihleri arasında Ankara, İstanbul, Kırıkkale, Samsun ve Yozgat il ve ilçelerinde 1200 saniye ve 1000 metre fark ile 140 kez ortak bazlarının bulunduğu, sanığın kullanımında olan 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile Ş.G. adına kayıtlı 0554 (…) (..) (..) numaralı operasyonel GSM hattının aynı …, aynı saat, dakika ve saniyelerde aynı il, ilçe ve mahallelerde ortak baz vermiş olduğu, her iki hattın sanık tarafından birlikte taşınıp gezdirildiği, bu nedenle operasyonel hattın sanık tarafından kullanıldığı ve bu hat vasıtasıyla Jandarma Yüzbaşılar M.Y. ve İ.O.Y. ile örgütsel haberleşme sağladığı anlaşılmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/7570 sayılı iddianamesine konu edilen, 156 hattına sanıkla ilgili yapılan “aile dostlarından A.S.’nin oğlu …’ın 25-30 yıl önce İstanbul Küçükçekmecede FETÖ /PDY gazetesini sattığı, 13-14 yaşlarında iken FETÖ örgütünün bu şahsı kendi okullarında okutup büyüttüğü ve evlendirdiği” şeklindeki ihbar, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bulunmuş, yine dosya arasına katılan SGK kayıtlarından, sanığın örgüt içi atamaya tabi olarak çeşitli illerde silahlı terör örgütüne ait olduğu gerekçesi ile kapatılan dershanelerde görev aldığı anlaşılmıştır.
Ayrıca sanık hakkındaki soruşturmanın başlaması sonrasında evine gidilmesine rağmen evinde bulunamadığı, daha sonra hakkında yakalama kararı çıkarılmasına rağmen 2017 yılından 14.08.2018 tarihine kadar yakalamalı olarak arandığı, 14.08.2018 tarihinde A.U. isimli şahıs adına düzenlenmiş sahte kimlik ile yakalandığı, bu husus göz önüne alındığında sanığın hakkındaki soruşturmayı etkisiz bırakabilmek amacıyla kaçtığı anlaşıldığından örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu hiyerarşi doğrultusunda davrandığı görülmüştür.
FETÖ/PDY terör örgütünün ByLock haberleşme programını ancak sadakatinden emin olduğu üyelerine kurdurduğu bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla sanığa bu uygulamanın yüklenmiş olması, terör örgütünün sanıktan örgüt üyesi olarak emin olduğunu göstermektedir. Bu uygulamanın örgütsel amaçlarla oluşturulduğu, örgüt üyelerinin gizli bir şekilde haberleşebilmesi için yüklendiği ve bu amaçla kullanıldığı açıktır. Program kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayalı bir programdır. Gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra manuel işleme gerek duyulmaksızın otomatik olarak silindiği, kullanıcılar haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsalar dahi sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde tasarlanmıştır. Böylece ByLock uygulamasının olası bir adli işlem sonucunda cihaza el konulması durumunda dahi uygulamada yer alan verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı anlaşılmaktadır. ByLock gibi bir gizli haberleşme programın kullanılmış olması, bu program vasıtasıyla örgütsel talimatların, örgüt dışı şahıslara ilişkin istihbari bilgilerin ve Fetö liderinin talimatlarının örgüt mensupları ile paylaşılıyor olması ve sanığın ayrıntısı yukarıda anlatıldığı üzere, haberleşme programının teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan haberleşme ağı özelliğini bilerek (kasten) “ByLock” haberleşme ağına dahil olmuş olması, tanık beyanları ve uzun süre yakalamalı olarak aranması da dikkate alındığında, sanığın terör örgütüne üye olduğu hususunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.
Bu bağlamda; sanığın fetö terör örgütü üyesi olduğu, asker abisi olan öğretmenlerin üstünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, örgüt mensubu askerlerin ve örgütsel öğretmenlerin takibini yaptığı, evlendirme işlerini takip ettiği, asker şahısları başka şahıslara örgütsel amaçla devrettiği, asker şahısları telefonlarından arayıp buluşma organize ettiği, evlilik ile ilgili askerlere baskı ve tehdit uyguladığı, ilk başta Sinan kod ismini kullanırken sonrasında Nihat kod ismini kullandığı, ByLock kayıtlarının da sanığın Nihat kod ismini kullanığını doğruladığı, sanığın Fethullahçı silahlı terör örgütünün ideolojisini, amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği, örgütle organik bağ kurduğu, sanığın örgütle kuvvetli sıkı bir organik bağ içerisinde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın bu eylemlerinin örgüte sempati boyutunu aştığı ve örgüt üyeliği suçunun sübutuna delil niteliğindeki örgütsel eylemler olduğunun, örgütte mahrem asker abiliği yapan örgütsel tabirle öğretmenlerden de sorumlu sanığın örgütün iç yüzünü bilmemesinin mümkün olmadığı, örgütsel kast ile hareket ettiğinin açık olduğu anlaşılmıştır.
Uzun yıllar silahlı terör örgütüne bağlı kurumlarda atama usulüyle görev yapan sanığın FETÖ-PDY terör örgütü üyelerinin örgütsel haberleşme aracı olarak kullandıkları ByLock isimli programı kullanıyor oluşu, ByLock ID”sine kendisi gibi mahrem abilik yaptığı anlaşılan şahısların dahil olması, tanık beyanları ile de doğrulanan Nihat kod ismini kullanması, TSK mensubu askerler ile operasyonel hat vasıtasıyla irtibatına ilişkin kayıtlar, örgütsel faaliyetlerini içermesi nedeniyle yukarıda belirtilen gerekçelerle itibar olunan tanık beyanları ve A.U. adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalanmış olması da dikkate alındığında, Jandarma Subay Temel Kursunda terör örgütünün müdür yardımcısı olarak konumlandırdığı pozisyonda görev yapıp mahrem asker abiliği yapan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermesi karşısında adı geçen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı TCK’nun 314/2 nci maddesi gereğince sanığın güttüğü amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza 8 yıl olarak belirlenmiştir.
Müsnet eylemin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 3. Maddesindeki Terör suçundan cezalandırılmış olması nedeniyle, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 inci maddesi gereğince sanığın cezası yarı oranında artırılmıştır.
Sanığın fiilden sonraki davranışları nedeniyle sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaate varılmamış olması dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş,
Sanığın üzerine atılı suçun ağırlığı, sanık hakkındaki delillerin ve tanık beyanının içeriği göz önüne alındığında üzerine atılı suçu işlediği hususunda somut delillerin olması, ayrıca sanığın uzun süreli yakalamalı olarak arandıktan sonra başkası adına düzenlenmiş kimlik ile birlikte yakalanmış olması hususu da göz önüne alındığında serbest bırakıldığı takdirde kaçma şüphesinin bulunması ve aynı nedenlerle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşılmakla sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermek gerekmiş..” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 6417 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içerisinde asker mahrem yapılanmasında birkısım öğrenci astsubaylardan sorumlu müdür yardımcısı konumunda bulunan ve “Nihat”, “Sinan” kod adlarını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
b)Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sair itirazların reddine. Ancak;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde uyulmasına karar verilen bozma ilamını da sonuçsuz bırakacak yetersiz gerekçeye dayanarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayini kanuna aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 22.03.2022 tarihli ve 2022/15 Esas, 2022/85 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.