Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2010/6124 E. 2010/7980 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/6124
KARAR NO : 2010/7980
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/2009/171050

Asli iştirak halinde adam öldürme suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64/1, 448/1, 51/1, 55/3, 59. maddeleri gereğince 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2003 tarihli ve 2002/112 esas, 2003/23 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması bakımından yapılan değerlendirme sonucu, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 81, 29, 31/3, 62. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1. maddesinde belirtilen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 26.07.2005 tarihli ve 2002/112 esas, 2003/23 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi:
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3–162–173 sayılı kararma nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkânı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde;
2- Kayden 17.07.1984 doğumlu olup, suçun işlendiği 12.08.2001 tarihinde 15 yaşını bitirip 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5377 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince suç tarihi itibarıyla 1/2 oranında indirim yapılarak, aynı madde uyarınca 8 yıl olarak belirlenip, 62. madde uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 6 yıl 8 ay olması gerekirken yazılı şekilde fazla ceza tayininde;
3- Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer … “fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz” şeklindeki

düzenleme karşısında, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden;
Sözedilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.06.2009 tarih ve B.03,0.CİG.0.00.00.04–130–5114–2006/6703 -3273 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2009 tarih ve 171050 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderildiği, eksikliklerin giderilmesi için iade edildiği ve yeniden 01.11.2010 tarihinde dairemize gönderilmekle, okundu gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

I.) Olay: Hükümlü … hakkındaki dosya kapsamından:
a.) Hükümlünün, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2003 tarihli ve 2002/112 esas, 2003/23 sayılı,23.12.2003 tarihinde kesinleşen kararıyla, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64/1, 448/1, 51/1, 55/3, 59. maddeleri gereğince 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği;
b.) Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2005 tarihli ve 2002/112 esas, 2003/23 sayılı ek kararıyla, kesinleşen cezasının çektirilmesi aşamasında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması bakımından yapılan değerlendirme sonucu, 5237 sayılı Kanun’un 81, 29, 31/3, 62, 53/1. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararın kesinleştirilerek infaza verildiği;
c.) Sanık … vekili ile katılan …’ya usulüne uygun bildirimde bulunulmadığı, dolayısıyla kararın kesinleşmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma istemi Dairemizin 01.12.2009 tarihli ve 7677–7269 sayılı kararıyla reddedilmiş ve eksiğin giderilmesi öngörülmüş, karar sanık vekiline 31.03.2010 ve katılan’a 31.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz edilmeyerek kesinleştiği;
Anlaşılmaktadır.
II.) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Kanun yararına bozma isteminin kapsamı, uyarlama yargılamasının duruşmalı yapılmamasının, 5237 sayılı TCK’nun 31/3 maddesi bağlamında sonuç cezanın 6 yıl 8 ay yerine fazla ceza tayininin, ayrıca yaşı … hükümlü hakkında aynı yasanın 53/1. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olması nedeniyle anılan hükmün kanun yararına bozulması istemine ilişkindir.

III.) Hukuksal değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nun 309/1. maddesinde temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı “kanun yararına bozma” isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür.
Yukarıda da açıklandığı üzere, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2005 tarihli ve 2002/112 esas, 2003/23 sayılı ek kararı kesinleşmediğinden bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2009 tarih ve 171050 sayılı kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Bu başvurunun yeniden ele alınıp incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Kanun yararına bozma isteminden sonra taraflara usulüne uygun yapılan tebligat üzerine karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olduğundan, yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağı konusunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın merciine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
IV.) Sonuç ve karar:
Açıklanan nedenle dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 13.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.