YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9199
KARAR NO : 2023/1239
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, vekil kıldığı davalı …’le 30.01.1989 tarihinde evlendiklerini, 2005 yılında Almanya’da boşandıklarını ve tenfiz davasının devam ettiğini, vekil … … tarafından 28.02.1989 tarihli vekâletnameye dayalı olarak dava konusu 859 ada 266 parsel (yenileme ile 3526 ada 1 parsel) ile 859 ada 285 parsel (yenileme ile 3526 ada 19 parsel) sayılı taşınmazdaki 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerdeki paylarını satış iradesi bulunmadığı halde 03.12.2010 tarihli satış akdi ile el ve iş birliği içerisinde bulunan ara malikler aracılığıyla kız kardeşinin eşine ait işletmede işçi olarak çalışan son kayıt maliki davalı …’a devrettiğini, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını, kendisine bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında iktisap ettiğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2013 tarihli ve 2011/363 E., 2013/207 K. sayılı kararıyla; kayıt maliki olan …’ın davacı ile davalı … arasındaki ilişkiyi bilmekte olduğu ve kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Birinci Bozma Kararı
Karar; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarihli 2013/20448 E.-2014/9531 K. sayılı kararıyla; “…vekil edenin gerçek iradesi ile vekilin bu iradeye uygun hareket edip, etmediği ve zararlandırma kastının bulup- bulunmadığının açıklığa kavuşturulması bakımından taşınmazların temlik tarihindeki gerçek değeri saptanmadan, taşınmazın temlik tarihinden sonra ve halen kimin tarafından kullanıldığı araştırılmadan sonuca gidildiği görülmektedir. Hal böyle olunca;vekilin vekil edeni zararlandırma kastı taşıyıp taşımadığının ortaya konulması amacıyla uzman bilirkişiler aracılığıyla mahallinde keşif yapılması, taşınmazların temlik tarihi itibariyle gerçek değeri ile akitte gösterilen değerler arasında fark bulunup- bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, taşınmazların temlik tarihinden sonra ve halen kimin tarafından kullanıldığının duraksamaya yol açmayacak şekilde saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir….” gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen karar
Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2014/418 E.-2018/13585 K. sayılı kararıyla; kayıt maliki …’ın davacı ile davalı … arasındaki ilişkiyi bilmekte olduğu ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
E. İkinci Bozma Kararı
Karar; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2015/17505 E.-2018/13585 K. sayılı kararıyla; “…Somut olayda; bozmaya uyulmakla ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğmasına karşın bu temel usul kuralı gözardı edilerek bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında dava konusu taşınmazların temlik tarihinden sonra ve halen kimin tarafından kullanıldığının araştırılması gerektiğine işaret edildiği ancak Mahkemece zabıta araştırmasında davalı …’ın 2005 yılından beri çalışmadığı belirtilmesine rağmen bu davalının vekil davalının eşinin işçisi olarak çalışıp çalışmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca; hükmüne uyulan önceki bozma kararında değinilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, taşınmazların temlik tarihinden sonra ve halen kimin tarafından kullanıldığının açıkça tespit edilmesi, varsa kira sözleşmelerinin ilgilisince sunulmasının sağlanması, kira bedelinin kime ve ne şekilde ödendiğinin araştırılması, taşınmazlara ilişkin abonelik kayıtlarının celbi ile varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bozma gerekleri yerine getirilmeksizin noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
F. Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 2019/45 E.-2021/363 K. sayılı kararıyla; davacının boşandığı davalı eşi …’e evlendikten kısa süre sonra verdiği vekaletname ile pay sahibi olduğu dava konusu taşınmazların davalı … tarafından el ve iş birliği içerisinde olduğu ara malikler vasıtası ile en son davalı …’a devredildiği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davacıya satış sonrasında bedel ödenmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
G. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
H. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekil … … … ile davacı arasındaki ilişkiden davalı …’ın haberdar olmadığını, dava konusu taşınmazlardaki payları iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, bedelin davalı vekil … …’a ödendiğini, dava konusu taşınmazların keşfen saptanan satış tarihlerindeki değeri ile resmi senette yazan değerler arasında oransızlık bulunmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazlarda kiracı olarak oturan kişilerin kira bedellerini davalı …’a ödediklerini, davalı …’in çekişme konusu taşınmazlar ile ilgi ve alakasının olmadığını, ayrıca elektrik ve su aboneliklerinin bir dönem … adına kayıtlı olması, halen bu taşınmazlarda tasarruf ettiği anlamını da taşımadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
I. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, … Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu … unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. … Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan … sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’da benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
2. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. … Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
3. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna ve bozma kararına uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 438. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 4.642,04 TL bakiye harcın temyiz eden davalı …’dan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.