Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16777 E. 2023/2533 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16777
KARAR NO : 2023/2533
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ….Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2018 tarihli ve 2017/545 Esas, 2018/326 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/2829 Esas, 2018/2322 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2.Delillerin yetersiz olduğu,
3.ByLock kullanmadığına,
4.Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına,
5.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımından mahkememize açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde gerek kovuşturma, gerekse soruşturma aşamasında toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dosya kapsamındaki aşamalarda alınan tanıklar R.U. ve V.U.’nun beyanlarından sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar tanıklar soruşturma evresinde vermiş oldukları beyanlarından kısmen vazgeçmişler ise de soruşturma aşamasında verilen ifadelerin ayrıntı içermesi nedeniyle ve sanığın yakın akrabaları olmaları nedeniyle kovuşturma aşamasında vermiş oldukları beyanlarına itibar edilmediği,
17 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri tarafından telefon dinlemeleriyle ilgili tedbir alınmaya başlandığı, bu kapsamda örgüt görüşmelerinin LİNE, Whatsapp, VİBER, Hİ, KAKOA TALK, COVER ME vb. programlar üzerinden yapıldığı, bu programların güvenlik zaafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmaktan vazgeçtiği, FETÖ/PDY terör örgütü lideri …’den gelen talimatla örgüt üyelerinin yoğun olarak ByLock denilen programı kullandığı ve ByLock üzerinden mesajlaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağladıkları, bu hususta ByLock programı üzerinden görüşme yapmayanların örgüte ihanet ettiği hususunun bildirildiği, bu kapsamda soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde ve kovuşturma aşamasında gelen ByLock içerikleri ve raporlarından, ayrıca BTK HTS analiz raporlarından anlaşılacağı üzere sanığın ByLock isimli programı yüklediği, kendisine ait ID ve kullanıcı adı oluşturduğu ve örgüt üyelerinin ekli bulunduğu, ayrıca ilgili numaranın sanığın kendisinin kullandığını ikrar ettiği, bu şekli ile ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği,
Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı inkar yoluna gitmiş ise de dosya kapsamındaki deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasının alması muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmediği,
Bilindiği üzere ByLock programının, özel bir server üzerinden yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretildiği, örgüt mensuplarının, deşifre olmadan ByLock isimli kriptolu program üzerinden haberleşmeyi sağladıkları, bu hususun dosyada mevcut ByLock uygulamasına ilişkin teknik rapor içeriği, emniyet araştırma raporu ve KOM Daire Başkanlığı yazısından anlaşıldığı, ByLock programının kurulum dosyası olmadan internet üzerinden temininin mümkün olmadığı, bu programa erişimin, ancak örgüt üyelerinin kendi aralarında, Bluetooth, Flash bellek vb. gibi digital ortamdan kurulum dosyasını birbirlerine vererek sağlandığı, dolayısıyla ByLock isimli programa FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen bir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ByLock programı kullanımına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi, belge ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği,
ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan kişilerin ağ içinde başka bir kişi/kişiler ile yaptığı görüşme içeriklerinin olması da gerekmeyeceği,
Sanığın eylemi değerlendirilirken tüm faaliyetleri tek tek ve ayrıca bir bütün halinde gözetilmesi gerektiği, bazen tek bir eylem örgüt üyeliği için yeterli olurken, işin içinde legal gibi görünüp, illegal birçok faaliyetin de olması halinde bu eylemlerin ayrıca bir bütün olarak da ele alınması ve buna göre sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekeceği,
Sanığın yukarıda açıklandığı şekilde örgüt faaliyetlerinde bulunduğu ve FETÖ/PDY terör örgütüne ait olan ByLock isimli haberleşme aracını kullandığı bu şekli ile sanığın terör örgütüne aidiyet duygusu içerisinde örgütün emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığı, yukarıda açıklanan nedenler dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın eylem çeşitliliği, suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanığın cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren bir neden bulunmadığından takdiren alt sınırdan ceza tayinine, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim yapılmasına, sanığın TCK’nın 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına, sanık hakkında TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanığın göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkememizce hükmolunan cezadan TCK’nın 63 üncü maddesi uyarınca mahsubuna, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak hakkında uygulanmakta olan adli kontrol kararlarının ayrı ayrı aynen devamına karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/2829 Esas, 2018/2322 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.