YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4952
KARAR NO : 2011/9794
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, muris …’in 2 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma koşuluyla davalıya bağışladığını, davalının çekişmeli taşınmazda oturması karşılığında murisin bakımını üstlenmesine rağmen, baksı kurarak ve eziyet ederek, murisin rızası hilafına taşınmazı ölünceye kadar bakma koşulu ile adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, tapu iptal-tescil olmazsa tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalı, murisin serbest iradesiyle bilerek ve isteyerek ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle taşınmazı kendisine temlik ettiğini, bakıma ihtiyacı olan murise ölünceye kadar baktığını, tüm ihtiyaçlarını karşıladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.10.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat …geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 1086 sayılı HUMK.’nun 455. (6100 sayılı HUMK.’nun 305.) maddesi hükmü uyarınca tavzih ile ancak, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa hükmün icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da tereddüt veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
Öte yandan, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Oysa, mahkemece karar verildikten sonra davalı tarafın isteği üzerine dosya tekrar ele alınarak, aynı esas ve karar sayısıyla 01.03.2011 tarihli kararla hüküm fıkrası değiştirilmiş olup, bu hususun yasal olduğu söylenemez.
Öte yandan, fazla tahsil edilipte iadesi gerekli olan harcında istek halinde ilgilisine her zaman ödenmesinin de mümkün bulunduğu sabittir.
Öyleyse, mahkemenin, 01.03.2011 tarihli tavzih kararının yukarıda açıklanan sebeplerle ortadan kaldırılmasına, işin esası yönünden ise, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçesiye özellikle mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda miras bırakanın yapmış olduğu temlikin bakım karşılığı olup, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı saptanmak suretiyle ve ileri sürülen diğer iddialarında sübut bulmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün (6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla) HUMK’nın 436.maddesi uyarınca ONANMASINA, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.