YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9447
KARAR NO : 2022/15107
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davalarda davacı … vekili Av. … tarafından, davalı ….Tic A.Ş. aleyhine 30/05/2014, 09/03/2015 ve 01/06/2018 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/04/2021 günlü karara karşı tarafların istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; asıl dava bakımından istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davalar bakımından miktar nedeniyle istinaf isteminin reddine dair verilen 21/04/2022 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu … yönetimindeki otomobil ile … yönetimindeki kamyonetin çarpışması sonucu ağır şekilde yaralandığını, davalı işletene ait araç sürücüsü …’ın %100 kusurlu olduğunu belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Birleşen İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, aynı kaza nedeniyle ulaşım gideri ve bakıcı giderinin tahsilini istemiştir.
Birleşen İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/275 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, aynı kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, sürücü …’ın hiçbir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun …’a ait olduğunu, zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava bakımından istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davalar bakımından miktar nedeniyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Davacı ve davalı tarafından asıl davada temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden temyiz kabiliyeti olmayıp her iki tarafın da temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların birleşen İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 Esas sayılı ve birleşen İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/275 Esas sayılı dosyasına yönelik temyiz itirazlarına gelince:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, birleşen davaların belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının birleşen İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 Esas sayılı dosyasında ulaşım ve bakıcı gideri olarak 1.000,00 TL, birleşen İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/275 Esas sayılı dosyasında ise geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL’nin tahsilini talep ettiği, 16/07/2020 tarihli tamamlama dilekçesiyle her iki birleşen dava bakımından toplam 120.190,80 TL’nin tahsili talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafça talebin toplam olduğu bildirilmiş ise de, mahkemece HMK 31. maddesi gereğince davacı taraftan her bir birleşen dava yönünden ne miktarda talepte bulunduğu sorulup taleplerin buna göre değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların asıl davaya yönelik temyiz dilekçelerinin HMK 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların birleşen İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 Esas sayılı ve birleşen İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/275 Esas sayılı dosyasına yönelik temyiz itirazların kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.