YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12547
KARAR NO : 2023/2535
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2018 tarih ve 2018/164 Esas ve 2018/346 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 inci maddesinin yedinci fıkrası yollamasıyla 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2019/20 Esas, 2019/121 sayılı Kararı ile ” Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde eleştiriler dışında bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin talepleri yerinde görülmeyerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE” karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz istemleri özetle;
*Eylem tarihlerinde yapının terör örgütü olduğunun bilinmediğine, bankanın da devletin verdiği izin ile işlemlerini gerçekleştiren BDDK denetimine tabi yasal bir kurum olduğuna ve bankadaki işlemlerin suç oluşturmayacağına,
*Sanığın örgüt liderinin talimatından haberi olmadığına ve örgüte yardım saikiyle işlem yapmadığına,
*Bankadan para çekilmesi ile konut alımının aynı … olması nedeni ile sanığın savunmasının doğrulandığına
*Hts kayıtlarının delil olamayacağına,
*Suç tarihi ve vasfında yanılgıya düşüldüğüne,
*Suçun unsurlarının oluşmadığına,
*Yetersiz delille ve eksik incelemeyle karar verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardımda bulunduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesi ile KHK’lar ile kapatılan Özel Menba Eğitim İşl. San. Tic. A.Ş. de SGK kaydının bulunduğu, Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü liderinin çağrısından sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütü iltisaklı Bank … isimli bankaya örgüte destek ve yardım amaçlı para yatırdığı, sanığın Bank … hesap hareketleri üzerinde aldırılan 10.04.2018 tarihli Bilirkişi raporuna göre, Sanığın 15.01.2014 tarihinde 17,300 TL katılım hesabı açtığı, 20.02.2014 tarihinde 3,300 TL hesabına para yatırdığı ve aynı … hesap bakiyesi 20.000 TL ulaşmış olup önceki katılım hesabından elde edilen 96,82 TL ile birlikte 20.02.2014 tarihinde yeniden 20.692,82 TL katılım hesabı açtığı, 27.03.2014 tarihinde hesabına 2.400 TL para yatırmış ve önceki hesap bakiyesi ve kar payı ile birlikte oluşan 23.188,03 TL lik yeni bir katılım hesabını 27.03.2014 tarihinde açtığı, sanığın dahaki 6 aylık süreçte herhangi bir para girişi olmaksızın 05.09.2018 tarihinde 26.700 TL lik katılım hesabı açtığı sanığın en son 28.10.2014 tarihinde 1.000 TL para yatırdığı, netice olarak sanığın 2014 yılı aralık ayı itibarıyla kar payı ve anapara ile birlikte Bank Asyada toplam 52.026,87 TL parasının bulunduğu, 2015 Eylül ayı itibarıyla hesap bakiyesinin 43,93 TL olduğunun belirtildiği, sanık her ne kadar ev almak için birikimlerini en yüksek kar payı veren katılım bankası olması nedeni ile birikimlerini Bank …’da değerlendirmek için katılım hesabı açtığını beyan etmiş ise de, sanğın 2014 yılı öncesinde herhangi bir şekilde bankaya para yatırmadığı gibi hazırlık aşamasında verdiği beyanda ev almak için Halk Bankasından çektiği krediyi ve daha önce yaptığı birikimleri değerlendirmek için parasını bankaya yatırdığı parayı henüz ev almadan kredi çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeni ile mahkememizce itibar edilmemiş olup sanığın daha önce örgütle iltisaklı dersanede çalışması ve terör örgütü liderinin talimatından sonra bankaya örgüte destek amaçlı para yatırması birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup, dosyada mevcut diğer tüm deliller değerlendirildiğinde, sanığın Bank Asyda önemli miktarda katılım hesapları açmasından ibaret eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içersindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu sübut bulunmuş olmakla…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarih ve 2017/3985 Esas, 2018/770 sayılı ve benzer nitelikteki emsal kararlarında, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asyadaki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetler olduğu ve eylemin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı açıklanmıştır.
Bu bağlamda, banka hesap hareketleri dökümü ile dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu için kapatılmasına karar verilen dershanede bir dönem çalışan sanığın, FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda daha önce hesabı yokken ilk kez 15.01.2014 tarihinde, daha sonra 05.09.2014 tarihinde Bank Asyada katılım hesapları açıp para yatırmak, sonraki günlerde de bankadaki mevduatına ilave paralar yatırmak suretiyle silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğuna dair Mahkemenin kabulü yerinde görülerek;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde eleştiriler dışında bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin talepleri yerinde görülmeyerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE…” karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapılan, örgütün amacına hizmet eden ödeme ve sair bankacılık işlemlerinin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak değerlendirilmesi mümkündür.
d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütle irtibatını sürdüren, iltisaklı Bank Asyada örgüt liderinin talimatı üzerine, bir kamu bankasından kredi çekerek ilk kez 15.01.2014 tarihinde 17.300 TL ve 05.9.2014 tarihinde ise 26.700 TL tutarında para yatırarak katılım hesabı açtıran ve bankanın TMSF ye devri sonrası parasını bankadan çeken sanığın eyleminin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2019/20 Esas, 2019/121 sayılı Kararında sanık müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.