YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1400
KARAR NO : 2023/2075
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
¸
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.11.2019 tarihli, 2019/149 Esas ve 2019/274 sayılı Kararı ile sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek” suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 220/7 maddesi yollamasıyla 314/2. maddesi gereği 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasından 5237 sayılı TCK 220/7 nci maddesi gereğince yapılan yardımın niteliği ve miktarı nazara alınarak takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında artırım yapılarak 1 yıl 18 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 62/1 inci maddesi gereği cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine karar verilmiştir.
2. …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin 19.02.2021 tarihli, 2020/367 Esas ve 2021/211 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, toplanılan deliller karşısında olayın daha ziyade aydınlanmasına dairemizce gerek duyulmadığından CMK’nın 303/1-a düzenlemeside dikkate alınarak;
İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek hukuka aykırılığın düzeltilmek suretiyle sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde, mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; Sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması gerekirken İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne yardım suçundan hüküm kurulması ve Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan beraat kararı verilmesi hukuka aykırı olmakla bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine temyiz istemi:
1-Sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğuna, ancak aleyhe istinaf bulunmadığından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,
2-Duruşmasız beraat verilmesinin yasaya aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabul
A) Örgütün lehine kamuoyu oluşturma amaç ve ideolojisine uygun şekilde, örgüte müzahir Samanyolu Tv ile Zaman gazetesi genel yayın yönetmenlerinin gözaltına alınmasını takiben örgüt talimatıyla 15-16-17/12/2014 tarihlerinde ülke genelinde düzenlenen sözde özgürlük ve basın nöbeti sloganlı protestolardan olan ve ilimizde Uşak Adliyesi önünde gerçekleştirilen eyleme katılması,
b)Sanık yönünden delil başlangıcı ve delil değerlendirme aracı niteliği taşıyacak şekilde; haklarında FETÖ/PDY Terör Örgütü Uşak il yapılanması içerisinde yönetici ve üye olarak bulundukları iddiasıyla soruşturma yürütülen ve/veya kamu davası açılan bir kısım şüpheli/ sanıklarla iletişiminin olması, örgütün en önemli finans kaynaklarından bir olan Bank … isimli bankada hesabının bulunması, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgi ve iltisakı nedeni ile 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan Uşak Sanayici ve İş Adamları Derneğine 10.12.2005-09.01.2012 tarihleri arasında üyelik kaydının bulunması, sanığın haklarında benzer suç kapsamında adli işlem başlatılan kişilerle birlikte 2005 tarihli yurt dışı giriş çıkış kaydının bulunması,
Hususları nazara alındığında, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 314/2., 220/7 nci maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine, cezasından 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci maddesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın KHK ile kapatılan…. Sanayici ve İş Adamları Derneğinin kurucu üyesi olduğu, 09.01.2012 tarihleri arası üyelikten ayrıldığı, (sanığın beyanına göre 1994 yılında kurdukları) Sanığın 15-16-17.12.2014 tarihinde … Adliyesi önünde düzenlenen özgürlük ve basın nöbeti sloganlı eylemlerinden bir tanesine katıldığı, Sanığın 2001 yılında çocuklarının örgüte ait okulda okudukları, sanığın örgüt üyeleriyle 2005 yılında yurt dışı gezisine katıldığı, (sanığın umreye gittiğini beyan ettiği) Sanığın örgütün masraflarını karşılamasıyla umreye gittiği yönünden kolluğa ihbar olduğu, HTS kayıtları incelemesinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı bir çok kimse ile arama kaydı olduğunun belirtildiği, (Arananlardan bir kısmının sanığın akrabası olduğu) Sanığın 2010-2011 yıllarında zaman gazetesi abonesi olduğu, sanığın … Katılım Bankası A.Ş’ine 09.06.2016 tarihinde hesap açtığı, herhangi bir hesap hareketi olmadığı tespit edilmiştir.
Yapılan Tespitlere Göre; süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetleri icra ettiği hususunda dosya kapsamına yansıyan yeterli deliller bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüt içi hiyerarşik yapıya dahil olmadan verilen emir ve talimatların bir kısmını yerine getirdiği konusunda da her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, şüpheden sanık yararlanır ilkeside gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu sebeple toplanılan deliller karşısında olayın daha ziyade aydınlanmasına dairemizce gerek duyulmadığından CMK’nın 303/1-a düzenlemeside dikkate alınarak;
1-Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 28.11.2019 tarih, 2019/149 Esas ve 2019/274 sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK’nın 303/1-a maddesi gereğince incelemeye konu hükmün kaldırılarak, hukuka aykırılığın düzeltilmek suretiyle sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde, mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a.5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303’ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin; amaç, kapsam ve 303 üncü madde ile 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle, 5271 sayılı Kanunun 280’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi metninde yer alan “(c)” ibaresinin “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmesine ilişkin 7035 sayılı Kanun’un gerekçelerine nazaran, ayrıntıları, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 15.06.2004 tarihli, 115-138 sayılı ve 17.05.2022 tarih, 2020/(Kapatılan)14-248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ve Dairenin (Kapatılan 16. Ceza Dairesi’nin) 01.07.2020 tarih 2422-3204 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde bir temyiz mercii olarak “hukuka aykırılık denetimi” yapan Yargıtayca “bozulmasının”, İlk Derece Mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerini “hem maddi hem de hukuki yönden denetleyen” ve bu suretle gerekli gördüğü hususlarda öğrenme muhakemesi yapma imkanına sahip bir derece mahkemesi olarak Bölge Adliye Mahkemelerince ise “ıslah edilmesinin” kural olması itibariyle, Yargıtay’a nisbeten “hükmü ıslah”yönünden daha geniş bir takdir imkanına sahip olduğunda kuşku bulunmayan Bölge Adliye Mahkemelerinin, “dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra”, (5271 sayılı Kanunun “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280 inci maddesinin (1)’nci fıkrası ) “hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması” hallerinde hukuka aykırılığın giderilmesi suretiyle hükmün ıslahı için, yeniden yargılama yapılması, yani maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmesi ve bu husuta mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinin bulunması söz konusu değil ise, bir başka anlatımla, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte ise incelenen hükmün bütününü kaldırmaksızın 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin (1)’nci fıkrasının (a) bendi kapsamında duruşma açmadan ” sanığın beraatine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermesinde usule aykırılık görülmediğinden bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
b. Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
c. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
d. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, KHK ile kapatılan Uşak Sanayici ve İş Adamları Derneğinin kurucu üyesi iken 09.01.2012 tarihinde üyelikten ayrılan, örgüt üyeleriyle 2005 yılında yurt dışı gezisine katılan, 2001 yılında çocuklarını örgüte ait okullara gönderen, 2010-2011 yıllarında Zaman gazetesine abone olan, örgütü ile irtibatlı bir çok kimse ile arama kaydı ve örgütle iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’ nezdinde özelliği belirlenemeyen hareketsiz hesabı bulunan ve bir kez 2014 tarihinde Uşak Adliyesi önünde düzenlenen sözde özgürlük ve basın nöbeti sloganlı eyleme katılan sanığın eylemlerinin sempati boyutunu aşarak örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olduğuna ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamamış olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin usulünce tartışıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı anlaşılmakla, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak sanığın müsnet suçu işlediğinin ispat edilemediğine dair ilgili ve yeterli gerekçelere dayanan kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin 19.02.2021 tarihli, 2020/367 Esas ve 2021/211 sayılı Kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.