Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/11560 E. 2023/5524 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11560
KARAR NO : 2023/5524
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/182 Esas, 2015/382 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş ve 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesi uyarınca verilen ceza ertelenmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 211 … maddesi kapsamında kaldığına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kapıdan satış görevlisi olan sanığın mağdura kapıdan yapmış olduğu satış sonrasında düzenlenen sözleşme ve senet metninde mağdur yerine imza atması biçimindeki eylemi nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, mağdurun imza atmak istememesi üzerine onun bilgisi ve rızası ile yerine imza attığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mağdurun soruşturma aşamasında alınan ifadesinde satışı doğruladığı, senet imzalamadığını, yerine sanığın imzalamış olduğunu beyan ettiği, kovuşturmada sadece şikayetten vazgeçtiğine ilişkin beyanının alındığı, belge asılları üzerinde Mahkeme tarafından gözlem yapılmadığı, denetime elverişli biçimde dosya arasında bulundurulmadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece sanık ikrarı, mağdur beyanı ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçun oluştuğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği … üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, … üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz. Yine belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğundan suça konu belge asılları üzerinde aldatıcılık niteliği yönünden Mahkeme tarafından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olayda sanığın suça konu edilen sözleşme ve senede mağdurun bilgisi ve rızası dahilinde imza atığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin ve suç kastının kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; mağdurun beyanı alınarak senet ve sözleşmenin sanık tarafından imzalanmasına rızasının bulunup bulunmadığının sorulması, suça konu belge asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, resmi belge niteliğindeki bononun yasal unsurları ile özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra belgelerin aldatıcılık kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, denetime elverişli şekilde dosya içerisinde bulundurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2.Dosya kapsamındaki beyanlara göre, söz konusu satışın gerçek olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 211 … maddesinde öngörülen “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının gerekçeli kararda tartışılmaması,
Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/182 Esas, 2015/382 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.06.2023 tarihinde karar verildi.