YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6921
KARAR NO : 2022/13395
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … AŞ Genel Müdürlüğü aleyhine 11/09/2015 gününde verilen dilekçe ile istirdat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair verilen 05/10/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 13/02/2017 tarihli 2016/12835 Esas ve 2017/839 Karar sayılı ilamında “davalının 233 sayılı KHK kapsamında olup faaliyetlerinin özel hukuk hükümlerine göre yürütüleceği, anonim şirket niteliğinde olan, tüzel kişiliği bulunan ve faaliyetleri özel hukuk düzenlemelerine bağlı olan kuruluş aleyhine açılan davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu, açıklanan yön gözetilmeden yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ve Dairemizin 17/04/2019 tarihli 2018/5261 esas ve 2019/2394 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
Dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı kurumun zararının tazmini amacıyla dava dışı yüklenici …. San. Tic. Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlatıldığı, ancak icra takibi ile ilgili tahsil kabiliyeti kalmadığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, SGK prim borcunun asıl sorumlusu olan yüklenici şirketin tahsil kabiliyeti kalmadığı ispatlanmaksızın davalı kurumun çalışanı olan davacıdan kusuru oranında tahsilat yapılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının, davalı şirketin Tunçbilek Termik Santralinde 399 sayılı KHK’ya bağlı sözleşmeli şef olarak görev yaptığı, Tunçbilek Termik Santralinin kömür alma ve kül atma tesislerinin 129 kişi ile komple işletilmesi işine yönelik 28/07/2009 tarihinde ihale yapıldığı ve ihale sonucunda dava dışı … Paz. San. Tic. Ltd. Şti ile 1 yıllık sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye ilişkin olarak da yükleniciden 14/02/2011 vadeli kesin teminat mektubu alındığı, ihale konusu işin 27/08/2010 tarihinde sona ereceği, yüklenici tarafından sözleşmenin sona erme tarihinden bir gün önce sözleşmenin uzatılmasının talep edildiği ve talep uygun görülerek sözleşmenin 1 yıl uzatıldığı, akabinde yüklenicinin SGK’ya 82.272,13 TL prim borcu olduğunun anlaşıldığı ve bu sırada da teminat mektubunun süresinin uzatılmadığının fark edildiği, sürenin uzatılması ya da yeni teminat mektubu sunulması için yüklenici ile yazışma yapıldığı ancak yüklenici tarafından olumlu cevap verilmeyince 21/02/2011 tarihi itibarıyla ihale konusu işin sonlandırıldığı, yüklenicinin son hak edişinden kalan tutarın SGK’ya ödendiği, bakiye prim borcunun ise davalının kendi hesabından ödendiği, davalının kendi hesabından ödenen 34.706,18 TL’nin tahsili amacıyla yüklenici aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak sonuç alınamayınca EÜAŞ Teftiş Kurulu Başkanlığı raporu doğrultusunda davacının zarardan ¼ oranında sorumlu olduğu kabul edilerek sorumluluğuna isabet eden 8.676,54 TL asıl alacak ve 3.277,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.954,00 TL’nin ödenmesi talep edildiği, davacı tarafından 23/07/2015 tarihinde talep ve dava hakları saklı kalmak üzere ödeme yapıldığı, eldeki davada da yapılan tahsilatın haksız olduğunu belirtilerek ödenen miktarın istirdadının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, davalının öncelikle asıl borçlu yükleniciden SGK prim borcunu tahsil etmesinin gerektiği, tahsil edilememesi halinde olayla ilgili varsa kusuru bulunan personelden tahsil edilebileceği, dava dosyası incelendiğinde prim borcunun asıl borçludan tahsiline yönelik yeterli bilgi ve belgenin dosya arasında bulunmadığı, her ne kadar dosyada mevcut rapor özetinde asıl borçlunun ödeme gücü olmadığı belirtilmiş ise de asıl borçlunun tahsil kabiliyetinin kalmadığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bu durumda davacıdan tahsilat yapılmasının yerinde olmadığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamından; davalı tarafından dava dışı yüklenici aleyhine Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2011/6574 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmakta ise de icra takibi kapsamında yükleniciden tahsilat yapılıp yapılmadığı ya da yüklenicinin tahsil kabiliyeti olup olmadığına dair yeterli bilgi ve belge yer almamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu nedenle davacıdan tahsilat yapılmasının yerinde olmadığı bildirilmiş ise de mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır. Yine davalının Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan ve davacının zarardan sorumlu olduğunu tespit eden raporun da dosya arasında olmadığı görülmekle birlikte dosyaya sunulan kurum içi yazışmalardan protokolün uzatıldığı dönemde davacının hastalığı nedeniyle izinli olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece, Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2011/6574 esas sayılı dosyasının aslı veya onaylı suretinin dosya arasına alınarak yüklenici şirketten tahsilat yapılıp yapılmadığı, yüklenicinin tahsil kabiliyetinin olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması ve yüklenicinin tahsil kabiliyetinin olmadığının anlaşılması halinde ise yüklenicinin protokolünün uzatılması sürecine ilişkin bilgi ve belgeler ile davalının Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun da dosya arasına alınarak meydana gelen zararda davacının kusurunun olup olmadığı, kusurlu ise kusur oranının ve davacının sorumlu olduğu miktarın belirlenebilmesi için içerisinde Sayıştay uzman denetçisi bilirkişinin de bulunduğu konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 31/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.