YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37464
KARAR NO : 2023/4604
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelendi, gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık … hakkında yürütülen başka dava dosyasının, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarih ve 2019/5409 Esas, 2021/2152 sayılı bozma Kararı üzerine, İlk Derece Mahkemesince haklarında bozma kararı uygulanan sanıklara ilişkin dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği ve sanık hakkındaki hükmün, istinaf incelemesinden geçmeden, bozma kararı üzerine hüküm kurulan diğer sanıklarla birlikte Yargıtay özel Dairesinin temyiz incelemesine gönderildiği anlaşıldığından, İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmediği görülen sanık … hakkındaki hüküm yönünden, sanık müdafiinin kanun yolu talebiyle ilgili olarak Adana Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Ceza Dairesi tarafından değerlendirme yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2. Sanıklar …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme ilişkin sanık … ve müdafii, sanık … müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz başvurularının incelenmesinde;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık …, … ile sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
3.Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme ilişkin sanık müdafiinin temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
Anayasa’nın 138 inci maddesi birinci fıkrasının hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken temel cezanın tayininde tecditin derecisinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
4.Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme ilişkin sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiinin temyiz başvurularının incelenmesinde;
a) Sanık … yönünden; atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan tanıklar A.P. ve İ.K.nun doğrudan doğruyalık ilkesi gereği, sanık ve müdafisine tanıkları sorgulama ve soru sorma hakkı da tanınarak, mahkeme huzurunda yada İl dışında bulunmaları halinde SEGBİS aracılığıyla mutlaka dinlenmeleri, ayrıca hükümden sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan M.T. isimli şahsın beyan ve teşhisinin okunması ile mahkemede dinlenilmesinin sağlanması lüzumu, ayrıca örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanıkla ilgili bilgi ya da beyan olup olmadığı da araştırılıp ilgili şahısların gerekirse tanık olarak dinlenmeleri, tüm bu delillerin dosya arasına temini ile birlikte CMK’nın 217 nci maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık … yönünden; atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının yeniden istenilmesi, ByLock’ta kayıtlı kişilerin araştırılarak varsa dava dosyalarının getirilmesi ile beyanlarının okunması gerekirse tanık olarak dinlenmeleri ile dosya içerisinde yer alan sanığın da adının geçtiği ByLock yazışmalarını gerçekleştiren kişilerin araştırılarak varsa sanık hakkındaki beyanlarının dosya arasına alınması gerekirse dinlenmeleri, ayrıca dosyada ByLock tespit tutanağı bulunmayan sanık hakkında, suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte bulunan ve mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan H.A. ve S.Y. isimli şahısların mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması ile örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanıkla ilgili bilgi ya da beyan olup olmadığı da araştırılıp ilgili şahısların gerekirse tanık olarak dinlenmeleri, tüm bu delillerin dosya arasına temini ile birlikte CMK’nın 217 nci maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5.Sanıklar …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme ilişkin sanık … ve müdafii, sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz başvurularının incelenmesinde;
Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ilgili birimlerden ByLock tepit ve değerlendirme tutanaklarının istenildiği ancak ID ve içerik tespit edilmediğinin anlaşılması karşısında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanıkların kullanımında olan telefon hatlarına ait ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığı, sanıklar … ve …’nın Bank … kullanımlarının da rutin olduğu, ayrıca örgütün nihai amacını bildikleri, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil oldukları yönünde başkaca herhangi bir delil bulunmayan sanıkların; dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek atılı suçtan beraatleri yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, sanık … müdafii, sanık … ve müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve müdafii, sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükmün CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.