Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/14848 E. 2023/1950 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14848
KARAR NO : 2023/1950
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte
bilerek ve isteyerek yardım etmek
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak verilen
mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/374 Esas, 2018/84 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.05.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/712 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılarak incelemede İlk Derece Mahkemesi hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanığın Bank Asyaya talimatla para yatırmadığına,
2. Dosya kapsamında alınan dijitallerin usule aykırı olarak ele geçirildiğine,
3. Sanık hakkındaki sendika üyeliğinin delil olmayacağına, sanığın hata hali içerisinde olduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince özetle, sanığın örgütü bildiği, örgütün ilgi alanları ve faaliyetleri hakkında haberdar olduğu, eylemleri örgüte sempati duymak yada soyut olarak desteklemek derecesinde hafif olmadığı, sempati boyutunu aştığı ve fakat yine sanığın eylemleri disiplinli ve sürekli destek şeklinde, örgüt üyeliği seviyesinde de değildir. Sanığın eylemlerinin salt yardım düzeyini aşmadığı ve örgüt hiyerarşisi içerisine dahil olduğuna dair yeterli delil olmadığı, sanığın tüm eylemlerinin bu bağlamda bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde olduğu kabul edilmiştir
Sanık her ne kadar savunmasında örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmediğini ve atılı suçu kabul etmediğini savunmuş ise de, sanığın eğitimi sosyal ve kültürel birikimi nazara alındığında yapının mutlak gizlilik içinde devam eden faaliyetlerinin legal bir amaç gütmediğini bilebilecek durumda olduğu ve MGK’nın kamuoyuna duyurulan kararlarına göre bildiği, buna göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği ve suçunun sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Sanık örgüte yardımında suç olduğunu ve ceza gerektirdiğini bilmesi nedeniyle örgütü bilmediğini ve eylemlerini kabul etmediğini ileri sürmüş ise de, toplanan deliller karşısında sanığın savunmasının örgüte yardım suçunu inkara ve bu suça yönelik delilleri dağıtmaya yönelik olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Suçun işleniş biçimi, yardımının ve eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı, sanığın suç tarihinde Milli Eğitim Bakanlığında çalışan sınıf öğretmeni ve kamu görevlisi olması nedeniyle meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı ile sanığın eylemleri nedeniyle örgütün sağladığı menfaatte dikkate alınarak, sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince özetle, sanığın aşamalardaki tüm savunmaları ile dosya kapsamı içerisinde yer alan bilirkişi raporu, resmi kurumlardan gelen yazı cevapları, Eksport inceleme raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanığın, sınıf öğretmeni (ihraç) olarak görev yaptığı, örgütle iltisaklı Aktif Eğitim-Sen’e üye olduğu, Eksport inceleme raporuna göre cep telefonunda örgüt tarafından kullanılan EAGLE isimli uygulama kalıntısı ile örgüte ait “herkül.org” sitesine ait web geçmişinin tespit edildiği, örgüt liderinin talimatı üzerine ve Bank Asyaya destek olmak için Bank Asyada 09.01.2014 tarihinde hesap açtığı, hesap açtıktan sonra 09.01.2014 tarihinde 3.000 TL, 05.09.2014 tarihinde 9.000 TL ve 10.10.2014 tarihinde 135,42 gram altın karşılığı katılım hesabı açtığı anlaşılmıştır.Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dava açılmış ise de; sanığın bu faliyetlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında, örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, eylemin ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağı, suç tarihinin yardım etme olarak kabul edilen en son fiilin gerçekleştirildiği Bank Asyaya örgüt talimatıyla paranın yatırıldığı 10.10.2014 tarihi olduğu anlaşılmakla, suç için yasada öngörülen cezaya ilişkin alt ve üst sınır arasında oluşa ve hakkaniyete uygun düşecek şekilde asgari ceza miktarı üzerinden makul oranda artırım yapılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi yoluna gidilmesi gerekirken, yüksek oranda teşdit uygulamak suretiyle ilk derece mahkemesince fazla ceza tayini yoluna gidildiği görülmekle, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda kaldırılarak, sanığın silahlı terör örgütüne yardım suçundan aşağıdaki hüküm fıkralarında belirtilen gerekçelerle cezalandırılmasına dair yeniden hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt liderinin talimatı üzerine iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de bankacılık işlemleri yapan ve örgütle iltisaklı Aktif Eğitim sendikasına üye olan sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.05.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/712 sayılı Kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca …. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise… Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.