Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9381 E. 2023/17880 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9381
KARAR NO : 2023/17880
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme

Sanık hakkında şikâyetçiler …, … ve …’ye yönelik tehdit suçundan neticeten hükmolunan 600,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının, tür ve miktar itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin 14.01.2014 tarih ve 2013/580 E., 2014/26 K. sayılı kararıyla sanık hakkında,
a) Şikâyetçi … ve …’ya yönelik;
i) Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
ii) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
b) Şikâyetçi …’ye yönelik tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
c) Şikâyetçiler …, … ve …’ye yönelik tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.
2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükümler, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle yukarıda belirtilen şekilde aynen açıklanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, şikâyetçiler … ve …’nın depo olarak kullandığı yere geldiklerinde aşağılayıcı tutumda bulunduklarına ve tutanak tutmadan gittiklerine, bu durumun kamera kayıtlarından anlaşılacağına, aradan iki ay geçtikten sonra tarafına kesilen ceza nedeniyle kurumun müdürü … ile görüşmeye giderek cezanın usulsüz olarak kesildiğine itiraz ettiğine, ancak aynı gün itirazının neticelendirildiğine, işlemlerin usulsüzlüğü nedeniyle İdare Mahekemesine başvurduğuna ve tüm işlemlerin iptaline karar verildiğine, aleyhine yapılan işlemlere itiraz ettiğinden hakkında iftira atıldığı, atılı suçları işlemediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, Mahkemece verilen hapis cezalarının ertelenmesine ya da başkaca tedbir uygulanması mümkün olmasına rağmen uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikâyetçiler … ile …’nın … SGK İl Müdürlüğü’nde denetmen olarak görev yaptıkları, sigortasız işçi çalıştırıldığı iddiası üzerine 31.05.2013 tarihinde sanığın işyerine denetim amacıyla gittikleri, şikâyetçilerin sanığa kimliklerini göstererek neden geldikleri hususunda açıklama yaptıkları, sanığın şikâyetçilere hitaben “Oturduğunuz sandalyeden kalkın, siz kimsiniz de oraya oturuyorsunuz, işyerimden çıkın gidin, bu işyeri hakkında hiç bir işlem ve tutanak düzenleyemezsiniz.” diyerek hakaret ettiği devamında “Ben istihbarattayım, benim istediğim gibi tutanak tutacaksınız.” demesi üzerine şikâyetçilerin itiraz ettikleri, sanığın tutanak tutulmasını engellediği ve şikâyetçi …’ye “Ben seni bulurum.” diyerek tehdit ettiği, sanığın 17.07.2013 tarihinde SGK İl Müdürlüğü’ne gittiği ve ilgili kurumun personelleri olan şikâyetçiler …, … ve …’ye hitaben “Cezamı kaldırmazsanız, sizi makamınızdan ederim. Sizi buradan sürdürürüm, görevden aldırırım.” diyerek tehdit ettiği, ardından sanığın şikâyetçi …’nin yanına giderek “Aracına uyuşturucu koyarım. Seni aracında kadınlarla yakalatırım, ben istihbaratçıyım, kuzey ırakta çarpışırız, çok kişinin kellesini alırız.” diyerek tehdit ettiği, daha sonrasında da şikâyetçi …’nin işyerine gelerek “Eşin …’nin çalıştığı Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünü biliyorum, cezamı kaldırmazsanız sizlerle alakalı gereğini yapacağım” diyerek tehdit ettiği, şikâyetçilerin ve tanıkların beyanları doğrultusunda sabit olduğu, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Şikâyetçiler …, … ve …’ye Yönelik Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün tür ve miktarları itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanığın Şikâyetçiler … ve …’ya Yönelik Hakaret, Tehdit ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla “seçenekli hareketli” ve “amaçlı bir fiil” olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının “cebir veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alınmalıdır.
Sanık tarafından 31.05.2013 tarihinde şikâyetçiler … ve …’ye söylendiği kabul edilen sözlerin tartışmanın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde, tehdit niteliğinde olmadığı, dolayısıyla görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit unsurunun somut olayda gerçekleşmediği gözetilmeden beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Sanık tarafından 31.05.2013 tarihinde şikâyetçiler … ve …’ye söylendiği kabul edilen ve olay olgular bölümünde belirtilen sözlerin şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlıklarını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
3. Şikâyetçi …’ye yönelik tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden;
a) Sanık hakkında hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesindeki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, aynı Kanun’un 2 ve 7 inci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, beraat kararı verilmesi ve (a) bendi gereğince uzlaşma sağlanamaması halinde; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluk bulunması,
4. Sanık hakkında şikâyetçi …’ye yönelik tehdit suçunun eylem tarihinin 17.07.2013 olarak gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanığın Şikâyetçiler …, … ve …’ye Yönelik Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanığın Şikâyetçi … ve …’ya Yönelik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.