Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19467 E. 2022/15620 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19467
KARAR NO : 2022/15620
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 10.04.2021 tarih, 2021/İHK-10090 sayılı itirazın kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair kararın süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; davalıya … poliçesi ile sigortalı aracın 14.12.2019 tarihinde karıştığı trafik kazasında yaya olarak bulunan davacının yaralanarak malül kaldığını belirterek; belirsiz alacak davası olarak, 16.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL tedavi gideri ve 1.740,00 TL rapor ücretinin başvuru tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 19.01.2021 tarihli dilekçe ile talebini 58.768,45 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kısmen kabulü ile 50.059,24 TL sürekli iş göremezlik, 5.187,54 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.281,66 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere 58.768,45 TL’nin 09.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş davalı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 39.954,10 TL sürekli iş göremezlik, 5.187,54 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.281,66 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere 47.423,30 TL’nin 09.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsiline dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.
Hak sahiplerinin bakiye ömür süreleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF 1931” cetvellerine göre saptanmakta ise de Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Buna göre, davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerekli ise de, davacının PMF ile hesaplamayı esas alan UHH kararına itirazının bulunmadığı ve davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, kaza tarihi 14.12.2019 olup davacının dosyaya sunduğu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından verilen 07.10.2020 tarihli raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiği belirtilerek davacının alt ekstremitede analjik yürüyüş nedeniyle yürüyüş bozukluğuna göre alt eksremite özür oranı %8, kafa travmasına bağlı olarak sinir sistemi, epilepsi, nöbeti olmayan ancak geçirme riski olanlar değerlendirildiğinde %5 ve servikal yaralanması nedeniyle kas iskelet omurgaya ait sorunlarda özürlülük değerlendirildiğinde %8 olduğu, balthazard formülüne göre toplamda %19 oranında sürekli özür oranı olduğu belirtilmiştir.
Davacının kafa travmasına bağlı olarak sinir sistemi, epilepsi, nöbeti olmayan ancak geçirme riski olanlar değerlendirildiğinde %5 engel oranının bulunduğu belirtilmiştir. Öncelikle, davacının yaralanmadan kaynaklı maluliyetinin tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere içerisinde beyin cerrahı ve nöroloji uzmanının da bulunduğu davacının ikametgahına en yakın üniversitelerin adli tıp bölümünden ya da Sağlık Bakanlığının belirlediği yetkili hastanelerden alınmak üzere kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı ve varsa oranının ne olduğu, maluliyet oranının davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususlarında, bilirkişi heyetince bizzat muayenesi de yapılarak ayrıntılı, gerekçeli, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, karara esas alınan raporun, kaza tarihi olan 14.12.2019 tarihinden 9 ay 23 gün sonra tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik eki cetvellerine göre, alt ekstremite sorunlarında engellilik durumunun kişinin mevcut durumuna göre belirlenmesi gerektiği, kişinin özür durumunun zaman içinde değişebilme ihtimali varsa raporun süreli verilmesi gerektiği, devamlı engelllik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senede düzelme olmadığı tespit edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen yönetmeliğin eki cetvellerinde belirtilen söz konusu süre beklenmeksizin tanzim edilen rapora dayalı karar verilmiştir. Rapor bu nedenle de denetime elverişli değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı tarafından ibraz edilen 11.08.2020 tarihli maluliyet raporunun her ne kadar kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlandığı belirtilmiş ise de ekindeki cetvellere uygun biçimde tanzim edilmediği anlaşıldığından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik eki cetvellerinde belirtilen süre şartlarına uyulmak suretiyle usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre (temyiz eden davalının lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi amacıyla kararın bozulması gerekmiştir.
b- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. Fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, (2-a) ve (2-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararının BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalıya geri verilmesine 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.