Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/5899 E. 2023/5115 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5899
KARAR NO : 2023/5115
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/702 E., 2016/160 K.
SUÇLAR : Mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığının ihlali, kişisel verilerin kaydedilmesi
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 22.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan 6 ay hapis cezası, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 1 yıl hapis cezası, kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan 1 yıl hapis cezası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği,
1. Katılanın kendisine iftira attığına,
2. İddialarının asılsız olduğuna,
3. Katılanın kendisinden intikam almaya çalıştığına,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın aralarında önceye dayalı arkadaşlık ilişkisi bulunan mağdureye rahatsızlık vermeye devam ettiği, olay günü mağdurenin evinde tek başına olduğu bir saatte, üzerinde kargocu kıyafeti bulunan bir şahsın kapıyı çaldığı, elinde bulunan kutu ile beklediğini gören mağdure kapıyı açtığında, sanığın bu şahsın arkasından çıkarak birlikte mağdureyi evin içerisine soktukları, kimliği belirlenemeyen şahsın olay yerinden ayrıldığı, sanığın kapıyı kapatarak mağdureyi oturma odasına götürdüğü, burada darp ettiği, mağdurenin cep telefonu numarasını değiştirmesi nedeniyle, cep telefonunu alarak kendisini aramak suretiyle cep telefonu numarasını ele geçirdiği, buzdolabında asılı bulunan faturayı alarak yırttığı, sanığın diğer şahsa kapıdan sigara alması için para verdiği sırada, mağdurenin kapıyı arkasından kapatarak polisi arayıp şikayetçi olduğu iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun, uzlaştırma kapsamına girmeyen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile birlikte işlendiği anlaşılmıştır.
Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine yönelik kararda bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın sübuta yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan
kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın olay günü alıkoyduğu mağdurenin evinde bulunan buzdolabının üzerindeki elektrik faturasını yırtarak çöpe attığı anlaşılmakla, söz konusu elektrik faturasının maddi bir değer taşımadığı gözetilerek, sanık hakkında unsurları itibarıyla oluşmayan mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kurulan hüküm yönünden;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.
Somut olayda; aralarında önceye dayalı arkadaşlık ilişkisi bulunan ve sanık ile ayrıldıktan sonra da, sanığın kendisine ulaşmasını istemeyen mağdurenin adresini ve telefon numarasını değiştirdiği, olay günü sanığın, adresini tespit ettiği mağdurenin evine zorla girerek onu alıkoyduğu, eylem sırasında mağdurenin cep telefonundan kendi numarasını aramak suretiyle cep telefonu numarasını ele geçirdiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ”Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli kararında sanığın temyiz itirazları ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz itirazının reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Mala zarar verme ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu yönünden ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, Tebliğname’e aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.