Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17020 E. 2022/15894 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17020
KARAR NO : 2022/15894
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum zararı nedeniyle rücuen tazminat davasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; müvekkili kurum nezdinde memur olarak görev yapan davalının kamu davalarının açılmasında kullanılmak üzere verilen avansların bir kısmını sahte makbuz ve sahte imzalarla kapattığının tespit edildiğini, davalı hakkında açılan ceza soruşturması aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalının zimmetine 163.383,40 TL geçirdiğini ve gecikme faizi toplamının ise 52.911,07 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 163.383,40 TL kamu zararının her bir zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın alacağının sabit olduğunu ve davayı ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacı kurumun zararının karşılanacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın 163.484,89 TL yönünden Sivrihisar İcra Müdürlüğünün 2018/51 Esas sayılı dosyasında dava tarihinden sonra yapılan ödeme nedeniyle konusuz kalmasından dolayı karar verilmesine yer olmadığına, 52.809,58 TL yönünden ise davanın kabulü ile 52.809,58 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne, 163.383,40 TL tazminatın her bir zararın (zimmet eyleminin) gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ve davadan sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, kurum zararı nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 294.-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı düzenlenmiştir. HMK’nın 297/2. maddesinde; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından; dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak oluşan toplam kamu zararının, her bir zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında ise davanın kabulü ile 163.383,40 TL tazminatın her bir zararın (zimmet eyleminin) gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu haliyle, her bir zarar yönünden işleyecek yasal faiz bakımından zimmet eylemlerinin tarihlerinin ve miktarlarının açık ve net bir şekilde belirlenmemesi nedeniyle infazda tereddüt yaratacak nitelik taşımaktadır.
Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; davacı kurumun, dava dilekçesindeki talebi gözetilerek davalının zimmet eylemlerinden kaynaklanan her bir kamu zararı yönünden zararların doğduğu tarihlerin ve miktarların belirlenmesine yönelik bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre işletilecek faiz yönünden infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 30.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.