Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/1736 E. 2007/1624 K. 07.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1736
KARAR NO : 2007/1624
KARAR TARİHİ : 07.05.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 329 parsel sayılı 20100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 221 parsele uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Dava dışı … …’ın itirazı Kadastro Komisyonunda red edilmiş ancak komisyon tahkikatı sonucuna göre satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı Hazine, süresi içinde keşif masrafını yatırmadığı ve davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı Hazinenin keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 19.9.1990 tarihli ara kararında ve bu karara istinaden çıkartılan meşruhatlı davetiyede ise hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parası, yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmemiş, keşif ara kararından on üç gün sonrasına keşif günü verilmek suretiyle ilgiliye bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yeterli süre verilmemiştir. Bu şekilde yasal unsurları içermeyen kesin süreli keşif kararına istinaden keşif avansının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle davacı Hazinenin keşif delilinden vazgeçtiği sonucuna varılamaz. Hal böyle olunca; öncelikle çekişmeli taşınmazı ve komşu parselleri gösterir krokinin Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek bu kroki yardımıyla belirlenecek taşınmazı dıştan
çevreleyen tüm komşu parsel tutanaklarının tasdikli suretleri ile ve varsa dayanakları olan belgelerin bulundukları yerlerden dosya içine getirtilmeli, tarafların bildirecekleri tüm deliller toplanmalı ve bundan sonra mahkemece keşif yapılmak üzere gerekli masrafların yatırılması için davacı Hazine’ye kesin süre verilecek ise bu ara kararı yukarıda bahsedilen unsurları içermeli ve Hazine temsilcisi duruşmada hazır bulunmadığı takdirde gönderilecek tebligat üzerine de bu ara kararı aynen yazılmalı, ayrıca davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilmesi gereği unutulmamalıdır. Bundan sonra mahallinde yöntemince yapılacak keşiften elde edilen deliller ile diğer toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.