Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/7174 E. 2022/12579 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7174
KARAR NO : 2022/12579
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 24.09.2014 tarihinde Bulancak Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğünde staja başladığını, stajının 05.06.2015 tarihinde sona erdiğini, İlçe Yazı İşleri Müdürü …’nin davacıya Dernekler Büro Şefliğinde yapılan işleri bildiği için işe devam etmesini istediğini, 05.06.2015 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, bildirimlerinin İşkur üzerinden kesintili olarak yapıldığını, 30.07.2018 tarihine kadar Bulancak Kaymakamlığ’ında kesintisiz çalıştığını, Yazı İşleri Müdürünce 30.07.2018 tarihinde işine son verildiğini belirterek davacının 24.09.2014-30.07.2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak Bulancak Kaymakamlığı’nda çalışmalarının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … Kaymakamlığı, davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil Kurum vekili davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davacının staj dönemi olan 24/09/2014 ila 05/06/2015 tarihlerinden sonra Bulancak Belediyesi vasıtasıyla İşkur üzerinden istihdam edildiği 02/02/2016 tarihi arasındaki dönemde, yine 02/02/2016 tarihi ila 30/06/2016 tarihinden sonra Bulancak Müftülüğü vasıtasıyla İşkur üzerinden istihdam edildiği 11/04/2017 tarihi arasındaki dönemde, yine 11/04/2017 ila 27/01/2018 tarihinden sonra, yani iddia edilen 28/01/2018 ila 12/07/2018 tarih aralığında davacının davalı kurumda belli bir ücret karşılığında, kesintisiz ve sürekli çalıştığının ispat edilememesi” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının 24/09/2014-30/07/2018 tarihleri arasında Bulancak Kaymakamlığı’ndaki hizmetlerinin tespitini talep ettiği görülmektedir. Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü iş yeri bir kamu kuruluşudur. Kamu kuruluşu olan davalı işyerinde geçen çalışmaların resmî kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Davacının kamu kurumu olan Bulancak Kaymakamlığı bünyesinde ücretsiz çalışması hayatın olağan akışına aykırı olup, kamu kuruluşundaki çalışmaların resmî kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğuna göre tanık sözlerine dayalı olarak çalışmanın kanıtlandığının kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi bordo tanıklarının da aksi yönde beyanı bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, delilleri arasında yer alan ve kurum amirinin altında imzası bulunan “Bulancak Kaymakamlığı İşkurlu ve Stajyer Takip Çizelgeleri”nin davacının işkurlu ve stajyer olmadığı dönemlerde davalı kuruma her gün giriş ve çıkış yaptığını kanıtladığını, çalışma süresi içinde kurum içinde başka birimlerdeki çalışanlar tarafından kendisinden bilgisayar ile ilgili olarak teknik yardım istendiğinde davacınınn bu kişilere yardım edip teknik problemleri giderdiğini, davacının zimmet defterlerindeki imza ve yazıları, davacının davalı kurum adına katıldığı denetim raporları ve tutanaklar, davacının e-maili üzerinden yapılan resmi yazışmalar, telefon kayıtları ve mesajların yazılı delil teşkil ettiğini, Bulancak İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Hakan Aşıkoğlu tarafından davacının kullandığı telefona whatsapp uygulaması üzerinden fotoğraf olarak gönderildiğini, evrakın gerçekçiliğinin tam olarak araştırılmadığını, tamamı yazılı olan bu delillerin Yerel Mahkeme tarafından görmezden gelindiğini, Bulancak Kaymakamlığı İlçe Dernekler Büro Şefliği tarafından tutulan giden ve gelen evrakların kaydı yapılan zimmet defterinde, derneklerin alındı cild belgelerinin kaydı tutalan defterde ve Bulancak Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü’nün gelen- giden evrak kayıt defterinde ve zimmet tutanaklarında da (davacının hizmet tespiti talep ettiği dönemlere ait olarak) davacının sayısız el yazısı ve imzası bulunduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, davacının 24.09.2014-30.07.2018 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda “sıfat” olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır.
Anayasa m.123/3’e göre, kamu tüzel kişilikleri ancak kanun ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar. Bakanlıklar, Devlet kamu tüzel kişiliğinin bir davada taraf ehliyetine sahip organlarıdırlar. Bunun dışında bazı genel müdürlüklerin, il özel idarelerinin, köylerin, belediyelerin ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseselerin de tüzel kişilikleri vardır. Kaymakamlık makamının tüzel kişiliği bulunmadığından, bu yönüyle, husumetin İçişleri Bakanlığına ait olduğu gözetilmelidir.
Kabule göre ise, somut olayda, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar, 02.02.2016 sonrası dönem yönünden isabetli ise de; davacının 24.09.2014 tarihinde davalı işyerinde staja başladığı, stajının 05.06.2015 tarihinde sona erdiği, 02.02.2016- 30.06.2016 tarihleri arasında Bulancak Belediye Başkanlığı işyerinden sigortalı bildiriminin bulunduğu, stajının sona erdiği 05.06.2015 tarihinden, ilk sigortalı bildirimin yapıldığı 02.02.2016 tarihine kadar geçtiği iddia olunan fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan; 05.06.2015 – 02.02.2016 tarihleri arasındaki dönem yönünden, davalı işverenin kamu kurumu olduğu ve kamu kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olduğu da göz önünde tutularak, dava konusu döneme ilişkin davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler, dava konu dönemi içerir aylık prim ve hizmet belgeleri, bu çalışmalara ilişkin kurum tespitleri (müfettiş veya yoklama memuru raporları, mahalli denetim tutanakları, yoklama fişleri v.s) Kurum’dan sorularak celbedilmeli, puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle aptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; resen araştırma ilkesi doğrultusunda; bu işyerine ait talep edilen tüm dönemi kapsar aylık prim ve hizmet belgeleri istenmeli, davalı Kuruma verilmiş aylık prim ve hizmet belgelerinde kayden çalışması görünen ve uyuşmazlığa konu dönemi kapsar şekilde çalışması bulunan tanıklardan kanaat edinmeye yetecek kadarının re’sen belirlenerek beyanlarına başvurulmalı; talep edilen döneme ilişkin bordro tanıklarına ulaşılamadığı takdirde sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu yeterince araştırılmalı; toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.